Tek liste ile gerçekleşen Devrimci Turizm İşçileri Sendikası’nın 4. Olağan Genel Kurulunda Mustafa Yahyaoğlu yeniden seçildi. Abdullah Sevimçok Sivil Toplum ve İnovasyon Merkezleri'nde (ASSİM) gerçekleştirilen Genel Kurula, STK Başkan ve yardımcıları, sendika üyeleri ve çok sayıda davetli katıldı. 27 Mayıs 2011 tarihinde kurulan Devrimci Turizm İşçileri Sendikasının 10’uncu yaşını doldurduğunu ifade eden Yahyaoğlu, “İyi, kötü, zor, sevinçli, günlerimiz oldu. ‘DİSK’in yükselen yıldızısınız’ denen günleri de yaşadık. Duraksadığımız zamanlarımız da oldu. 1947 yılından bu yana, 74 yıldır sendikal mücadelenin verildiği iş kolumuzda da, çok gel-gitler, kazanımlar ve ihanetler de yaşandı. Örgütlülüğün bu kadar düşük, örgütlenmenin bu kadar meşakkatli ve zor olduğu bir dönem, herhalde hiç olmadı. İşçiler sendikalara üye olmaya korkar hale getirildi. Sarı ve yandaş sendikaları da, sendika olarak algılayan genç işçiler, iktidarların, patronların ve yandaş basının da propagandası altında, oyununa gelerek, gerçek sendikalardan da uzak durma, sendikalara güven duymama noktasına getirildiler. Bir taşla birçok kuş vurulmuş oldu. Adalete erişim ve güven yok edildi” dedi.

‘Gecikmiş adalet, adalet olamıyor’
İşçiler için çok yüksek harç ve paralar vererek açılabilen davaların yıllarca sonuçlanmadığına dikkat çeken Yahyaoğlu, “İşçiler alacaklarından umudunu kesip, çekip gidiyorlar. Para patronların cebinde kalıyor. Gecikmiş adalet, adalet olamıyor. İşsizlikteki yükseklik çalışanları daha düşük ücrete razı etme aparatı olmayı da aştı. Yabancı ucuz işçi, kayıt dışı, kaçak işçilik zirveye ulaştı. Demokrasinin olmazsa olmazı, örgütlenme özgürlüğü, ifade özgürlüğü, katılımcılık ayaklar altına alındı. Yıllarca en yüksek örgütlülüğe sahip olan 18 nolu turizm, konaklama, yiyecek, içecek, eğlence ve spor iş kolumuz, en kötü örgütlülüğe sahip, inşaat iş kolunun ardından, ikinci en kötü ikici iş kolu durumuna düşürüldü. Örgütlülük oranı resmi kayıtlı bir milyon işçi üzerinden yüzde 3,6 seviyesindedir. Bir de kayıt dışı 2,5 milyon turizm işçisi hesaba dahil edilirse örgütlülüğün durumunun görünenden de çok daha kötü olduğu açıktır” diye konuştu.

‘Cazip çalışma alanı olmaktan çıktı’
‘Çalışan işçiler, bu sendikasızlık ortamında, çok büyük bir çoğunluğu, açlık sınırı altındaki asgari ücret ile çalışmaya mecbur edildi’ diyen Yahyaoğlu, “DİSK’in içerisinde toplu iş sözleşmesi yapabilen 8 sendikadan biri iken yüzde 1 baraj muafiyetinin pandemi koşullarında yenilenmemiş olması sonucu, yetkimizi kullanamaz duruma geriledik. Var olan, devam eden sözleşmelerimizi yenilemekte, güncellemekte zorlanıyoruz. Yeni örgütlendiğimiz yerler için Bakanlıktan toplu iş sözleşmesi yetkisi isteyemiyoruz. Bu yaşanan gerilemeler, patronların da işine yaramadı. Her yıl birçok otel, dev seyahat acenteleri ve işletme zararla ve iflasla karşı karşıya kaldı. Milyar dolarlık oteller iflasla bankaların zincir otellerin ve uluslararası büyük acentelerin eline geçti. 5-6 ay çalışıp 6-7 ay işsiz kalınan, asgari ücretle çalışılan, toplu iş sözleşmesi hakkından yoksun bırakılan bu sektör, işçiler için cazip bir çalışma alanı olmaktan çıktı” diye konuştu.

‘Kalifiye işçi bulamaz duruma geldi’
İşsizlik sıkıntısına değinen Yahyaoğlu, “Turizm meslek liselerinden, yüksek okul ve fakültelerinden mezun olan gençler dahi bu sektörde çalışmamaya başladı. 10 milyon işsizin olduğu, milyonlarca genç eğitimli işsizin olduğu ülkemizde turizm işletmeleri kalifiye işçi bulamadıkları noktaya geldi. İşletmeler de, düşen ücretler, güvencesizlik, sağlanamayan süreklilik, sezonluk çalışma, işsizlik sigortasının turizm işçilerine ve özellikle sezonluk işçilere fayda sağlamıyor olması vs. gibi nedenlerle, kalifiye ve eğitimli işçi bulamaz, elde tutamaz duruma düştüler. 27 Aralık 2017 tarihinde yapmış bulunduğumuz son genel kurulumuzun üzerinden 4 yıl geçti. Geçmişi değerlendirmeden, geleceği inşa etmek çok olanaklı değil. Ne yazık ki 2016 ve 2017 yıllarını, sendikamız içerisinde çirkin kavgalar ve iftiralarla, komplolarla geçirmiştik. Asli görev unutulmuş, dışa dönük kavgayı bırakmış, iktidar kavgası yaşamıştık” şeklinde konuştu.

Sendikal kırılma ve çöküşler
‘Sonuçta bir grup arkadaşımızla ayrışma gerçekleşti. Tabii bu süreç, sendikamıza hem kan kaybettirdi, hem de kadro, moral, motivasyon ve zaman kaybettirdi’ diyen Yahyaoğlu, “Beş yıl önce 2 bin 100 üyelere ulaşmış sendikamız, şu anda 1650’li sayılara gerilemiş durumdadır. Krizler ve pandemi, turizm sektörünü durma noktasına getirirken, işçiler çok ağır işsizliklerle bedel ödediler. Başka iş kollarında işe başlayan üyelerimiz ve/veya 12 ay işsiz kalan üyelerimiz sistemde üyelikten düştüler. Sendikamız üye kaybetti. Örgütlenmeye çalıştığımız iş yerlerinde, öncü kadrolarımız fark edildiğinde hemen işten atılarak sendikalaşmanın önüne geçmeyi ne yazık ki başardılar.1980 öncesi DİSK’e bağlı olan OLEYİS Türkiye’de bu işkolunda tek ve çok yüksek örgütlülüğü olan bir sendika idi. Hepimiz o sendikanın üyeleri idik. 12 Eylül sonrası DİSK yargılandığı için, ‘Bağımsız Tursan-İş’ Sendikamızda örgütlendik. Büyük bir örgütlenmeyi başarmış, 1983-1990’lı yıllarda 33 bin üyelere ulaşmış, çok ciddi kazanımlara ve toplu iş sözleşmelerine imza atmıştık. ‘Biz DİSK’in devamıyız, DİSK’in ilkeleriyle yürüyoruz’ diyorduk. DİSK 1991 yılı sonunda serbest kaldığında da hemen DİSK’e ve OLEYİS’e katılmıştık. Yine ne yazık ki 1993 ve sonrası, sendikal mücadelede birçok işkolunda ve birçok sendikada, çok büyük kırılmalar ve çöküşler yaşandı” dedi.

‘Örgütlenme ve mücadele zamanı’
Kendi ayakları üzerinde durabilen sendikayı günün zor şartlarında ortaya çıkarmayı başardıklarını vurgulayan Yahyaoğlu, “OLEYİS Sendikası bugün geldiği noktaya doğru savruldu. 2010 yılından itibaren Hak-İş içerisinde yerini aldı. DİSK’ten ayrılmış olmalarını çok isabetli bulduğumuzu, DİSK’in bu kirliliği taşıyamayacağı kanaatimizi, o günkü DİSK yöneticilerine de ifade ettik. Kuracağımız yeni sendikamızı, DİSK’in 1967’deki iş kolumuz sendikası olan Turizm-İş’in ismiyle kurmak istediğimizi belirttik.  Kabul gördü ve ‘Devrimci Turizm İşçileri Sendikamız’ kuruldu. DİSK’e katıldık. Uluslararası Turizm Gıda İşçileri Sendikaları Federasyonu olan IUF ve EFFAT’a katıldık. İşte şimdi çocukluk dönemini aşmış ve birçok badireler atlatmış, 11 yaşında bir sendikanın, sendikamızın, önümüzdeki yıllarda yapacaklarını konuşma zamanı. İstanbul, İzmir,  Ankara, Antalya, Diyarbakır, Bursa, Muğla, Adana, Balıkesir, Mersin, Antep, Antakya, Mardin, Nevşehir, Pamukkale, Erciyes, Ağrı, demeden 81 ilde, 3 bin 600 ilçe ve beldede örgütlenme zamanı, eğitim zamanı, mücadele zamanı. Bu genel kurul bu iradeyi ortaya çıkarmalı. 11 yıl öncesine kıyasla, bugün, un var, şeker var, yağ var.  Bu salonda, bu helvayı yapabilecek ustalar da var. Eğitim çalışmalarımız devam ediyor. DİSK’in düzenlediği eğitim çalışmalarına katılımcı gönderiliyor. Televizyon gazete röportajları ve programları ile turizm işçilerinin sorunlarını gündemde tutmaya çalışıyoruz. Platform çalışmaları ile turizm meslek örgütlerini derneklerinin çalışmalarına dahil oluyor ve ortak bir takım etkinlikler ve örgütlenmenin alt yapısını oluşturmaya çalışıyoruz. Bu günlere gelmemizde emeği, katkısı olan her bir kişi ve kuruluşa şükranlarımızı sunuyoruz. Bu mücadelemiz ve genel işçi sınıfı mücadelesinde hayatını kaybetmişlerimizi yad ederken manevi şahsiyetleri önlerinde tekrar saygıyla eğiliyorum” diyerek konuşmasını tamamladı.

Esra ALTUNKES
Kaynak: Haber Merkezi