Hükümetin ‘işsizlik düşüyor’ diyerek sunduğu yüzde 8,3’lük dar tanımlı veri, madalyonun sadece cilalı yüzü. TÜİK’in bile ‘atıl işgücü’ adıyla itiraf etmek zorunda kaldığı gerçek tablo, ekonomi yönetiminin karnesini ortaya koyuyor: Gerçek işsizlik tablosu 2025 Genel geniş tanımlı işsizlik: yüzde 29,7, kadınlarda geniş tanımlı işsizlik, yüzde 39,1 gençlerde geniş tanımlı işsizlik: yüzde 38,3 olarak belirlendi. Resmi rakamların ‘Görmediği’ 12 milyon 89 bin kişilik devasa bir kitle, işgücü piyasasının dışında hayata tutunmaya çalışıyor.
Umudunu kaybedenler arttı
Sadece işsizlik değil, ‘çalışan yoksulluğu’ da yeni bir rekor kırdı. Mevcut işiyle karnı doymayan ve ‘daha fazla çalışmak zorundayım’ diyenlerin oluşturduğu eksik istihdam, 2014’teki 153 bin seviyesinden 4 milyona fırladı. Daha da acısı, sistemden umudunu tamamen kesenlerin dramı. 2,6 milyon kişi ‘nasılsa iş bulamam’ diyerek aramayı bıraktı. Bu sayı, küresel salgın dönemindeki (2021) 1,6 milyonluk seviyeyi bile geride bıraktı. Gençler iş bulamıyor, bulsa da insanca yaşayacak ücret alamıyor. Kadınlar işgücünden dışlanıyor. Emekliler ise torun sevmek yerine, fatura ödeyebilmek için gençlerin işlerine talip olmak zorunda kalıyor. Türkiye, işsizlik buzdağının altında sadece ekonomik değil, devasa bir sosyal krizi büyütüyor. Gençlerin gelecek ümidi bitti: 15-24 yaş arası gençlerde geniş tanımlı işsizlik YÜ38,3 seviyesinde. Türkiye, eğitimli ya da eğitimsiz milyonlarca gencini "atıl" durumda tutarak geleceğini heba ediyor.