Sağlıkta ulaşılan son teknolojiler ve uzman kadrosuyla dikkat çeken Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, kalp cerrahisinde çığır açan yöntemleri başarıyla uygulamaya devam ediyor. Özellikle özel sağlık sektöründe ciddi fark ücretleri talep edilen ‘Minimal İnvaziv Koroner Baypas’ (kapalı bypass) yöntemi, hastanede hiçbir ek maliyet olmaksızın uygun hastalara uygulanıyor. Bu tür yenilikçi operasyonlarda ‘öncü’ rolü üstlenen ve geçtiğimiz günlerde ‘Minimal İnvaziv’ yöntemiyle gerçekleştirdiği operasyonla bir hastanın 3 kalp damarını değiştiren Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Birkan Akbulut, Akdeniz Manşet’e konuştu.
‘Altyapıda bir eksiğimiz yok’
Sağlık hizmetlerinin herkes için ulaşılabilir olması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Akbulut, Hacettepe Üniversitesi ve Frankfurt Goethe Üniversitesi’nde sözkonusu yöntem üzerine eğitim aldığına dikkat çekerken, bu konuda kamu hastanelerinde altyapı olarak hiçbir eksiğin bulunmadığını söyledi. Kamuoyunda bu tür ameliyatların sadece ‘özel hastanelerde yapılabildiğine’ yönelik bir algı olduğunu ancak bunun gerçeği yansıtmadığını belirten Akbulut, "Yapılan her şey, özellikle hayatı doğrudan ilgilendiren sağlık ve eğitim hizmetleri herkes için ulaşılabilir olmalı. Bizim hastanemizde altyapı eksikliğimiz yok. Sağlık Bakanlığı ve Başhekimliğimiz esasen özel sektörden daha güçlü imkanlara sahip. Burada önemli olan irade göstermek ve 'ben bunu yapacağım' diyerek yola çıkmaktır" diye konuştu.
‘Cerrah için daha fazla hassasiyet’
Minimal İnvaziv yönteminin cerrah açısından çok daha fazla emek ve sabır gerektirdiğini ifade eden Doç. Dr. Akbulut, "Dünyaca ünlü cerrahların dediği gibi ‘Bu yöntem hasta için büyük bir konfor sağlarken, cerrah açısından daha yüksek dikkat, deneyim ve teknik hassasiyet gerektirir.’ Çünkü açık ameliyatta kalp tamamen önünüzdedir ancak kapalı yöntemde dar bir alanda, büyük bir titizlikle çalışmanız gerekir" dedi. Yaklaşık bir buçuk yıldır bu yöntemi kullandığını belirten Akbulut, tekniğin avantajlarını ise şöyle sıraladı: “Göğüs kafesi (iman tahtası) kesilmeden, meme altından kaburgalar arasından girilerek yapılıyor. Büyük kesiler olmadığı için enfeksiyon riski minimuma iniyor. Hastalar yoğun bakımdan ve servisten daha erken çıkıyor, akciğer kapasiteleri hızla normale dönüyor. Özellikle kadın hastaların tercih ettiği meme altı kesisi, estetik açıdan iz bırakmıyor. Hastalar hem sosyal hem de çalışma hayatlarına çok daha kısa sürede adapte olabiliyor.”
‘İleri cerrahi teknik eğitimi’
Hastanede verilen bu hizmetin aynı zamanda bir okul niteliği taşıdığını kaydeden Doç. Dr. Birkan Akbulut, asistanların bu ileri teknikleri uygulamada görerek öğrendiğine dikkat çekerek, “Bu yaklaşım aynı zamanda, asistan eğitimi açısından yüksek katma değer sağlayan bir öğrenme ortamı oluşturuyor. Neticede bu bir birikim işidir. 20 küsur yıllık meslek hayatımdaki tecrübeyi buradaki imkanlarla birleştiriyor ve bu ameliyatları yapıyoruz. Ne devlete ne de hastaya ek bir yük getirmeden, sadece yaklaşım farkıyla en kaliteli hizmeti sunmaya gayret ediyoruz" ifadelerini kullandı.