Hazırlıklar bir iki gün öncesinden başladı. Gerekli evraklar hazırlandı. Randevu alındı. Ayıp olur diye araba şöyle bir temizlendi, camlar silindi. Temizlikten motor da nasibini aldı. Hatta arada motorun yağına bile bakıldı. Daha önce kontrol edilmiş olmasına rağmen ruhsattaki motor-şasi numaraları bir kez daha kontrol edildi. Birbirini tuttuğu görüldü.
Bagaj açıldı. Fazlalıklar boşaltıldı. Avadanlıklar çıkarılıp kontrol edildi. Stepneye bakıldı. İlk yardım çantası elden geçirildi. Yangın söndürme tüpünün son kullanma tarihi görülemediğinden yenisi tedarik edildi.
O gece sanki ertesi gün sınav varmış gibi heyecanla yatıldı. Ya geçmezse diye tedirginlik yaşandı. Ertesi sabah erkenden muayene istasyonuna gidildi. Fazla sıra beklenmedi. İşlemler tıkır tıkır yürüdü. Bir saatte iş bitirildi. Mutlu mesut eve dönüldü.
Tüm bu anlattıklarım aracımı ilk defa muayene götürürken yaşadıklarımın kısa bir özetidir. Araç muayene istasyonları ilk defa özelleştirildiklerinde halk arasında tedirginlikle karşılanmıştı. Bu tedirginlik doğaldı zira biz Türk milleti olarak zora gelemeyiz. Ancak bu işe de bir düzenleme getirilmesi gerekliydi. Yapılacaksa adam gibi yapılmalıydı.
Sosyal paylaşım sitelerinde bir video yayınlanmıştı. İlk bakışta normal bir vatandaşla yapılan röportaj olduğu sanılan bu video aslında Antalya Büyükşehir Belediye tiyatrosundan Müfit Kayacan’ın oynadığı bir skeçti. En sonda da Ulaştırma Bakanı konuşuyordu.
O videonun bir yerinde “veriyorduk parayı ne ise, yaptırıyorduk” sözü geçiyordu. Eskiden araçların muayenesi öyle yapılıyordu. Çoğu zaman araçlar değil ruhsatlar gidiyordu muayene istasyonuna. Şimdi ise durum farklı. Araçlarımız AB standartlarında, nizam intizam içinde kontrol ediliyor.
Esasen ben muayene olayına karşıyım. Amerika’da da muayenenin sadece egzoz kontrolünden ibaret olduğunu Amerikalı bir arkadaşımdan duyduğumda hem şaşırmış hem de benim gibi de düşünenler varmış diye düşünmüştüm. Çünkü benim düşünceme göre araçlardaki aksaklıklar trafik kontrolleri sırasında yılın her günü denetlenmeli, gerekli cezalar tavizsiz kesilmelidir.
Aracındaki bir aksaklıktan dolayı kazaya sebebiyet verenler ise çok ağır şekilde cezalandırılmalıdır. Böylece gerçek anlamda önleyici bir iş yapılmış olur. Yılda bir kez yapılan muayenenin fazla bir etkisi olduğuna inanmıyorum. Gerçi bu durum muayene istasyonunun değil, mevzuatın konusu.
Ancak dediğim gibi bu iş yapılacaksa bari adam gibi yapılsın. İşte bu noktada Tüv Türk’ü gerçekten başarılı buluyorum. İşlerini iyi yapıyorlar. Sistemleri, organizasyonları çok güzel. Randevulara riayet ediyorlar. Aksaklık yok. Tebrik etmek istiyorum.
Zora gelemeyen, kuralları, şartları zorlayan bizlerin pek işine gelmese de bu yeni muayene sistemimiz iyi oldu. Umudumuz o ki böylesi “zora gelmeler” hayatımızın diğer alanlarına da yayılsın. Uygar bir toplum olmamız buradan geçiyor.