CHP Genel Merkezi'nde basına kapalı gerçekleşen görüşme 1 saat sürdü. Görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenlendi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Meclis'in açık olması gerektiği zamanda Adalet ve Kalkınma Partisi’nin talebiyle yıl ortası tatile girdiğini söyleyerek, "Biz geçtiğimiz hafta emeklilerle ilgili bu önemli gündem varken ve devamında Suriye'de gelişmeler yaşanıyorken, dış politikada ve iç politikada bu kadar önemli bir tansiyon varken Meclis'in kapanmasını hiç doğru bulmadık. Ama Adalet ve Kalkınma Partisi, ısrarla bizim imza atmamamıza, muhalefet partilerinin karşı çıkmasına rağmen Meclis’i tatile soktu. Tabii böylesi önemli gündemler yaşanırken Meclis’in kapalı olması, siyasetin durması, siyasetin duyarsız kalması anlamına gelmiyor. Böyle bir ihtiyaçtan ve içinde bulunduğumuz süreçten dolayı DEM Parti’nin kıymetli heyeti bize ziyarette bulundular. Kendileriyle çok faydalı görüş alışverişlerinde bulunduk" diye konuştu.

DEM Partiden CHPye ziyaret

'TÜRKİYE'NİN BARIŞIYLA SURİYE'NİN BARIŞINI İÇ İÇE GÖRÜYORUZ'

Özel, siyasetin konuşmak ve çözüm üretmek için yapıldığını belirterek, "Siyaset, ayrılıklar, kavgalar, çatışmalar üzerinden değil; barış, kardeşlik ve dostluk üzerinden yarınları kurmak için yapılır. Biz Türkiye'de süreç başladığı andan itibaren ve Suriye'deki gelişmeleri yakından takip ettiğimiz tüm süreçlerde Türkiye'nin barışıyla Suriye'nin barışını iç içe gördük. Bunun dışında bir şeyi düşünmek, tahayyül etmek, planlamak zaten akıl ve mantıkla bağdaşır bir durum değildir. Suriye'de bir an önce istikrarın sağlanmasından; Suriye'de hem Türkmenleri, hem Arapları, hem Kürtleri, hem Dürzileri, hem Alevileri kapsayıp anayasal güvence altına alan ve Suriye'de barışı hakim kılan bir çözümden yana olduk. Bu durum Türkiye'nin barışına da katkı sağlayacaktır. Daha önce de söyledim. Ortada bir sınır çizgisinin olması, iki taraftaki kardeşliği ortadan kaldırmıyor. Sınırın iki yanında akrabalar yaşadığı gibi Türkmenlerin de Kürtlerin de Arapların da her birimizin akrabaları olduğunu ve onlarla aramızda oluşabilecek hukukun sadece kardeşlik hukuku olduğunu görmemiz lazım. Türkiye’de 6-8 milyon Arap yaşıyor ama zaman zaman işte Suriye’deki karışıklıklar; onun yarattığı iç göç; Türkiye'deki sığınmacı problemleri yüzünden sanki bir Arap düşmanlığı yükseliyor. Türkiye’de Kürt kardeşlerimizle hep birlikte Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu unsurları olarak birlikte yaşıyoruz. Ama işler yolunda giderken kardeşlikten bahsedenler, birazcık ortalık karışınca gerçek yüzlerini gösteriyorlar. Biraz önce Sayın Genel Başkanın da bahsettiği gibi bir nefret söylemine varan, Kürtleri kıracak, onları rencide edecek bir dil kullanıyorlar. Bunların tamamını reddediyoruz" ifadelerini kullandı.

'DİYALOĞU VE ÇÖZÜMÜ ÖN PLANA ALMAK GEREKİYOR'

Suriye’deki gelişmeleri ve şu anda Suriye’de yaşanan insanlık dramını dikkatle ve endişeyle takip ettiklerini vurgulayan Özel, "Bir yandan Türkiye’den yardım konvoylarının çıkmış olmasını, Halep üzerinden Ayn el-Arab’a, Kobani’ye ulaştırılıyor olmasını olumlu görüyoruz. Ama orayı bu hale kim getirdi bir de ona bakmak lazım. Orada birtakım selefi yapılara yol verip de ondan sonra orada şehirler kuşatılınca, elektrikler kesilince, 5 tane çocuk soğuktan donunca, insanlar açlığa sürüklenince buradan yardım TIR’ları yollamak yerine, bunlara sebebiyet verecek kargaşaya imkan tanımayıp, hep söylediğimiz gibi diyaloğu ve çözümü ön plana almak gerekiyor Suriye’de de. Ama bir yandan da şunu söylemek lazım; şehirlerin kuşatıldığı zamanda gidecek bu yardımlar doğru yere mi ulaşacak, yoksa başkalarının eline mi geçecek? Bundan dolayı da endişeliyiz. İçeride görüşmede de konuştuk; bu yardımların Öncüpınar’dan Halep’e, Halep’ten Ayn el-Arab’a, Kobani’ye ulaştırılmasının dışında çok daha pratik, lojistik olarak da aklın gereği olan, çok daha garanti bir yol var. Mürşitpınar Sınır Kapımız var. Mürşitpınar Sınır Kapısı açıldığında zaten yardımlar ulaşması gereken yere ulaşıyor; bir kuşatmayı geçmek zorunda kalmaksızın. Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın insani yardımlarla sınırlı olmak üzere açılmasını ve tüm yardımların buradan ulaştırılmasını önemli görüyoruz" açıklamasında bulundu.

‘KOMİSYON, SURİYE'DEKİ KARIŞIKLIKLARA YANIT ARAMALI’

Suriye’nin barışıyla birlikte Türkiye’de de bir süreç yürüdüğünü söyleyen Özel, "Komisyonun şu andaki 2 değerli üyesi Gülistan Hanım ve Murat Emir Bey partimiz ve DEM Parti adına komisyonda da görev yapıyorlar. Grup başkanvekillerinden oluşan dar grupta da görev yapıyorlar. Komisyon raporu yazma aşamasındadır. Ancak Suriye’deki bu karışıklıklar, yani 'Suriye’de savaş varken, Suriye’de kalıcı barışın sağlanması nasıl mümkün olacak?' sorularına komisyonun da kendi iç çalışmalarında yanıt araması gerekmektedir. Suriye konusunda da komisyonun yapıcı katkı sağlamasını önemsiyoruz. Tabii komisyonun görev sorumluluk alanları, çalışma sınırları bellidir. Suriye'de yaşananlarla ilgili de komisyonun gözetici, kollayıcı, barıştan, diplomasiden yana taraf olan ve Suriye’deki bazı kararlar alınırsa ki geçen sene imzalanan protokolün bu sene hayata geçmesini son derece önemsiyorduk" değerlendirmesinde bulundu.

'IŞİD ÖYLE HERHANGİ BİR SİYASİ UNSUR DEĞİLDİR'

İdlib’deki selefi örgütlerin ve cihatçıların Türkiye Cumhuriyeti’ni birinci hedef olarak gördüğünü söyleyen Özel, "Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ni birinci hedef olarak görüyor. Yılbaşını en büyük düşman olarak görüyor. Anıtkabir’i 'putun yattığı yer' olarak gören kişiler İdlib’den o süreçte çıktılar, yayıldılar. Şimdi cezaevleri el değiştirecek, yok firar haberleri falan. Ama biri IŞİD tehlikesi; sınırımızın orasında. Bu IŞİD meselesi, hepimizin tüylerini diken diken yapan, daha Yalova’da üç polisimizi şehit edenlerin veya bir yılbaşı gecesi gidip de yılbaşının kutlandığı eğlence mekanını kana bulayanların şu anda Suriye’de rejimle birlikte operasyonlar yapmaları, birtakım yerlere bayraklarının çekmeleri; bu konuda Türkiye Cumhuriyeti’nin her vatandaşının en üst düzeyde hassasiyeti vardır. Bu meseleye herkes dikkat etsin. IŞİD öyle herhangi bir siyasi unsur değildir. HTŞ’ye kravat giydirmekle, rejimin başına getirmekle dünyanın dört bir tarafında bu uğurda ölüp de cennete gideceğini düşünen, hepimizi düşman bilen, demokrasiyi düşman bilen, yani sandıktan nefret eden, demokrasiyi ‘Allah’a şirk koşmak’ olarak gören birtakım zihniyetteki kişilerin hareket alanı bulacakları bir rejim, bir düzen; düzen değildir ve orada kimseye huzur yoktur. En çok da Türkiye’ye huzur yoktur" diye konuştu.

DEM Partiden CHPye ziyaret

‘BARIŞ GELİRSE TÜRK’ÜN DE KÜRT’ÜN DE ÇOCUĞUNUN GELECEĞİ PARLAK OLUR’

Özel, "Türkiye’de de Suriye’de de barış ve Türkiye’yle Suriye’nin omuz omuza kalkınması; artık İngilizlerin, Amerikalıların kazandığı, İsrail’in satranç oyununun ilerlediği bir coğrafya değil; Türklerin, Kürtlerin, Arapların ve Alevilerin birlikte kazandıkları, birlikte güçlendikleri bir coğrafyayı özlüyoruz. Öyle dış politikayı çok iyi bilenlerin, dama oynar gibi bir ileri, iki geri gidenlerin, bir ileri, bir sağa sola gidenlerin değil; Türkiye’deki herkesin menfaatini stratejik bir akılla gözeten, bu coğrafyaya barış gelirse Kürt’ün de Türk’ün de çocuğunun geleceğinin parlak olabileceğini gören, doğru ve uzun vadeli kazanmaya, ülkesine ve ülkesindeki tüm toplumlara birlikte kazandırmaya odaklanmış bir aklın egemen olması gerekmektedir. Hiçbirimizin siyasi geleceği, Türkiye’nin ve bölgedeki tüm halkların; Suriye’nin, Orta Doğu‘nun geleceğinden, barışından ve kalkınmasından daha değerli değildir diyorum" ifadelerini kullandı.

Meksika’da stadyumda silahlı saldırı: 11 ölü, 12 yaralı
Meksika’da stadyumda silahlı saldırı: 11 ölü, 12 yaralı
İçeriği Görüntüle

DEM Partiden CHPye ziyaret

BAKIRHAN: BÖLGEMİZ YETERİNCE ÇATIŞMA, KAN, ŞİDDET GÖRDÜ

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise "IŞİD sadece Kobani için bir tehdit değil; Diyarbakır için de İzmir için de Türkiye'nin dört bir yanındaki yaşayan insanlarımızın tamamı için de bir tehdittir. IŞİD'in canlandığı bir zemini iyi okumak, iyi görmek gerekiyor. Kürtler çekilince bir zafer ortaya çıktığını sananlar bence orada palazlanan, canlanan, örgütlenen, IŞİD belasını da iyi görmeliler. Yine günlerdir kimi medya yayın organları ve kimi siyasetçiler Kürtleri kıran, ötekileştiren bir dil kullanıyorlar. Bu dilin kimseye bir yararı yok. İçinde bulunduğumuz süreç hassas. Bu süreçte Kürtleri de merkezine alan, onların demokratik haklarını da gören barışçıl bir dile ihtiyaç var. DEM Parti olarak biz bu dili kullanmaya devam edeceğiz. Ama kırıcı, ötekileştirici dilin de başta medya olmak üzere, siyasetin kimi aktörleri olmak üzere vazgeçmeleri gerektiğini belirtmek istiyoruz. Bu süreci hep birlikte dayanışmayla atlatacağız. Artık bölgemiz yeterince çatışma, kan, şiddet gördü. Türkiye'de iktidara, siyasi partilere başta da bugün bulunduğumuz Cumhuriyet Halk Partisi'ne hepimize büyük görev ve sorumluluklar düşüyor. Başta bölge olmak üzere sorunların diyalog ve müzakere ile çözülmesi için siyaset de bir rol üstlenmeli" açıklamasında bulundu.

DEM Partiden CHPye ziyaret

DEM Partiden CHPye ziyaret

Kaynak: DHA