Maçlar bitti..
Bazı tespitlerimi yazmazsam, karnım şişer..
Fenerlisi, Galatasaraylısı, Beşiktaşlısı, Trabzonsporlusu ve sair bütün takım futbolcu-yönetici ve taraftarları, Ziraat Türkiye Kupası finalinde Bursasporluların yarattıkları tabloyu “örnek” alsın istiyorum..
…
Maçın sonları yaklaşmış..
Fenerbahçe 3-0 önde..
Bursaspor tribünlerinde inanılmaz bir görsel şov ve coşku yaşanıyor..
Taraftarlar, yeşil-beyaz kaşkolları sallayarak sanki şampiyonluğu kutluyor..
O arada Alex bir gol daha atıyor..
Durum 4-0 oluyor..
Ama..
Golü sanki Fenerbahçe değil de Bursaspor atmış gibi, yeşil-beyaz coşku devam ediyor..
Ne rakip takım futbolcu ve yöneticilerine, ne de kendi takımlarına en küçük “kötü söz-küfür” yok..
Ve..
Son düdük çalıyor..
Kupa 29 yıl sonra Fenerbahçe’nin..
Bursasporlu futbolcular üzgün, ama hepsi gidiyor Fenerbahçeli futbolcuları tek tek öpüyor, kutluyor..
…
Ben bu tabloyu onlarca yıldır görmedim..
Özellikle F. Bahçe-G.Saray-Beşiktaş-Trabzonspor maçlarında yaşanan olayları şöyle bir düşününce..
Önceki gün Bursaspor taraftarlarının ve futbolcularının yarattıkları o güzellikten sonra inanın “spor” adına çok duygulandım..
Hepsini yürekten kutluyorum..
Umarım, bu tablo Türkiye’deki bütün takımlarımıza bir “ders” bir “örnek” olur..
…
Çoğunuz bilmezsiniz..
Bu mesleğe 44 yıl önce “spor muhabiri” olarak başladım..
40 yıldır da TSYD ve AIPS’in asil üyesiyim..
O kadar çok maç izledim-yazdım ve yorumladım ki..
Eskiden tribünler ortaktı..
Her takımın taraftarı iç içe-yanyana oturur, birlikte maç izlerdi..
Hatta, rakip takım iyi oynuyorsa, onu alkışlardı..
Biri gol atınca, karşı takımın taraftarı üzülür, ama yine de gol atan takımın taraftarını tebrik ederdi..
Çünkü..
Aynı şeyi karşı taraf da kendisine yapıyordu..
Sonra her şey değişmeye başladı..
Önce tribünler ayrıldı..
Sonra, rakip takımın taraftarı stada bile alınmamaya başladı..
İşte, futbolda bu tür uygulamalar başladıktan sonra, ben de spor yazmaktan yavaş yavaş uzaklaşmaya başladım..
Dünyada büyük bir “endüstri” haline gelen futbol, artık spor olmaktan çıktı..
Adeta bir “kumar ve siyasi çıkar aracı” oldu..
Öylesine büyük paralar dönüyor ki..
Bugün futbol sektörü, neredeyse finans sektörüyle yarış ediyor..
Kulüp yönetici olmak için verilen kavgalar-çekişmeler boşuna değil..
…
Bu kadar çok paranın döndüğü bir yerde, işin “spor” olarak kalmasına “para babaları” pek izin vermez..
Nitekim, vermiyor da..
“Futbol eşittir para” diyerek, katıldıkları ligde derece elde ederek “daha çok para” kazanabilmek ve bu arada “ayaklı para makinesi” taraftarlar kazanabilmek için, “sert bir rekabet ortamı” yaratılıyor..
Bazı parayla tutulmuş taraftar(!)lar, ortamı germekle, gerektiğinde olay çıkarmakta kullanılıyor..
Müsabaka işin en önemsiz bölümü..
Maçların çok büyük bir kısmı, maç başlamadan önce kazanılıyor ya da kaybediliyor zaten..
Bu arada “pahalı figüranlar” yetenekleri ölçüsünde çalım atıyor, pas veriyor, gol atıyor, seyredenleri eğlendiriyor, o kadar..
…
Bu hale gelmiş bir futbol için “spor” ve “sportmenlik” söylemleri bir şey ifade eder mi, bunu da siz söyleyin..
Ama..
Önceki akşam..
Belki de onlarca yıl sonra ilk defa, futbolu bir “spor” gibi seyrettim, “sportmen”lik gösterilerinden büyük keyif aldım..
Bursasporluların yarattığı bu “şahane” tabloyu bir daha görebilir miyim, bilmiyorum..
Umarım..
Her maça yansır ve Türk futbolu bu şekilde devam eder..
Bu isteğim, çok mu “ütopik” oldu?
Asayiş
Antalya
İlçeler
Özel
Trend Haberler
Menderes Türel’den adaylık sorusuna yanıt: Antalya’ya hizmet benim için şereftir
Antalya-Kemer yolu trafiğe kapandı
‘Hastanelerde işaret dili tercümanı zorunlu hale getirilmeli’
Antalya’nın geleceği 'veri' ile şekillenecek: Antalya Forum X kuruldu
Siyaset ve iş dünyası bu düğünde buluştu
Milli maç heyecanı Olbia Meydanı’nda yaşanacak!