Türkiye’de işsizlik tartışması, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Ağustos 2026 verileriyle yeniden gündeme geldi. TÜİK’e göre mevsim etkisinden arındırılmış dar tanımlı işsizlik oranı yüzde 7,8 olurken, işsiz sayısı 2 milyon 740 bine geriledi. Buna karşın DİSK-AR’ın aynı dönem verileri üzerinden yaptığı hesaplama, geniş tanımlı işsizliğin yüzde 31’e ulaştığını ortaya koydu. DİSK-AR’ın Eylül 2026 tarihli raporuna göre geniş tanımlı işsiz sayısı 12 milyon 608 bin olarak hesaplandı. Böylece resmi işsiz sayısı ile geniş tanımlı işsiz sayısı arasındaki fark 9 milyon 868 bine ulaştı. Raporda, dar ve geniş tanımlı işsizlik arasındaki farkın 23,2 puana çıktığına dikkat çekildi. DİSK-AR, geniş tanımlı işsizlik hesabında yalnızca iş arayan ve çalışmaya hazır olan kişileri değil, çalışma süreleri yetersiz olan ve daha fazla çalışmak isteyenleri de dikkate alıyor. Ağustos 2024’te 11 milyon 481 bin olan geniş tanımlı işsiz sayısının Ağustos 2025’te 12 milyon 597 bine, Ağustos 2026’da ise 12 milyon 608 bine yükseldiği belirtildi. Aynı dönemde dar tanımlı işsiz sayısı 3 milyon 36 binden 2 milyon 740 bine geriledi.
‘Kadınlarda tablo daha ağır’
Raporda kadın işsizliğine ilişkin veriler de dikkat çekti. Geniş tanımlı kadın işsizliği yüzde 40,1 olarak hesaplandı. DİSK-AR verilerine göre çalışma çağındaki kadınların önemli bir bölümünün ya iş bulamadığı ya çalışmaya hazır olduğu halde iş aramadığı ya da mevcut çalışma süresinin ihtiyaçlarını karşılamadığı bir tablo ortaya çıkıyor. İşsizlik verilerinin bir diğer dikkat çeken başlığı ise eksik istihdam oldu. Rapora göre 4,4 milyon kişi haftalık 40 saatten az çalışıyor ve daha fazla çalışmak istiyor. Bunun yanında 5,5 milyon kişinin çalışmak istediği halde iş bulamadığı belirtilirken, resmi işsizlerin yüzde 82’sinin işsizlik ödeneğinden yararlanamadığı kaydedildi. Başkan Küçük, geniş tanımlı işsizliğin yüzde 31’e ulaşmasının çalışanlar açısından önemli bir tablo ortaya koyduğunu belirterek, işsizliğin yanı sıra düşük ücret, eksik çalışma ve güvencesiz istihdam sorunlarının da birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade ederek, “İşsizlik rakamlarına yalnızca iş arayanların sayısı üzerinden bakıldığında, çalışma hayatının gerçek tablosu görülemiyor. Daha fazla çalışmak isteyen ancak yeterli süre çalışamayan milyonlarca insan var. Çalışmak istediği halde iş bulamayan milyonlarca kişi bulunuyor” değerlendirmesinde bulundu.
‘Güvencesiz çalışma uyarısı’
İşsizlik ödeneğinden yararlanamayan resmi işsizlerin oranına da dikkat çeken Küçük, işsiz kalan yurttaşların önemli bir bölümünün gelir güvencesinden yoksun kaldığını söyledi. Küçük, çalışanların işini kaybettiğinde sosyal koruma mekanizmalarına erişebilmesinin önemine işaret ederek, işsizlikle mücadelede yalnızca istihdam sayısının artırılmasının yeterli olmayacağını, güvenceli ve insanca çalışma koşullarının da sağlanması gerektiğini kaydederek, “ DİSK-AR’ın verileri, dar tanımlı işsizlik oranının gerilemesine karşın geniş tanımlı işsizliğin yüksek seviyesini koruduğunu gösteriyor. Ağustos 2024’te yüzde 8,5 olan dar tanımlı işsizlik oranı Ağustos 2026’da yüzde 7,8’e gerilerken, geniş tanımlı işsizlik oranı aynı dönemde yüzde 28,5’ten yüzde 31’e yükseldi. Bu tablo, işgücü piyasasında yalnızca resmi işsizlik oranının değil; iş bulma umudunu kaybedenler, çalışmaya hazır olduğu halde iş aramayanlar ve daha fazla çalışmak isteyenlerin durumunun da dikkate alınması gerektiği tartışmasını yeniden gündeme taşıdı” dedi.




