Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Figen Sarıgül Yıldırım, kapalı alanlarda geçirilen sürenin artmasının virüslerin yayılımını kolaylaştırdığını belirterek, “Hastalanmayı beklemeden önlem almak en etkili yaklaşım” ifadelerini kullandı. İnfluenza, SARS-CoV-2, rinovirüsler ve respiratuvar sinsityal virüsün (RSV) aynı dönemde dolaşımda bulunabildiğini belirten Doç. Dr. Figen Sarıgül Yıldırım, bu virüslerin benzer belirtilere yol açabildiğini söyledi. Yıldırım, “Bu virüsler birbirine benzer belirtilere neden olabildiği için yalnızca şikâyetlere bakarak hangi etkenin hastalığa yol açtığını anlamak her zaman mümkün değil” dedi. Grip, COVID-19 ve RSV'nin ileri yaştaki kişilerde, kronik hastalığı bulunanlarda, bağışıklık sistemi baskılanmış bireylerde ve küçük çocuklarda daha ağır seyredebildiğini vurgulayan Yıldırım, solunum yolu enfeksiyonlarının her zaman basit bir nezle olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti. Özellikle risk grubundaki kişilerin belirtiler başladığında erken dönemde sağlık kuruluşuna başvurmasının önemine dikkat çekti.

‘Kapalı alanları havalandırın’

‘Evinize 123 bin 130 TL  girmiyorsa yoksulsunuz’
‘Evinize 123 bin 130 TL girmiyorsa yoksulsunuz’
İçeriği Görüntüle

Solunum yolu enfeksiyonlarından korunmak için günlük yaşamda alınabilecek basit önlemlerin etkili olabileceğini kaydeden Yıldırım, ev, iş yeri, sınıf ve ortak kullanım alanlarının düzenli olarak havalandırılması gerektiğini belirtti. Temiz hava dolaşımının bulaş riskini azaltmaya yardımcı olacağını söyleyen uzman, kalabalık ve yeterince havalandırılmayan ortamlarda uzun süre bulunulmaması çağrısında bulundu. El hijyeninin de korunmada önemli bir yere sahip olduğunu dile getiren Yıldırım, ellerin su ve sabunla düzenli yıkanmasını önerdi. Özellikle dışarıdan eve geldikten sonra, yemek hazırlamadan önce ve öksürme ya da hapşırma sonrasında el temizliğine dikkat edilmesi gerektiğini kaydetti. Öksürme ve hapşırma sırasında ağız ve burnun kapatılmasının bulaşın önlenmesinde etkili olduğunu belirten Yıldırım, tek kullanımlık mendil kullanılmasını veya dirseğin iç kısmına öksürülüp hapşırılmasını tavsiye etti. Ellere hapşırmaktan kaçınılması gerektiğini de vurguladı. Ateş, öksürük ve belirgin halsizlik gibi belirtileri bulunan kişilerin mümkün olduğunca evde kalmasını öneren Yıldırım, özellikle yaşlılar ve kronik hastalığı bulunanlarla yakın temastan kaçınılması gerektiğini söyledi. Hastalık döneminde kalabalık kapalı alanlarda maske kullanılmasının da bulaş riskini azaltmaya yardımcı olabileceğini ifade etti.

‘Vitamin ve takviyeler yetmez’

Yeterli uyku, dengeli beslenme ve düzenli fiziksel aktivitenin genel sağlığın ve bağışıklık sisteminin desteklenmesi açısından önemli olduğunu belirten Yıldırım, vitamin ve takviyelerin solunum yolu enfeksiyonlarına karşı tek başına koruma sağlamadığını dile getirdi. Gereksiz takviye kullanımından kaçınılmasını isteyen uzman, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının sürdürülmesinin önemine işaret etti. Grip ve COVID-19 aşılarının özellikle risk gruplarında ağır hastalık ve hastaneye yatış riskini azaltmada önemli rol oynadığını kaydeden Yıldırım, grip aşısının her yıl güncel öneriler doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. COVID-19 aşılamasının ise kişinin yaşı, sağlık durumu ve güncel ulusal önerilere göre planlanması gerektiğini belirtti. RSV'nin özellikle bebeklerde, ileri yaştaki kişilerde ve bazı kronik hastalığı bulunanlarda ciddi solunum yolu hastalıklarına neden olabildiğini hatırlatan Yıldırım, bu virüse karşı koruyucu uygulamaların kişinin yaşı ve risk durumu dikkate alınarak hekim tarafından değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Aşıların tüm enfeksiyonları tamamen önlemediğini ancak hedeflenen hastalıklarda ağır seyir riskini azaltabildiğini vurguladı. Öksürük ve boğaz ağrısı başladığında hemen antibiyotik kullanmanın sık yapılan hatalardan biri olduğunu belirten Yıldırım, solunum yolu enfeksiyonlarının önemli bir bölümünün virüslerden kaynaklandığını ve antibiyotiklerin virüslere karşı etkili olmadığını söyledi. Gereksiz antibiyotik kullanımının yan etkilere, alerjik reaksiyonlara ve antibiyotik direncine yol açabileceğini kaydeden Yıldırım, “Antibiyotik ancak bakteriyel enfeksiyon düşünüldüğünde ve hekim tarafından gerekli görüldüğünde kullanılmalı. Evde kalan antibiyotiğe kendi kendine başlamak veya başka bir kişinin ilacını kullanmak doğru değil” dedi.

‘Nefes darlığı varsa gecikmeyin’

Çoğu hafif solunum yolu enfeksiyonunun destekleyici tedaviyle düzelebileceğini belirten Yıldırım, bazı belirtilerin ise ciddiye alınması gerektiğini söyledi. Nefes darlığı, göğüs ağrısı, bilinç bulanıklığı, belirgin sıvı kaybı veya genel durumda ciddi bozulma görülmesi halinde gecikmeden tıbbi yardım alınması gerektiğini vurguladı. Ateşin uzun sürmesi, iyileşmeye başlayan belirtilerin yeniden kötüleşmesi veya şikâyetlerin giderek artması durumunda da hekim değerlendirmesine başvurulmasını öneren Yıldırım, ileri yaştaki, bağışıklık sistemi baskılanmış veya kronik hastalığı bulunan kişilerin belirtiler başladığında sağlık kuruluşuna daha erken başvurmasının önemini hatırlattı. Solunum yolu enfeksiyonlarının yayılımını azaltmanın yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sorumluluk olduğunu ifade eden Yıldırım, kişisel hijyen, iyi havalandırma, gerektiğinde maske kullanımı, hastalık döneminde evde kalma ve aşı önerilerine uymanın önemine dikkat çekti. Doç. Dr. Figen Sarıgül Yıldırım, “El hijyeni, iyi havalandırma, gerektiğinde maske kullanımı, hastayken evde kalmak ve aşı önerilerine uymak hem kendimizi hem de çevremizdeki risk grubundaki kişileri korumaya yardımcı olur. En etkili yaklaşım, hastalanmayı beklemeden önlem almak; hastalandığımızda ise doğru bilgiyle hareket etmek ve gereksiz ilaç kullanımından kaçınmaktır” diye konuştu.

Muhabir: Esra ALTUNKES