Antalya Tabip Odası, sezaryen oranlarının yüksekliği gerekçesiyle kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarına yönelik uygulanan meslekten men ve zorunlu eğitim kararlarına ilişkin basın toplantısı düzenledi. Antalya Tabip Odası Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıda, söz konusu yaptırımların hukuki dayanaktan yoksun olduğu, hekimlerin mesleki itibarını zedelediği ve sağlık sistemindeki yapısal sorunların göz ardı edildiği vurgulandı.

Basın toplantısında konuşan Antalya Tabip Odası Başkanı Dr. Hüseyin Can Ertürk ile Oda Sekreteri ve Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Güray Ünlü, uygulamanın yalnızca kadın doğum uzmanlarını değil, doğrudan anne ve bebek sağlığını da olumsuz etkileyeceğini ifade etti.

‘Sağlık dev bir endüstriye dönüştürüldü’

Toplantının açılış konuşmasını yapan Antalya Tabip Odası Başkanı Dr. Hüseyin Can Ertürk, Türkiye’de yıllardır uygulanan Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın sağlık hizmetlerini kamusal bir hak olmaktan uzaklaştırdığını savundu. Sağlık sisteminin üretim ve tüketim odaklı bir yapıya dönüştürüldüğünü belirten Ertürk, “Halk sağlığı ve sevk zinciri ikinci plana itilmiş, özel sektörün sağlık alanındaki payı hızla artırılmıştır. Bugün sağlık sistemi adeta zarar etmesi mümkün olmayan dev bir endüstriyel işletmeye dönüştürülmüştür. Sayın Sağlık Bakanı’nın bütçe görüşmelerinde açıkladığı günlük 1 milyon poliklinik, 18 bin ameliyat ve 500 bin tetkik rakamları da bunun en açık göstergesidir” dedi.

‘Bu sistemin yükünü hekimler taşıyor’

Sağlık sisteminin bütün yükünün hekimlerin omuzlarında olduğunu dile getiren Ertürk, hekimlerin bilgi, deneyim ve büyük özveriyle görev yaptığını söyledi. “Hekimler görevlerini Türkiye Cumhuriyeti kanunlarının verdiği yetkiyle yerine getirmektedir” diyen Ertürk, tıp fakültesi diploması ve uzmanlık belgelerinin hekimlere bağımsız meslek icra etme hakkı verdiğini hatırlattı. Uzman hekimlere yönelik idari yaptırımların kanun yerine yönetmelik ve kurul kararlarıyla uygulanmasının ciddi hukuki sorunlar doğuracağını belirten Ertürk, “Kanunla verilen bir yetkinin yönetmelikle sınırlandırılması Anayasal açıdan da tartışmalıdır. Bugün kadın doğum uzmanlarına uygulanan bu yöntem, yarın bütün branşlardaki uzman hekimlerin diplomalarının ve mesleki yetkilerinin tartışmaya açılmasının önünü açabilir” ifadelerini kullandı.

‘Bu kabul edilemez bir uygulamadır’

Basın açıklamasının devamında konuşan Antalya Tabip Odası Sekreteri ve Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Güray Ünlü ise Sağlık Meslekleri Kurulu tarafından bazı kadın doğum uzmanlarına verilen 6 aylık meslekten men ve zorunlu eğitim kararlarını sert sözlerle eleştirerek, “Bazıları 35 yıllık meslek hayatına sahip olan, on binlerce doğumu başarıyla gerçekleştiren meslektaşlarımız yalnızca primer sezaryen oranlarının yüksek olduğu gerekçesiyle meslekten uzaklaştırılmıştır. Aynı gün hastaneleriyle ilişikleri kesilmiş, doğum dışında hiçbir hastaya bakamaz hale getirilmişlerdir. Bu kabul edilemez bir uygulamadır” dedi.

‘Tek başına yetersizlik göstergesi olamaz’

17 Temmuz Cuma sıcaklık alarmı! Antalya'da yarın hava nasıl olacak?
17 Temmuz Cuma sıcaklık alarmı! Antalya'da yarın hava nasıl olacak?
İçeriği Görüntüle

Primer sezaryen oranlarının tek başına hekimin başarısını ölçemeyeceğini belirten Ünlü, istatistiklerin bilimsel yöntemlerle değerlendirilmediğini söyleyerek, “Primer sezaryen, bir kadına ilk kez yapılan sezaryeni ifade eder. Ancak bu oranın yüksek olması tek başına hekimin yetersiz olduğu anlamına gelmez. Riskli gebelikler, tüp bebek tedavileri, ileri anne yaşı, çoğul gebelikler ve annenin kendi tercihi gibi çok sayıda etken değerlendirilmeden yalnızca tek bir oran üzerinden ceza verilmesi bilimsel değildir” diye konuştu.

‘İddianın hiçbir hukuki dayanağı yok’

663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 23’üncü maddesine dikkat çeken Ünlü, mesleki yetersizlik kararının ancak mahkeme kararı, disiplin soruşturması veya bilimsel bilirkişi raporuyla tespit edilebileceğini söyleyerek, “Meslektaşlarımız hakkında böyle bir tespit bulunmuyor. Hiçbir somut delil ortaya konulmadan yalnızca istatistiklere bakılarak hekimlerin yetersiz ilan edilmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır” dedi.

‘Sistemin eksikleri görmezden geliniyor’

Türkiye’deki yüksek sezaryen oranlarının temel nedeninin hekimler olmadığını savunan Ünlü, sağlık sistemindeki altyapı eksikliklerine dikkat çekti. Doğum hizmetinin yalnızca hekimin bilgi ve becerisiyle yürütülemeyeceğini belirten Ünlü, “Yeterli ebe bulunmaması, yeni doğan uzmanı eksikliği, anestezi uzmanına ulaşamama, kan bankalarının yetersizliği, yoğun bakım yatağı sıkıntısı ve gece organizasyonundaki aksaklıklar doğrudan doğum yönetimini etkiliyor. En başarılı hekim bile kötü işleyen bir sistem içerisinde hata yapabilir” ifadelerini kullandı.

‘Büyük risk altında çalışıyorlar’

Kadın doğum uzmanlarının özellikle gece nöbetlerinde çok ağır şartlar altında görev yaptığını belirten Ünlü, büyük şehirlerde bile acil doğum organizasyonlarının ciddi sorunlar yaşadığını söyleyerek, “Bir doğum sırasında bebeğin sıkıntıya girmesi halinde çocuk doktorunun, anestezi uzmanının ve ameliyathane ekibinin evlerinden tek tek çağrıldığı bir sistemden bahsediyoruz. Dakikalarla yarışılan bu süreçlerde yaşanan gecikmeler tüm sorumluluğun hekimin üzerine yüklenmesine neden oluyor” dedi.

‘Defansif tıp sezaryen oranlarını artırıyor’

Malpraktis davalarının hekimler üzerinde büyük baskı oluşturduğunu dile getiren Ünlü, bunun sezaryen kararlarını da etkilediğini söyleyerek, “Normal doğum sırasında gelişebilecek komplikasyonlarda ilk sorulan soru ‘Neden sezaryene alınmadı?’ oluyor. Buna karşılık sezaryen yapılmış olması hekimin hukuki açıdan kendisini daha rahat savunmasını sağlıyor. Bu durum hekimleri defansif tıp uygulamaya itiyor” diye konuştu.

‘Kadınların tercihleri de dikkate alınmalı’

Kadınların sezaryen tercih etmesinin yalnızca tıbbi nedenlerden kaynaklanmadığını belirten Ünlü, doğum ağrısı, doğum travması, idrar kaçırma, rahim sarkması ve cinsel yaşamın etkilenmesi gibi kaygıların da bu kararda önemli rol oynadığını hatırlatarak, “Anne isteğine bağlı sezaryen modern tıbbın hasta özerkliği anlayışının bir parçasıdır. Ancak Bakanlığın mevcut sınıflandırmasında bu endikasyon yer almadığı için hekimler farklı tanılar yazmak zorunda kalıyor. Bu da istatistiklerin yanlış değerlendirilmesine yol açıyor” dedi.

10 yıllık stratejik plan çağrısı

Antalya Tabip Odası, yalnızca eleştirmekle kalmayıp çözüm önerilerini de kamuoyuyla paylaştı. Oda, hekimlere yönelik idari yaptırımların derhal durdurulmasını, uygulamanın en az 10 yıl ertelenmesini hatırlattı. Ayrıca, güçlü ebelik sisteminin kurulmasını, doğumevlerinin yaygınlaştırılmasını, anne isteğine bağlı sezaryenin resmi endikasyon olarak kabul edilmesini, ülkeye özgü doğum istatistiklerinin hazırlanmasını, kan bankalarının güçlendirilmesini, yenidoğan yoğun bakım altyapısının geliştirilmesini ve hekimleri koruyacak özel sağlık hukuku düzenlemelerinin hayata geçirilmesini istedi.

‘Derhal durdurulmasını talep ediyoruz’

Toplantının sonunda Antalya Tabip Odası adına ortak çağrıyı yineleyen Op. Dr. Güray Ünlü, “Meslektaşlarımızın itibarını zedeleyen, çalışma özgürlüğünü kısıtlayan ve bilimsel temelden yoksun olan Sağlık Meslekleri Kurulu kararlarının derhal durdurulmasını talep ediyoruz. Hekimler Bakanlık politikaları ile tıbbi gerçekler arasında seçim yapmaya zorlanmamalıdır. Bu yaklaşım yalnızca hekimleri değil, anne ve bebek sağlığını da tehlikeye atacaktır” dedi. Antalya Tabip Odası yetkilileri, kadın doğum uzmanlarına yönelik cezalandırıcı uygulamaların sona erdirilmesi, bilimsel veriler ve ortak akıl doğrultusunda yeni bir doğum politikası oluşturulması çağrısında bulunarak, sağlık sistemindeki yapısal sorunlar çözülmeden hekimlerin hedef gösterilmesinin toplum sağlığı açısından ciddi sonuçlar doğuracağı uyarısında bulundu.

Muhabir: Esra ALTUNKES