Bedenleri küçük, yürekleri büyük
Kimisi 12, kimisi 16 yaşında. Yaş ortalamaları 14. Küçük bedenleri, kocaman yürekleri ile Şair Adnan Yücel’i kıskandırırcasına bir inanç mücadelesine girdiler. Adnan Yücel’in ‘Bir inancın yüceliğinde’ bulduğu sevdayı, bu küçücük bedenler sporda, voleybolda buldular ve başardılar. Türkiye Voleybol Federasyonu (TVF) Kadınlar 2. Ligi’ne çıkmayı başardılar. Antalyaspor ve Kepez Belediyespor ile adlarını 2. Lig’e yazdıran üçüncü Antalya takımı oldular. Bu sporcuların öyküsü. Bir de kulübün öyküsü var. Megaspor da 2017 Ağustosunda kuruldu. Yani kulüp de daha 4 yaşında. İkinci yılında Megaspor, 2019’da, Gençler Türkiye 7’ncisi oldu. Yani neresinden baksanız anlatılmayı bekleyen bir başarı öyküsü var önümüzde.
‘Taş atma, top oyna’
Bu, aynı zamanda tek tek bireylerin başarı öyküsü. Kulübün kurucusu Mahir Şaylan. İstanbul’da Beşiktaş, Vakıfbank gibi başarılı bir kariyerin arkasından, Galatasaray ile yaptığı anlaşma 15 gün sonra iptal edilince öğretmen olmaya karar veriyor ve beden eğitimi öğretmenliğine başlıyor. İlk görev yeri Cizre. Bölgenin en hareketli zamanları. ‘Taş atma, top oyna’ kampanyası başlatıyor ve bir voleybol takımı kuruyor. Sıfırdan var ettiği bu takım da TVF 2. Ligi’ne yükseliyor. Tam yükselme maçları bitip de 2. Lig hakkını elde ettiklerinde ‘Hendek Operasyonları’ başlıyor ve Cizre kapatılıyor. Tam polisiye romanlarında olacak şekilde çocukları ailelerine teslim ediyor ve kendisi de memleketine, Antalya’ya geliyor.
‘Kimseye sporcu yetiştirmeyeceğim’
Mahir Şaylan, Vakıfbank’ta, Beşiktaş’ta ve diğer kulüplerde yetiştirdiği oyuncuları anlatırken gözleri parlıyor. “Zehra Güneş” diyor örneğin. “Vakıfbank altyapısında öğrencimdi. Benim verdiğim emeklerin karşılığını, uluslararası düzeyde yıldız bir sporcu olarak bana geri verdi.” Zehra Güneş’in 2017’de U18 ve U20 en iyi orta saha oyuncusu seçilmesini anlatıyor gözlerindeki ışıltı ile. Sporcu yetiştirmenin önemine vurgu yaparken, aynı zamanda olayın toplumsal boyutuna da dikkat çekerek, “Bu gençler sadece sporcu değil, aynı zamanda kendilerini gerçekleştirmiş ve başarılı bireyler olmaları gerekiyordu. Bunu sağlamanın yolu da gelen gençlerin benim sporcum olmaları ile mümkündü. Zira söz hakkı başkalarında olursa, henüz hazır olmadan transfer piyasasının içine girerek kaybolabilirlerdi. Bu yüzden, ‘Ben kimseye sporcu yetiştirmeyeceğim’ dedim” diyerek Megaspor’a giden yolu anlatıyor.
Belediyelerin önemi
Elbette başarı kolay gelmiyor. Salon bulamıyorlar örneğin. Bu noktada, belediyelerin spora yatırımının öneminin altını çiziyor Mahir Şaylan. “Belediyeler, yaptıkları işin öneminin farkında değiller” diyor ve ekliyor: “Belediyelerin yaptırdığı spor salonları sayesinde biz varız. Oralarda antrenman yapıyoruz. Megaspor’un ilk zamanlarında antrenman yapacak salon bulamıyorduk. Bugün Megaspor’un başarısı varsa, burada esas pay sahiplerinden birisi de belediyelerdir. Belediyelerin kendi spor kulüplerine yaptıkları yatırım kadar altyapıya yatırım yapmaları gerekir. Çünkü hangi branş olursa olsun, gençler bu tesislerden yetişerek gelecekler.”
‘Sorun şampiyonluk değil’
2. Lig’e giden yolu konuştuğumuzda, belki de çoğumuzun farkında olmadığı bir noktanın altını çiziyor Mahir Hoca. “Eğer” diyor, “Ben yardımcı antrenörüm Cennet’i oynatsaydım, yükselme maçlarını birinci tamamlardık. Ama o birincilik, benim gençlerimin birinciliği olmazdı. Oysa gelen her sonuç, ister birincilik, ister sonunculuk, benim kızlarımın emeği olmalıydı. Bu nedenle de kazandığımız bu ikincilik çok kıymetli. Çünkü her servisinde, her manşetinde, her blokunda kızlarımın emeği ve teri var.”
Gözyaşları karıştı
Megaspor’un başarısının emekçileri yani sporcular da teknik ekip kadar heyecanlı ve istekliler. Başarılarının arkasında yatan gücün kendilerinin olduğunun farkındalar. Bu farkındalık sayesinde hocaları ile aynı duyguları yaşıyorlar. Kazandıklarında sevinç gösterilerinde hocaları ile salonlar yıkıp, yenildiklerinde gözyaşlarını hocalarınınkine karıştırıyorlar. Dökülen terde, akan gözyaşında, alınan her nefeste tek vücut oluyorlar.
‘Megaspor aile demek’
Takım kaptanı İrem, “Megaspor benim için aileyi ifade ediyor. Bütün ve birlik olmaktan geçiyor” derken, aslında bütün takımın psikolojisini özetliyor. Aile ve dayanışma kavramları, sporcuların öne çıkardığı iki sözcük. Bunu da en güzel, takımın liberosu, taklacı güvercini (liberolara taklacı güvercin deniyormuş) Asya, “Bir spor kulübünden fazlası” olarak belirtiyor. Bir başka isim Yaren, kulübün kendisine kattığı davranışsal özelliklere dikkat çekerek, “Sadece spor anlamında değil, günlük yaşamda da başımızı dik tutmamız gerektiğini, zorluklarla nasıl başetmemiz gerektiğini öğretiyor” diyor. Sporcuların öne çıkardığı bir başka başlık, Mahir Hocaları ile iletişimleri. Bu durumu Nisa, “Megaspor kocaman bir aile demek, biz de onun çocuklarıyız. Bu kulüpte sporcu olmak büyük bir ayrıcalık. Çok emek veriyorlar. Bizler de elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz” sözleri ile anlatıyor. Tuana, Samira, Emine, Cemre ve sözlerini buraya alamadığımız bütün gençlerimiz de bağışlasın bizi.
Ramazan BOZCA
Kaynak: Haber Merkezi





