13 Nisan sabah saatlerinde Akdeniz açıklarında meydana gelen ve Antalya genelinde hissedilen deprem, kısa süreli paniğe neden oldu. Sarsıntının, Akdeniz’in en aktif sismik kuşaklarından biri olan Kıbrıs-Helen yayı üzerinde gerçekleştiği değerlendiriliyor. Uzmanlar, bu hattın geçmişte büyük depremler üretebildiğine dikkat çekerek bölgedeki hareketliliğin yakından izlenmesi gerektiğini vurguluyor. Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Karancı, Antalya’nın doğrudan bir fay hattı üzerinde olmasa da çevresindeki güçlü fay sistemleri nedeniyle ciddi risk taşıdığını belirterek, kentin üç ana fay sisteminin etkisinde olduğunu hatırlattı. Karancı, Batıda Fethiye-Burdur Fay Zonu, Güneyde Kıbrıs-Helen yayı (dalma-batma zonu), Doğuda Aksu Fayı, Özellikle geçmişte 7 ve üzeri büyüklükte depremler üreten Fethiye-Burdur Fay Zonu’nun Antalya’ya yakınlığı, riskin en önemli unsurlarından biri olarak gösteriliyor.
‘Risk göz ardı edilmemeli’
Karancı, son yaşanan depremlerin Antalya için bir uyarı niteliği taşıdığını belirterek, “Risk göz ardı edilmemeli” dedi. Kentte deprem olasılığının tamamen yok sayılmasının büyük bir hata olacağını vurguladı. Deprem riskinin yalnızca fay hatlarından kaynaklanmadığını belirten Karancı, Antalya’daki zemin yapısına dikkat çekti. Özellikle alüvyon zeminler, dere yatakları ve yer altı su seviyesinin yüksek olduğu bölgelerde riskin arttığını ifade etti. Bu tür zeminlerde meydana gelen “zemin büyütmesi” etkisinin deprem dalgalarını daha yıkıcı hale getirdiğini belirten Karancı, sıvılaşma tehlikesine karşı da uyarıda bulundu.
Yapı stoku için kritik uyarı
Karancı, Antalya’da mevcut yapı stokunun gözden geçirilmesi gerektiğini belirterek, özellikle eski binaların risk taşıdığına dikkat çekti. Kentsel dönüşüm çalışmalarının hızlandırılması, zemin etütlerinin titizlikle yapılması ve yeni yapılaşmalarda bilimsel kriterlerin esas alınması gerektiğini vurguladı. Demre açıklarında meydana gelen peş peşe depremler, Antalya’nın sanıldığı kadar “güvenli” bir şehir olmadığını bir kez daha ortaya koydu. Uzmanlar, hem yerel yönetimlerin hem de vatandaşların deprem gerçeğine karşı hazırlıklı olması gerektiği konusunda uyarıyor