Bakan Fidan, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un ev sahipliğinde Paris'te gerçekleştirilen Ukrayna konulu Gönüllüler Koalisyonu Liderler Zirvesi'ne katıldı. Bakan Fidan, toplantının ardından Türkiye’nin Paris Büyükelçiliği’nde yaptığı açıklamada, “Suriye Dışişleri Bakanı Sayın Şeybani üçlü görüşme için İsrail, Suriye ve Amerika arasındaki müzakereler amacıyla Paris'te bulunuyordu. Biz bu müzakereleri başından beri çok yakından takip ediyoruz. Sürekli hem Suriye tarafıyla hem de Amerika tarafıyla istişare halindeyiz. Bu görüşme sonrası kendisiyle buluştuk. İki konuyu detaylıca görüştük. Hem bugün yapılan müzakerelerde hangi aşamaya gelindi. Hem de birkaç gün önce YPG ile yaptıkları görüşmelerde hangi sonuçlara ulaştılar veya ulaşmadılar. Onların üzerinden geçme imkanımız oldu. Bu konuları çok detaylı görüştük. Daha sonra Tom Barrack ile bir araya geldim. O da bu görüşmelerde Amerika'yı temsilen Suriye özel temsilcisi sıfatıyla bulunmaktaydı, Amerikan heyetinin başında. Ondan da bugünkü yapılan üçlü görüşmelerin seyrine ilişkin bilgi aldık. Görüşlerimizi aktardık” dedi.
‘AMERİKA'NIN DA BU KONUDA OYNAYABİLECEĞİ CİDDİ ROLLER VAR’
İsrail’in Suriye’deki eylemlerine ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine Bakan Fidan, “Bu provokatif eylemler İsrail'in bölgedeki geniş çaplı yürüttüğü yayılmacı ve bölücü politikanın bir uzantısı. Biz onu görüyoruz. Burada gerekli tespitlerin yapılması, bu tespitlerin analiz edilip gerekli tedbirlerin de alınması, fevkalade önemli bölge istikrarı açısından. Bu hem bölge ülkeleriyle beraber yapılması gereken bir davranış. Hem de Amerika'nın da bu konuda oynayabileceği ciddi roller var. İsrail'in özellikle Somaliland'de son yaptığı hareketin de aslında bölgedeki toprak tabanlı, bölme tabanlı istikrarsızlık yayma projelerinden biri. Biz bunu çok rahat görüyoruz. Suriye bizim hemen kapı komşumuz olduğu için oradaki olan her şey bizi yakından ilgilendirmekte. Umarız yani herkesi memnun edecek, bölgeye istikrar getirecek bir müzakere zemini ve anlaşma zeminini buluruz” ifadelerini kullandı.
‘KALICI BİR BARIŞA OLDUKÇA YAKIN BİR DURUMDAYIZ’
Bakan Fidan, Ukrayna konusuna ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, “Bugünkü zirve önemli bir zirveydi. Biliyorsunuz Cumhurbaşkanımızı temsilen katıldık Liderler Zirvesi'ne. Ülkelere ilaveten burada Avrupa Birliği, NATO gibi kurumlar da vardı. Onların yöneticileri de vardı. Önemli konular tartışıldı. Şunun altını çizmekte fayda var. Son 4 yıldır devam eden bu savaşta bence kalıcı bir barışa oldukça yakın bir durumdayız diye düşünüyorum. En azından barışın anahtarı olan bir takım alanların fevkalade detaylı bir şekilde tartışıldığını görüyoruz. Türkiye'nin de burada katkıları var süreç içerisinde. Bizim gördüğümüz imzalanması durumunda sadece Ukrayna'da savaşı bitiren bir barış anlaşması olmayacak. Bu aynı zamanda yeni dönemde Rusya ile Avrupa arasındaki barışın modalitelerini de uzun dönemli belirleyecek bir anlaşma olacak. Aynı zamanda Rusya'nın bölge politikalarını da bundan sonra belirleyecek kapsamlı bir anlaşma olacağını ben değerlendiriyorum şahsen. Geldiğimiz noktada barış anlaşmasının imzalanması durumunda, ateşkes imzalandığı andan itibaren ateşkesin gözetlenmesi, daha sonra Ukrayna'nın caydırıcı hale tutulması ve ateşkesin bozulması durumunda alınabilecek askeri tedbirler nelerdir? Kime hangi görev düşüyor? Ne türden perspektifler var, görüşler var ülkelerin? Bunlar çok detaylı tartışıldı” dedi.
‘YARALARIN SARILMASI KONUSUNDA TÜRKİYE'DEN DAHA MAHİR BİR ÜLKE YOK’
Bakan Fidan açıklamanın devamında şu ifadelere yer verdi:
“Cumhurbaşkanımızın da talimatıyla silahlı kuvvetlerimiz her zaman için bir barış anında oluşturulacak deniz unsurunun, Türkiye tarafından sorumluluğun üstlenmesi konusunda bizim her zaman bir duruşumuz vardı. Bu konuda çok mesafe kat edildiğini düşünüyorum. Karadeniz'in güvenliği, tabii ki Karadeniz'de en büyük filosu bulunan NATO üyesi olarak Türkiye'de sorumluluğun olmasından daha doğal bir konu yok. Bu konuda ciddi mesafe kat edildiğini düşünüyorum. İnşallah barış anlaşması en kısa sürede imzalanır ve daha fazla insan kaybının önüne geçilir, bölgeye istikrar gelir. Diğer oturumda da barış anlaşmasının imzalanmasının mütakip, Ukrayna ekonomik olarak nasıl ayağa kalkar, diğer sorunları nasıl giderilir? O konuda görüşler ortaya kondu. Cumhurbaşkanımız son derece hassas yaraların sarılması konusunda Türkiye'den daha mahir bir ülke yok. Hem kendi yaralarımıza hem ihtiyacı olan muhtaçların yaralarını sarmada biz değiliz. Ekonomik yatırım, iş adamlarımızın becerisi, özellikle altyapı ağırlamalarında bu fevkalade önemli. Yani barışın inşallah gelmesiyle beraber ekonomik canlanmanın ve kalkınmanın da oluşmasında Türkiye büyük rol oynayacak diye değerlendiriyoruz. Orada tabi ikili görüşmelerimiz de oldu. Diğer devlet başkanlarıyla yani ayaküstü önemli konulara da değindik. Avrupa Birliği yetkilileriyle de gündemi ilgilendiren konuları değerlendirdik.”
‘BÖLGEMİZDE BÖL, PARÇALA POLİTİKALARI ARTIK GERİDE KALDI’
Bakan Fidan, İsrail Dışişleri Bakanı’nın Somaliland’i ziyaret etmesi meselesini de değerlendirerek, “İlk tanıma olayı gerçekleştiğinde buna hem Türkiye olarak çok ciddi bir karşı duruş sergiledik. Bir de bölgedeki dost ve kardeş ülkelerle bir araya gelerek ortak bir açıklama yaptık. Yani egemen bir ülkenin toprağını bu şekilde parçalamaya yönelik davranışlar kabul edilemeyeceği, bölgemizde böl, parçala, yut veya yönet tarzı politikaların artık geride kaldığını, bölge ülkelerinin dayanışma içerisinde buna geçit vermeyeceğini biz ifade ediyoruz. Aslında ben bölge ülkelerine de söyledim. Yani Somaliland uzun zamandır Somali'deki merkezi hükümetle problemleri var, iç problemleri var. Yani bunu bir şekilde çözmeye çalışıyorlar. Hatta bizim kendi bakanlığımızda da sırf bundan sorumlu bir ara bulucu bir ülke elçimiz var. Uzun zamandır görev yapıyor. Biz Birleşmiş Milletler kararları ve kendi politikamız ve diğer ulusal tahammüller çerçevesinde Somali’nin toprak bütünlüğünü her zaman sonuna kadar savunduk. Kendi iç sorunlarını barışıl şekilde halletmelerini her zaman bekledik. Fakat Somaliland'i tanıya tanıya İsrail'in tanıması, mini minnacık bir hakları varsa da herhangi bir şeyle alakalı aslında bir gayrimeşruluğu temsil ediyor. Yani İsrail gibi gayrimeşruluğun merkezi olan bir aktörün Somaliland'in her tarafına destek verse ne olur? Jeostratejik açıdan bir hamle, bir güç ortaya koymaya çalıştıklarını görüyoruz” dedi.





