Antalya’da bir araya gelen kadınlar, yaptıkları basın açıklamasının ardından Güllük PTT şubesine giderek cezaevindeki kadınlara dayanışma kartları gönderdi. Açıklamada, cezaevlerinin adaletin sağlandığı yerler olmaktan çıkıp hak ihlallerinin merkezi haline geldiği vurgulandı. Platform adına yapılan açıklamada, cezaevlerindeki doluluk oranları ve sağlıksız koşulların insan hakkı ihlali olduğu belirtilerek “Tüm siyasi kadın ve LGBTİ+ mahpuslar ile özsavunma uyguladığı için cezalandırılan kadınlar özgürlüğüne kavuşmalıdır. Ağır hasta mahpuslar tahliye edilmeli, kelepçeli muayene dayatmasına son verilmelidir. İdare ve Gözlem Kurulları'nın keyfi kararlarıyla tahliyelerin engellenmesinden vazgeçilmelidir. Cezaevlerinde anneleriyle kalan 0-6 yaş arası çocukların ihtiyaçları gözetilmeli; ped ve temiz su gibi hijyen malzemeleri ücretsiz sağlanmalıdır” diyerek taleplerini sıraladı.

Küresel istismar ağları
Açıklamada sadece cezaevleri değil, toplumsal sömürü düzenine dair de önemli başlıklar öne çıktı. Epstein belgeleri üzerinden küresel istismar ağlarına değinen kadınlar, bu durumun bir ‘sistem sorunu’ olduğunu ifade etti. Ayrıca Türkiye'deki MESEM (Mesleki Eğitim Merkezleri) uygulamaları eleştirilerek, çocukların ‘işçi’ adı altında ağır koşullarda çalıştırılmasına ve iş cinayetlerine kurban gitmesine tepki gösterildi. İran’daki baskılardan Rojava’daki saldırılara, iklim krizinden ekonomik güvencesizliğe kadar geniş bir çerçevede değerlendirmelerde bulunan Antalya Kadın Platformu üyeleri, açıklamayı "Savaş düzeninizi, aile düzeninizi, şiddet ve güvencesiz düzeninizi kadınlar yıkacak. Emeğimize, barışımıza ve birbirimize sahip çıkıyoruz. Yaşasın kadın dayanışması” diyerek sonlandırdı.






