Yaşlanma, genetik ve yapısal özellikler, stres, uykusuzluk ve bazı yaşam alışkanlıkları göz çevresindeki dokuların zamanla değişmesine neden olabiliyor. Göz kapağı estetiği olarak bilinen blefaroplasti, üst ve alt göz kapaklarındaki fazla derinin, kırışıklıkların ve belirginleşen yağ dokusunun cerrahi olarak düzeltilmesini amaçlıyor. VM Medical Park Maltepe Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Kahraman, göz kapağı estetiğinin hangi durumlarda gündeme geldiği, ameliyat süreci ve iyileşme dönemi hakkında bilgi verdi.

‘YAŞLANMA GÖZ KAPAKLARINDA SARKMA VE TORBALANMAYA YOL AÇABİLİR’

Yaşlanmayla birlikte göz kapağı kaslarında gevşeme, ciltte elastikiyet kaybı ve kırışıklıklar görülebildiğini belirten Op. Dr. Ahmet Kahraman, “Göz çevresindeki yağ dokusunu yerinde tutan yapıların gevşemesi özellikle alt göz kapaklarında torbalanmalara neden olabilir. Bununla birlikte genetik ve yapısal özellikler nedeniyle bazı kişilerde cilt fazlalığı ve kırışıklıklar daha erken yaşlarda ortaya çıkabilir. Stres, uykusuzluk ve aşırı yorgunluk gibi etkenler de göz çevresinin görünümünü etkileyebilir” diye konuştu.

‘ÜST GÖZ KAPAĞINDAKİ SARKMA GÖRMEYİ ETKİLEYEBİLİR’

Üst göz kapağındaki cilt fazlalığının ileri düzeyde olduğunda görme alanını daraltabildiğine dikkat çeken Op. Dr. Kahraman, “Üst göz kapağında biriken fazla deri, gözün açılmasını zorlaştırabilir ve kişinin görüş alanını olumsuz etkileyebilir. Bu tür durumlarda üst göz kapağı blefaroplastisi fonksiyonel bir gereklilik haline gelebilir. Ameliyatın gerekliliği, sarkmanın derecesi ve kişinin göz sağlığı üzerindeki etkileri değerlendirilerek belirlenmelidir” dedi.

‘ALT VE ÜST GÖZ KAPAĞI AMELİYATLARI FARKLILIK GÖSTERİR’

Üst ve alt göz kapağı ameliyatlarının uygulama açısından farklılık gösterdiğini belirten Op. Dr. Kahraman, “Üst göz kapağında çoğunlukla fazla deri ve gerektiğinde belirginleşen yağ dokusu üzerinde işlem yapılır. Alt göz kapağı ise daha derin dokularla, yanak bölgesiyle ve göz altı oluğuyla ilişkili olduğu için daha ayrıntılı değerlendirme ve cerrahi planlama gerektirir. Her iki işlemde de amaç, ihtiyaç duyulan fazla dokuyu düzeltirken göz kapağının doğal yapısını ve işlevini koruyarak daha dinç bir görünüm elde etmektir” ifadelerini kullandı.

‘AMELİYAT ÖNCESİ HAZIRLIK İYİLEŞME SÜRECİNİ ETKİLEYEBİLİR’

Göz kapağı estetiği öncesinde hastanın sağlık durumunun ve kullandığı ilaçların değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Op. Dr. Kahraman, şu bilgileri paylaştı:

“Kan sulandırıcı ilaçlar ve tütün kullanımı ameliyat öncesinde mutlaka hekimle paylaşılmalıdır. İlaçlara ara verilip verilmeyeceği, kullanılan ilacın türüne ve hastanın sağlık durumuna göre hekim tarafından belirlenmelidir. Tütün kullanımının bırakılması veya azaltılması da yara iyileşmesini desteklemek ve komplikasyon riskini azaltmak açısından önem taşır. Üst göz kapağı ameliyatı uygun hastalarda lokal anesteziyle yapılabilirken, alt göz kapağıyla birlikte gerçekleştirilen işlemlerde genel anestezi tercih edilebilir.”

‘ŞİŞLİK VE MORLUKLAR BİRKAÇ HAFTA SÜREBİLİR’

Ameliyat sonrasında göz çevresinde şişlik, morluk ve geçici gerginlik görülebileceğini belirten Op. Dr. Kahraman, “Kesi bölgelerine ince bantlar uygulanabilir ve bu bantlar genellikle birkaç gün sonra hekim kontrolünde çıkarılır. Kullanılan dikişlerin türüne göre dikişlerin alınması gerekmeyebilir. Şişlik ve morluklar çoğunlukla günler içinde azalmaya başlar ve birçok hastada iki ila üç hafta içinde belirgin ölçüde geriler. Ancak ödemin tamamen çözülmesi daha uzun sürebilir. İyileşme döneminde göz çevresi bakımının hekim önerilerine göre yapılması, önerilen ürünlerin kullanılması ve doğrudan güneş ışığından kaçınılması önemlidir” dedi.

‘AMELİYAT YAŞLANMA SÜRECİNİ DURDURMAZ’

KETEM'lerde bir günde 8 bin 235 mamografi çekildi
KETEM'lerde bir günde 8 bin 235 mamografi çekildi
İçeriği Görüntüle

Göz kapağı estetiğinin daha dinç ve genç bir görünüm sağlayabildiğini ancak yaşlanmayı durdurmadığını belirten Op. Dr. Kahraman, “Ameliyatla göz çevresindeki mevcut sarkma ve doku fazlalıkları düzeltilebilir; ancak cerrahi sonrasında da yaşlanma süreci devam eder. Sonucun ne kadar süre korunacağı kişinin yapısal özelliklerine, cilt yapısına ve yaşam alışkanlıklarına göre değişebilir. Düzenli uyku, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve tütün kullanımından kaçınmak cilt sağlığını destekleyebilir” diye konuştu.

Kaynak: DHA