TBMM'de Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu, AK Parti İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut başkanlığında toplandı. Durgut, suça sürüklenen çocuklar meselesini yalnızca adli süreçler üzerinden ele almayacaklarını belirterek, "Önleyici mekanizmalar ve etkili müdahale modelleri çerçevesinde ele almak üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Özellikle madde bağımlılığı ile suça sürüklenme arasındaki güçlü ilişki bu alanın hem sahaya hem de bilimsel kanıta dayalı biçimde değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır" ifadelerini kullandı.
EBEVEYNLERİYLE BAĞLILIK DURUMUNU GÜÇLENDİRMEK GEREKİYOR
Komisyonda sunum yapan Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, 2017 yılında Uluslararası Öz Bildirim Çocuk Suçluluğu Projesi kapsamında İstanbul'da 2 bin 336 çocuğun katılımıyla gerçekleştirilen araştırmaya değindi. Gönültaş, "Bunların genel profiline baktığımızda yarı yarıya erkek ve kız çocuğu diyebiliriz. İmam hatip okulları, meslek liseleri ve diğer okullarımız var ve yüzde 86'sı anne babası birlikte yaşıyor, yüzde 90'ı da belli bir gelir durumuna sahip. Bu çocukların ve gençlerin aileye bağlılık durumlarına bakıldı. Bakıldığında şöyle bir durum var; çocuklarda aileye bağlılık düştükçe okula bağlılığın da düştüğünü bulgulamışlar. Bu çocuklarda aynı zamanda okuldaki ve mahallede algıladıkları sosyal düzensizlik de artıyor. Yine aileye bağlılık düştükçe sapkın arkadaşlara sahip olma ihtimalleri de artıyor. Yine suça karışma düzeyi anlamlı olarak artıyor. Bunu en başa almamın sebebi; çocuk suçluluğunu önlemek için özellikle çocukların ebeveynleriyle kurdukları bağlılık durumunu güçlendirmek gerekiyor" diye konuştu.
'BAŞKA SUÇLULARLA KARŞILAŞMAMALI'
Çocuk suçluluğunun yeniden tanımlanması gerektiğini ifade eden Gönültaş, önleme, erken müdahale ve adli sistem süreçleri öncesinde sosyalizasyon, anti sosyal alanın etkisi ve ceza adalet sistemi içerisinde çocuk adalet sisteminin öneminin belirlenmesi gerektiğini söyledi. Adalet, Aile ve Sosyal Hizmetler, Milli Eğitim ve İçişleri Bakanlıklarının çocuk suçluluğu ile ilgili yeni bir teşkilatlanmaya gitmelerine ihtiyaç duyulduğunu savunan Gönültaş, "Çocuk, ceza adalet sistemi içerisine girdiğinde başka suçlularla karşılaşma ihtimali var. Biz bunu istemiyoruz. Hem onlarla network oluşmasına sebebiyet verebilir hem de yeni suçlar öğrenmesine sebebiyet verebilir. Önemli noktalarından bir tanesi suçun kökleri ailede yatıyor. Çatışma ve ihmal en güçlü tetikleyiciler. Dünyadaki hemen hemen tüm çalışmaları şöyle bir gözden geçirdiğimde şunu fark ettim; çocuk suçluların arka planında iki büyük problem var. Birincisi aile içi çatışma ve aile fonksiyonlarındaki bozukluklar. İhmal ve kötü muamele olduğunu görüyoruz. Tam tersine, suça karışmayan çocuklarda da gördüğümüz en büyük şey yüksek akademik başarı. Özellikle eğitime devam etmek ve yüksek akademik başarı oldukça önemli ve güçlü ebeveyn ilişkileri çocukların suçluluğa karışma ihtimallerini düşürüyor" dedi.
'YÜZDE 55'LİK BAŞARI OLUŞTU'
Gönültaş, Adana'da 'Yaşam Koçlarıyla Umut Yıldızı Projesi' kapsamında 16-18 yaş aralığındaki 120 kişilik bir grup ile yaptığı çalışmadan bahsetti. Gönültaş, 120 çocuğun adli kayıtlara bakılarak belirlendiğini ve malvarlığına yönelik suçları işleyen çocuklardan oluştuğunu vurgulayarak, "Bu projede özellikle toplum destekli polis arkadaşlarımızı her bir çocuğa yaşam koçu olarak belirledik. Bu personellerimize de yaşam koçluğu eğitimi verdik; özellikle olumlu rol model olma, iç kontrol gelişimi, suç fikrine karşı nasıl direnmeliler konularında. Bu arada çocuklara bir meslek vakfı aracılığıyla da mobilyacılık, elektrik tesisatçılığı gibi o an piyasada iş bulma kolaylığı olan işlerden eğitimler verildi. Bu eğitimlerde de bitirme şartı aradık ve sertifika almalarını sağladık. Tabii, bu süre zarfında eğitimler dışında kültürel etkinlikleri, sportif faaliyetleri, bilinçlendirme ve sağlık çalışmalarını yapmaya çalıştık. Özellikle madde bağımlısı çocukların tedavisini bizzat takip etmeye çalıştık. Neticede şöyle bir durum ortaya çıktı; 105 çocukla bitirebildik, 15 çocuğumuz ayrıldı. Bu çocuklarımızdan 65 çocuğu sivil toplum örgütleri ve özellikle meslek odaları vasıtasıyla işlere yerleştirdik. Ama 65 çocuk devamlılığını sağlayabildi, yüzde 55'lik bir başarı oluştu" değerlendirmesinde bulundu.
Ardından Yeşilay Akademi Direktörü Hakan Çetin sunum yaptı. Bağımlılık ile ilgili bilgi veren Çetin, şöyle konuştu:
"Bağımlılık ve suç ilişkisini ortaya koyan birkaç uluslararası veriden bahsedeceğim. Aile içi istismar olaylarının yaklaşık yüzde 40'ında madde kullanımının olduğunu ortaya koyan bir araştırma sonucumuz var. Uyuşturucu kullanan kadınlar, toplumsal cinsiyete dayalı şiddete 2 ila 5 kat daha fazla maruz kalıyorlar. Özellikle metamfetamin kullanıcıları arasında 18-25 yaşta yüzde 35'i madde etkisi altındayken şiddet uygulandığını ifade etmiş. Ergenlik ile ilgili birkaç veri var. Dünya Sağlık Örgütüne göre gençlerin şiddete sürüklenmesinde erken yaşta alkol, tütün ve uyuşturucu kullanımının önemli bir düzeyde risk faktörü olduğu ortaya konulmuş. Bununla birlikte, özellikle ergenler arasında en yaygın kullanılan psikoaktif madde alkol. Dünyada en çok kullanılan madde alkol, Türkiye'de ise tütün alkolden daha fazla kullanılıyor. Yasa dışı maddeler açısından da dünyada da Türkiye'de de en çok kullanılan madde esrar. Ergenlik ve suça sürüklenme perspektifinde TÜİK'in verilerine baktığımızda çocukların karıştığı olaylar 202 bin suça sürüklenme kapsamında ve bu olayların yüzde 8,2'sinde uyuşturucu ya da uyarıcı maddenin satışı ya da alınmasıyla ilişkili olduğu bulunmuş. Uyuşturucuya ilişkin suçlar yaralanma ve hırsızlığın ardından 3'üncü sırada en yaygın suç kategorisinde yer alıyor."




