Türkiye’de hayat pahalılığı ve yüksek enflasyonun dar ve sabit gelirli vatandaşlar üzerindeki baskısı her geçen gün daha da ağırlaşıyor. Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan iki bin yirmi altı yılı nisan ayı enflasyon verileri, yılın başında hissedilen ekonomik sıkıntıların geçici bir durum olmadığını, aksine kronik bir refah kaybına dönüştüğünü tescilledi. Türkiye Kamu-Sen Antalya İl Temsilcisi ve Türk Büro-Sen Şube Başkanı Yılmaz Danabaşoğulları, açıklanan verilerin milyonlarca memur ve emeklinin yaşadığı ekonomik daralmanın boyutlarını gözler önüne serdiğini belirtti. Danabaşoğulları, “Resmî verilere göre nisan ayında mal ve hizmet fiyatları ortalama yüzde dört virgül on sekiz oranında artmıştır. Yılın ilk dört ayındaki toplam enflasyon ise yüzde on dört virgül altmış dört seviyesine ulaşarak, daha ilk çeyrekte iki bin yirmi altı yılı için öngörülen yüzde on altılık hedefin büyük bir kısmının tükendiğini göstermektedir. Bu tablo, belirlenen ekonomik hedeflerin hayatın gerçekleriyle bağının koptuğunu ve uygulanan politikaların sabit gelirlileri korumaktan uzak olduğunu ortaya koymaktadır” dedi.
‘Refah kaybı kalıcı oldu’
Yıllık enflasyonun yüzde otuz iki virgül otuz yedi seviyesine yükselmesinin vatandaşın üzerindeki yükü katladığını ifade eden Danabaşoğulları, şunları kaydetti: “Yaşanan refah kaybı artık geçici bir dalgalanma değil, kalıcı bir erozyondur. Yıl başında memur ve emeklilere verilen yüzde on birlik artış ile bin Türk lirası seyyanen ödeme, daha yılın ilk dört ayında gerçekleşen yüzde on dört virgül altmış dörtlük enflasyon karşısında erimiştir. Memur ve emekliler, henüz yılın başında alacaklı hale düşmüştür. Küresel piyasalardaki enerji maliyetlerinin henüz tam olarak fiyatlara yansımadığı düşünüldüğünde, önümüzdeki aylarda enflasyonist baskının çok daha şiddetleneceği aşikardır.” Yaklaşık yirmi beş milyonluk bir kesimin alım gücünün sürekli gerilediğine dikkat çeken Yılmaz Danabaşoğulları, bu durumun sadece ekonomik değil, sosyal bir risk teşkil ettiğini belirtti. Danabaşoğulları, “Maaş artışlarını piyasa gerçeklerinin altında tutarak enflasyonla mücadele edilemeyeceği bir kez daha görülmüştür. Adalet; refah dönemlerinde gelirin, zor dönemlerde ise yükün adil paylaşılmasını gerektirir. Kamu çalışanları ve emekliler, büyümeden pay alamadıkları gibi enflasyonist ortamda da kaybeden taraf olmaktadır” şeklinde konuştu.
Sendikadan üç acil talep
Türkiye Kamu-Sen olarak süreci yakından takip ettiklerini ve çözüm önerilerini yinelediklerini belirten Danabaşoğulları, yetkililere çağrıda bulunarak, “Memurların alım gücünü korumak için vakit kaybedilmeden ek zam yapılmalıdır. Yapılacak artışlar, mutlaka refah payı uygulamasıyla desteklenmelidir. Maaş artışlarında, gerçekleşen enflasyonun gecikmeksizin maaşlara yansıtılmasını sağlayacak eşel mobil sistemine ivedilikle geçilmelidir” dedi. Danabaşoğulları sözlerini, “Aksi takdirde iki bin yirmi altı yılı, kamu çalışanları ve emekliler için ekonomik anlamda çok ağır sonuçlar doğuracaktır. Bizler, emeğin itibarını korumaya ve hakkımızı savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz” diyerek noktaladı.




