TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Antalya’da halka açık basın toplantısı gerçekleştirdi. İstanbul Büyükşehir Belediye Ekrem İmamoğlu, üniversite öğrencileri ve gazetecilerin tutuklanmasına tepki gösteren Baş, “Gerçek bir adaletin bu ülkeye gelmesi lazım. Buradan Antalya’dan tutsak yoldaşlarımın yanından bütün siyasi partilere sesleniyorum. Mutlaka birleşmemiz lazım” dedi
Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Aydın Kanza Parkı’nda halka açık basın açıklaması gerçekleştirdi. İstanbul Büyükşehir Belediye Ekrem İmamoğlu, üniversite öğrencileri ve gazetecilerin tutuklanmasına tepki gösteren Baş, iktidarı sert bir dille eleştirdi. Baş, “Şimdiye kadar hiçbir iktidar halkını baskıyla, şiddetle, zorla korkutarak sindirerek yönetememiştir. Bu iktidar da aynı kendinden öncekiler gibi çaresizliğe doğru gittikçe halkı hedef haline getiren, insanlara saldıran, eline geçirdiği devlet imkanlarıyla, polis copuyla, biber gazıyla, jandarması ile adliyesiyle cezaevleriyle bizleri susturmaya çalışıyor. Olay bu kadar açık, bu kadar net ve şunu hepimizin her yerde yüksek sesle haykırması lazım. Türkiye'de bugün en temel sorunlardan bir tanesi adaletsiz bir yönetimdir. Adında ‘Adalet’ olan bu parti tarihe adaleti katleden parti olarak geçecek gibi gözüküyor” diye konuştu.
‘Akıl dışı sistem kurmuşlar’
Sözlerinin sadece bu iktidara karşı muhalefet edenlere uygulanan adaletsizlik olmadığını belirten Erkan Baş eleştirisini şöyle sürdürdü: “Sadece bu iktidara karşı muhalefet edenlere uygulanan adaletsizliklerden bahsetmiyorum, sadece gelir adaletsizliğinden bahsetmiyorum, servet adaletsizliğinden bahsetmiyorum. Bakın burada inanıyorum hepinizin etrafında mutlaka örneği yaşanmıştır. En basit iki insanın gündelik bir tartışması söz konusu olsun. Trafikte herhangi bir tartışma yaşayın. Trafikte tartışmayı yaşadığınız kişi eğer AK Parti’li ise, AK Parti’li bir dayısı, amcası, teyzesi varsa; Ankara'da bir tanıdığı varsa emin olun yüzde 100 haklı olsanız da siz haksız çıkacaksınız. İşte böyle bir akıl dışı sistem kurmuşlar ve bizim buna teslim olmamızı istiyorlar. Şimdi sonra da utanmadan çıkıyor televizyonlara, meclis kürsülerine, grup toplantılarına bu haksızlıklara isyan eden insanları düşmanlaştırmaya çalışıyorlar. Bu haksızlıklara isyan eden insanları hedef haline getirmeye çalışıyorlar.”
‘Kendilerinden hiç içeride olan yok’
“Soruyoruz size. Dünyanın neresinde, cezaevlerinde iki tane cumhurbaşkanı adayı vardır? Bu ülkede bu cumhurbaşkanı adayları, karşısına cumhurbaşkanı adayı olarak çıkmaya karar verdiği zaman cezaevine girmeyi göze almak zorundayız. Yani cumhurbaşkanı adayı oluyorsun sana gösterilen yer cezaevi. Şu anda Türkiye cezaevinde iki cumhurbaşkanı adayı, bir milletvekili sayısını bilmediğim kadar eski milletvekili, büyükşehir belediye başkanı, sayısını bilmediğim kadar eski belediye başkanı belki yüzlerce belediye meclis üyesi. Yani Türkiye'de cezaevlerindeki insanları toplasanız bu ülkeyi şimdi yöneten hükümetin, iktidarın, meclisin iki katı 3 katı niteliğinde insanlardan oluşacak iki parlamento daha kurarsınız. Bakın bunlar arasında bir tane bile AK Parti'li yok, bunlar arasında bir tane bile MHP'li yok, bunların arasında bir tane bile bu iktidarla iyi ilişkiler içerisinde olan insan yok ama sonra neymiş; bu ülkede bağımsız tarafsız bir yargı varmış. Şimdi bize kabul ettirmeye çalıştıkları şey bu arkadaşlar. Gerçekten hiç konularla ilgilenmeyen bir insan olsak, bugün Türkiye'ye ilk defa gelmiş olsak ve karşımıza bu tablo çıkartılsa, ‘Bu ülkede bu iktidarın muhalifi olan cumhurbaşkanı adayları, milletvekilleri, eski milletvekilleri, belediye başkanları, şu kadar insan cezaevinde tutuluyor’ desek bu ülkede tarafsız bir yargı olduğuna inandırabilir misiniz?”
‘Cezaevlerinde 22 yılda 6 kat sayı arttı’
“Türkiye'de cezaevlerinde AK Parti döneminde son 22 yılda insan sayısı 6 kat artmış durumda. AK Parti iktidara geldiğinde tüm Türkiye'de o günkü nüfusundan daha düşük olduğunu diyerek söylüyorum, cezaevlerinde 60 bin insan vardı. Bugün Türkiye'de cezaevlerinde 390 binden fazla insan var. Yani bunların bir kısmı tırnak içinde söylüyorum, ‘Adi suçlar’ denilen şeyler ama insanları o suça iten nedenleri de sorgulamak lazım. Açlığın, yoksulluğun, sefaletin, geleceksizliğin olduğu yerlerde insanlar suça meyletmek zorunda kalıyor. Bu iktidarın bütün bunlardan doğrudan sorumlu olduğunu asla unutmayalım. Dün baktım, şu anda Birleşmiş Milletlere kayıtlı 193 ülke var, Türkiye'deki cezaevinde yaşayan insanlarla bir ülke kursanız 25 ülkeden daha fazla nüfusu var. Türkiye cezaevinde Kuzey Kıbrıs'ın nüfusundan fazla insan var. Daha fazla buna izin vermeyeceğiz bu halk evlatlarına da sahip çıkacak.”
‘Utanmıyor musunuz?’
“Türkiye'deki demokrasinin bir eksikliği olarak, her yerde yıllardır anlatan bir kardeşiniz bir yoldaşınız olarak söylüyorum; öyle bir noktaya geldik ki artık Türkiye'de demokrasinin ilk basamağı en alt zemini başlangıç noktası diyeceğimiz seçme ve seçilme hakkımız da elimizden alınmaya başladı. Yani öyle bir rejim inşa ediyorlar ki Tayyip Erdoğan istemezse sen aday olamazsın. Tayyip Erdoğan önce kendi diplomasını çıkarsın, bir göstersin. Anayasaya göre zaten iki kereden fazla aday olamayacak Tayyip Erdoğan 3 dönemdir cumhurbaşkanı, şu anda, ‘Allah ömür verdikçe koltukta oturmaya devam edeceğiz’ de diyor mu? Böyle bir sistem olabilir mi? Yani anayasa diyor ki, ey Erdoğan senin dönemin bitti; sen aday olamazsın. Senin hakkın olmamasına rağmen sen adaysın, seçiliyorsun ve tekrardan aday olmak için uğraşıyorsun ama karşına birisi çıktığı anda onu aday yapmamak için elinden gelen her şeyi yapıyorsun. Utanmıyor musunuz? Kazanamadığınız belediyelere kayyum atamaya utanmıyor musunuz? Bu halk sana oy vermemiş. Mecbur mu sana oy vermeye? Mecbur mu insanlar sadece senin gösterdiğin adayı desteklemeye? Bakın buradan açıkça ilan ediyorum; Tayyip Erdoğan'ın istediği gibi, Tayyip Erdoğan'ın keyfine göre, Tayyip Erdoğan'ın yerini, zamanını, koşullarını, adayını belirlediği bir seçim oyununda biz olmayacağız. Bu oyunları bozmak için mücadele edeceğiz; bu diktatörlük heveslerine, bu baskıcı otoriter rejimlere de izin vermemek konusunda yine tekrar ediyorum. Hep bir arada durmak zorundayız.”
‘Mutlaka birleşmemiz lazım’
“Burada karşısındaki milyonlarca yurttaş bu saray iktidarına karşı birleşmek ve bu iktidara son vermek zorunda. Bu bir başlangıç adımıdır, bizim birliğimizi bütün bu ülkedeki emeğiyle, alın teriyle yaşayan onurlu insanların birliğinin ilk adımı bu saray iktidarına karşı yan yana gelmektir. Bu ülkeye, bu iktidarın verdiği bütün bu yaraları tedavi etmek için çok güçlü bir adalet aşısına ihtiyacımız var. Gerçek bir adaletin bu ülkeye gelmesi lazım. Saraya karşı mücadelede adalet için yan yana gelmemiz lazım. Demokrasi arkadaşlar. Bu ülkede zenginler, yönetenler, onların iktidarı demokrasiyi rafa kaldırmış durumda. Demokrasi için bizim birleşmemiz lazım ve özgürlüklerimize sahip çıkmak için birleşmemiz lazım. Biz Türkiye İşçi Partisi olarak burada sadece kendi yoldaşlarımıza yapılmış bir haksızlığa karşı buluşmadık. Bu ülkeye karşı bir haksızlık yapılıyor ya da emeğiyle yaşayan, onuruyla yaşayan haysiyetine sahip çıkan, iradesine sahip çıkan bütün yurttaşlara karşı haksızlık yapılıyor ve hep beraber buna karşı bütün güçleri birleştirmemiz gerekiyor. Buradan Antalya'dan tutsak yoldaşlarımın yanından bütün siyasi partilere sesleniyorum. Mutlaka birleşmemiz lazım.”





