Antalya turizminin lokomotif güçleri ve devletin zirvesi Fame Hotel’de bir araya geldi. ‘Kültürel Mirasın Korunması ve Sürdürülebilir Gelecek’ zirvesinde, kültürel mirası korumanın bir tercih değil ‘beka meselesi’ olduğu vurgulanırken, yatırımların iki katına çıkarıldığı müjdesi ve yapay zekadan su yönetimine uzanan devrim niteliğinde kararlar toplantıya damga vurdu.
Kültür ve Turizm Müdürlüğü, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) ve Lara Turizm Yatırımcıları Derneği iş birliğiyle düzenlenen stratejik toplantı, sektörün geleceğini yeniden şekillendirdi. Şehrin tüm dinamiklerinin katıldığı buluşmada, Antalya'nın hem tarım hem turizmde dünya markası kalabilmesi için ‘Yeşil Dönüşüm’ ve ‘Miras’ odaklı yeni bir dönemin kapıları aralandı.
Yatırımlar iki katına çıktı
Toplantının açılışında konuşan Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürü Ayhan Gök, kültürel mirasın turizmin can damarı olduğunu belirterek devletin bu konudaki kararlılığını, "Bakanlığımız, 'Geleceğe Miras Projesi' kapsamında son yıllarda yapılan yatırımları tam iki katına çıkardı. Amacımız sadece turist sayısını artırmak değil; asıl mesele kültürel değerlerimizi koruyarak geliri şehrin tüm dinamiklerine yaymaktır. Sürdürülebilirlik tam da bu noktada, değerlerimizi gelecek nesillere aktarma sorumluluğunda devreye giriyor” sözleri ile anlattı.

Su yönetimi ve gıda israfı
İl Tarım ve Orman Müdürü Şakir Fırat Erkal, Antalya'nın hem tarım hem turizm kenti olmasının getirdiği ortak sorumluluklara dikkat çekti. Yeşil dönüşümün altını çizen Erkal, “Antalya hem turizm hem de gerçekten bir tarım kenti. Bu iki sektörün sürdürülebilirlik başlıklarına baktığınızda çevresel, ekonomik ve sosyo-kültürel anlamda çok ortak paydası var. Özellikle yaş sebze açısından büyük kentleri besleyen bir şehir olarak; su kullanımı ve gıda israfının önlenmesine yönelik çalışmalar çok kıymetlidir. Bu üç başlıktaki sürdürülebilirliği tarım ve turizmde birlikte yürütmemiz gerekiyor” dedi.
‘Mirasa sahip çıkmalıyız’
POYD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ercan Çek, sektör profesyonelleri adına yaptığı konuşmada stratejik bir hedef gösterdi. Devletin fiziksel mirası koruma gücüne vurgu yapan Çek, sivil toplumun odaklanması gereken alanı şöyle tanımladı: “Somut mirasın korunmasında devletimiz ana güçtür. Ancak bizlerin ve STK’ların asıl odaklanması gereken alan 'somut olmayan kültürel mirasımızdır'. Gastronomimiz, geleneklerimiz ve coğrafi işaretli ürünlerimiz bir destinasyonu dünya markası yapar. Bu köklü değerleri uluslararası arenada hak ettiği yere taşımak hepimizin sorumluluğudur. Ayrıca sürdürülebilir bir gelecek için bölgedeki savaşların son bulmasını temenni ediyoruz”
Sürdürülebilirlik reçetesi
Toplantı kapsamında uzman isimler, sürdürülebilirliği teoriden pratiğe döken önemli sunumlar gerçekleştirdi: Doç. Dr. Mehmet Bahar: Kavramın teorik altyapısını kurarak sürdürülebilirliğin sadece çevresel değil, ekonomik bir zorunluluk olduğunu belirtti. Prof. Dr. Feriştah Alanyalı: Side örneği üzerinden kültürel alanların korunarak nasıl turizme kazandırılabileceğini somut verilerle anlattı. Biyomühendis Hüseyin Çağlar İnce, turizmdeki hayati tehlikeye dikkat çekerek; "Su yönetimi artık bir tercih değil, hayati bir kriz yönetim sürecidir," dedi. Elektra Web CEO’su Kemal Oral ise , teknolojik vizyonu sundu, "Yapay zekanın sürdürülebilirliğe etkisi büyüktür. Akıllı adımlar maliyetleri düşürürken verimliliği artırıyor, dijitalleşme bu sürecin anahtarıdır” mesajını verdi.

Yeşil standartlar, çözümler
Antalya’nın çevresel markalaşması konusunda söz alan TÜRCEV Koordinatörü Mustafa Ergiydiren, ‘Yeşil Anahtar’ programının kritik önemine değindi. Programın kapanış sunumlarını yapan Burçin Karademir ve Işıl D. Düzgünçınar ise evrensel sürdürülebilirlik standartlarının yerel çözümlerle nasıl entegre edilebileceği konusunda operasyonel bir rehber sundular. Etkinlik, soru-cevap bölümünün ardından turizmde yeni bir vizyon birliği kararıyla sona erdi.




