A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Alim Doğan Özcivan, mağaranın adının doğuş hikayesinden ekolojik yapısına, jeolojik özelliklerinden gelecekte korunması gereken hassas dengelere kadar pek çok önemli detaya dikkat çekti. Özcivan, yaygın kanının aksine mağaranın adının dağın bir beşiğe benzemesinden gelmediğini, 1960’lı yıllarda jeolog Temuçin Aygen tarafından keşfedilmeden önce yörede düden olarak bilindiğini ifade etti.

İsminin kaynağı ve efsanesi

Mağaranın karşısında yer alan Akseki Gödene köyünün geçmişte Götenna Krallığı’na ev sahipliği yaptığını belirten Özcivan, yöredeki yaşlı sakinlerden dinlediği efsaneyi şu sözlerle aktardı: “Geçmişte kralın çocuğu Gödene’nin kuzeyindeki sivri tepelerde altın beşikle gezdirilirmiş. Eşkıyalar altın beşiği kaçırıp düdenin içine saklamışlar ve kralın tüm çabalarına rağmen bulunamamış. O günden bu yana yörede bu mağara Altınbeşik olarak anılmaktadır.” Bu ismi duyan Dr. Temuçin Aygen’in de keşfi Altınbeşik Mağarası olarak literatüre geçirdiğini kaydetti.

BBP: Bu maaş artışı sadaka bile değildir
BBP: Bu maaş artışı sadaka bile değildir
İçeriği Görüntüle

Milli park süreci ve ekolojik eleştiriler

2000’li yılların başında açılan araç yolu ve Ürünlü köyü Değirmenderesi üzerine yapılan köprü ile mağaranın yakınına kadar ulaşım sağlanırken bölgenin milli park ilan edildiğini hatırlatan Özcivan, yerleşik halkın sığır ve keçi otlatmasının yasaklanmasının yanlış bir karar olduğunu vurguladı. Dağ ve ırmak yamaçlarının Davar İni, Güvercin Göbedi, Domuz Tokmağı ve Öküz Uçtuğu gibi geleneksel hayvan isimleriyle anıldığına dikkat çekildi.

Bilimsel ve tıbbi potansiyel

Mağaranın kireçtaşının karbondioksitli su ile çözünmesiyle büyük boşluklar ve sarkıtlar oluşturduğunu belirten Özcivan, bilimsel çalışmalar açısından iki kritik husus öne çıkarıldığını hatırlatarak, “Mağaranın giriş ağzı ve üstündeki katmanların ayrıntılı bir jeolojik çalışmayla ortaya konulması gerekmektedir. 56 yıl önce yol yokken yabancı gezginlerin at ve eşek sırtında gelerek mağara ağzında haftalarca kaldığı ve mağaradan gelen esintiyi teneffüs ettiği belirtilerek, mağaranın klimatolojik özellikleriyle şifa kaynağı olabileceği ve aşırı turizmin doğal havayı bozabileceği ifade edildi” dedi.

Geleceğe yönelik uyarılar

Rus hidrojeologların mağara yeraltı gölünde doğal köprü düşey altında bir sifon sistemi bulunduğuna dair tespitlerini paylaşan Özcivan, olası dinamit ve patlayıcı kullanımının tüm Akseki-İbradı havzasının su sistemine büyük zarar vereceği uyarısında bulundu. Doğal yapının korunması adına tünel gibi müdahaleler yerine daha çevreci önlemlerin alınması gerektiğini yineledi.

Muhabir: Zehra ÇİÇEK