Dijital ticaretin hızla büyümesiyle birlikte tüketicilerin alışveriş alışkanlıkları değişirken, küçük esnaf da bu dönüşümün dışında kalmamak için internet siteleri, sosyal medya platformları ve dijital pazaryerlerinde yer almaya çalışıyor. Ancak dijitalleşme, küçük işletmeler açısından yalnızca yeni müşterilere ulaşma fırsatı anlamına gelmiyor. Yüksek komisyonlar, reklam giderleri, kargo ücretleri, hizmet bedelleri ve büyük sermayeli işletmelerin fiyat avantajı, esnafın dijital ortamda ayakta kalmasını her geçen gün daha önemli bir tartışma haline getiriyor. Antalya Fotoğrafçılar Kırtasiyeciler ve Kitapçılar Esnaf Odası Başkanı Mehmet Bayrak, dijitalleşmenin karşısında olmadıklarını, aksine küçük esnafın teknolojik dönüşümden faydalanması gerektiğini belirterek, tartışmanın ‘dijitalleşelim mi, dijitalleşmeyelim mi?’ noktasında yapılmaması gerektiğini söyledi. Bayrak, asıl meselenin küçük işletmelerin dijital ticarette hangi şartlarda rekabet edeceği olduğunu vurguladı. Bayrak, “Dijitalleşme elbette ticaret hayatının önemli bir parçasıdır. Ancak meseleye yalnızca ‘internette görünür olmak’ penceresinden bakmak, sahada yaşanan gerçekleri görmezden gelmek anlamına gelir. Esnaf internette görünür olmak değil, rekabet edebilmek istiyor” dedi.
‘Esnaf rekabet edebilmek istiyor’
Küçük esnafın dijital dünyaya uzak olmadığını ifade eden Mehmet Bayrak, birçok işletmenin sosyal medya hesapları, internet siteleri ve çevrim içi satış kanalları aracılığıyla müşterilerine ulaşmaya çalıştığını belirtti. Ancak dijital ortamda bulunmanın tek başına ticari başarı anlamına gelmediğini kaydeden Bayrak, esnaf açısından önemli olanın satışın sürdürülebilir bir kazanca dönüşmesi olduğunu söyledi. Bayrak, “Bir işletmenin internette görünür olması elbette önemlidir. Ancak asıl mesele, esnafın o platformlarda sürdürülebilir şekilde ticaret yapabilmesidir. Ürünümüzü internete koyduktan sonra satış gerçekleşiyor ama elde ettiğimiz gelirin önemli bir kısmı komisyona, reklama, hizmet bedeline ve kargoya gidiyorsa burada ‘dijitalleşti’ demek yeterli değildir” ifadelerini kullandı. Dijital dönüşümün yalnızca bilgisayar, telefon, internet sitesi veya sosyal medya hesabı sahibi olmak şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Bayrak, işletmenin dijital kanallardan satış yaparken maliyetlerini kontrol edebilmesinin de dönüşümün önemli bir parçası olduğunu dile getirdi.
‘Yüksek komisyonlar kâr marjını eritiyor’
Dijital pazaryerlerinde uygulanan komisyon oranlarının özellikle kâr marjı düşük ürünlerde küçük işletmeleri zorladığını belirten Bayrak, esnafın yaptığı satıştan elde ettiği cironun doğrudan kazanç olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Bayrak, satış fiyatının belirlenmesinde yalnızca ürünün alış maliyeti ile satış fiyatı arasındaki farkın hesaplanmadığını, satış sonrasında ortaya çıkan çok sayıda giderin bulunduğunu ifade ederek,
“Esnaf bir ürün sattığında sadece alış fiyatı ile satış fiyatına bakmıyor. Komisyon var, hizmet bedeli var, reklam gideri var, kargo var. Bunların tamamı işletmenin gerçek maliyetidir. Dolayısıyla yüksek ciro her zaman yüksek kazanç anlamına gelmiyor. Esnafın ‘çok satış yaptım’ derken gerçekten para kazanıp kazanmadığına bakmamız gerekiyor” dedi. Özellikle sınırlı sermayeyle çalışan mahalle esnafı açısından küçük oranlardaki ek maliyetlerin dahi zaman içinde önemli bir ekonomik yük oluşturduğunu vurgulayan Bayrak, dijital ticaretin maliyet yapısının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
‘Rekabet artık mahalle sınırlarını aştı’
Geleneksel ticarette esnafın ağırlıklı olarak aynı mahalle, ilçe veya şehir içerisinde rekabet ettiğini hatırlatan Bayrak, dijital ticaretle birlikte bu tablonun tamamen değiştiğini ifade etti.
Bugün mahallede faaliyet gösteren küçük bir işletmenin yalnızca yakınındaki rakipleriyle değil, Türkiye’nin farklı bölgelerinden hatta yurt dışından satış yapan işletmelerle karşı karşıya geldiğini belirten Bayrak, bu durumun küçük esnaf üzerindeki rekabet baskısını artırdığını söyledi. Bayrak, özellikle büyük tedarikçilerin, ithalatçıların ve toptancıların sanal pazaryerleri üzerinden doğrudan tüketiciye ulaşmasının geleneksel esnafın çalışma düzenini değiştirdiğine dikkat çekti. Bayrak, “Eskiden esnafın rakibi çoğunlukla kendi bölgesindeki işletmeydi. Bugün ise tüketici telefonundan Türkiye’nin her yerindeki işletmeye ulaşabiliyor. Bu, tüketici açısından seçeneklerin artması anlamına geliyor. Ancak küçük esnaf açısından aynı zamanda çok daha büyük bir rekabet alanına girmek demek. Büyük işletmenin sermayesi, stok gücü, satın alma hacmi, lojistik imkânı ve reklam bütçesi küçük esnafla aynı değil” diye konuştu.
‘Aynı platform eşit şartlar demek değil’
Dijital pazaryerlerinde küçük esnaf ile büyük sermayeli işletmelerin aynı platformda satış yapmasının ilk bakışta eşitlik görüntüsü oluşturduğunu belirten Bayrak, gerçekte ise rekabet koşullarının aynı olmadığını söyleyerek, “Aynı platformda mahalle esnafıyla milyonlarca liralık sermayeye sahip ithalatçının veya büyük tedarikçinin aynı şartlarda yarıştığını söylemek gerçekçi değildir” dedi. Büyük işletmelerin yüksek miktarlarda ürün satın alarak daha düşük tedarik maliyetlerine ulaşabildiğini belirten Bayrak, bunun satış fiyatlarına da yansıdığını kaydetti. Küçük esnafın ise daha düşük stokla, daha sınırlı sermayeyle ve çoğu zaman daha yüksek birim maliyetlerle çalıştığını ifade eden Bayrak, dijital ortamda yalnızca fiyat karşılaştırması yapılmasının esnaf açısından önemli bir dezavantaj oluşturabileceğini dile getirdi.
Makul komisyon ve şeffaf fiyatlandırma
Küçük işletmelerin satış gerçekleştirmeden önce hangi kalemlerde ne kadar ödeme yapacağını açık biçimde bilmesi gerektiğini belirten Bayrak, yalnızca komisyon oranının değil reklam, hizmet, lojistik ve diğer bedellerin de toplam maliyet içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini söyleyerek, “Esnafın ihtiyacı sadece satış yapabilmek değil, yaptığı satıştan sürdürülebilir bir gelir elde edebilmektir. Bunun için makul komisyon oranları, şeffaf kesintiler ve öngörülebilir maliyetler gerekiyor. Esnaf satış yaptığında ne kadar kazanacağını önceden hesaplayabilmeli” dedi. Küçük işletmelerin dijital pazarlama, e-ticaret, lojistik ve teknolojik altyapı konularında desteklenmesi gerektiğini ifade eden Bayrak, dijital dönüşümün yalnızca ‘internet sitesi açmak’ veya ‘sosyal medya hesabı kullanmak’ şeklinde ele alınmaması gerektiğini söyledi.




