Türk Eğitim-Sen Antalya 1 No’lu Şube Başkanı Erhan Çatal, ‘Öğretmenler eğitimci kimliğinden uzaklaştırılıyor, form dolduran personele dönüştürülüyor’ diyerek uygulamaya sert tepki gösterdi. Eğitimde niteliği artırma hedefiyle hayata geçirilen Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, sahadaki uygulamalarıyla öğretmenlerin tepkisini çekmeye devam ediyor. Modelin en çok tartışılan unsurlarından biri olan “Öğrenci Gelişim Raporları”, özellikle ortaöğretim kademesinde görev yapan öğretmenler için ciddi bir iş yüküne neden oldu. Öğretmen odalarında “angarya” olarak nitelendirilen bu uygulama, Türk Eğitim-Sen’in Milli Eğitim Bakanlığı’na resmi yazı göndermesiyle gündemin üst sıralarına taşındı. Türk Eğitim-Sen Antalya 1 No’lu Şube Başkanı Erhan Çatal, uygulamanın öğretmenin asli görevi olan eğitimi ikinci plana ittiğini belirterek, sahadaki gerçekliğin masa başında kurgulanan sistemlerle örtüşmediğini söyledi. Çatal, “Öğretmenler hâlihazırda sınav hazırlıkları, kağıt okuma, e-Okul işlemleri, rehberlik çalışmaları ve yeni müfredata uyum süreciyle yoğun bir tempo içinde çalışıyor. Bunun üzerine yüzlerce öğrenci için detaylı gelişim raporu talep edilmesi, pedagojik bir faaliyet değil, açıkça dijital hamallıktır” ifadelerini kullandı.

Karataş Mağarası'nda tekno parti
Karataş Mağarası'nda tekno parti
İçeriği Görüntüle

‘Öğretmenin omzuna yük’

Sendikanın Bakanlığa sunduğu analizde, sistemin sürdürülemezliği somut rakamlarla ortaya kondu. Buna göre hazırlık, 9 ve 10. sınıflarda derse giren bir öğretmenin ortalama sekiz farklı sınıfta yaklaşık 240 öğrenci için her dönem ayrı ayrı gelişim raporu doldurması gerekiyor. Erhan Çatal, bu tabloyu ‘Bir öğretmenin bu yoğunlukta sağlıklı ölçme-değerlendirme yapması mümkün değildir. Nicelik arttıkça nitelik düşmektedir’ sözleriyle değerlendirdi. Çatal, kağıt üzerinde ideal görünen Maarif Modeli’nin, sahada öğretmenin omzuna yüklenen bürokratik yükle sınandığını vurgulayarak, bu durumun öğretmen motivasyonunu ciddi biçimde zedelediğini ifade etti. “Öğretmeni yoran, tüketen ve mesleki heyecanını törpüleyen hiçbir sistem başarıya ulaşamaz. Bu raporlama trafiği, öğretmeni öğrencisinden koparmakta, ölçme-değerlendirmeyi ise şekilsel bir zorunluluğa dönüştürmektedir” dedi.

‘Yeni düzenleme zorunlu’

Türk Eğitim-Sen’in Milli Eğitim Bakanlığı’na gönderdiği resmi yazıda, söz konusu uygulamadan tamamen vazgeçilmesi ya da en azından ciddi biçimde sadeleştirilmesi gerektiği vurgulandı. Erhan Çatal, raporların mevcut haliyle öğretmene katkı sunmadığını, aksine eğitimin niteliğini tehdit ettiğini belirterek, “Eğitimin kalitesi form sayısıyla ölçülemez. Öğretmen eğitimci olarak kalmalıdır” şeklinde konuştu. Ortaöğretimde yaşanan bu krizin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin kamuoyundaki algısına da zarar verdiğini dile getiren Çatal, Milli Eğitim Bakanlığı’na çağrıda bulunarak, “Sahayı görmeden yapılan her düzenleme öğretmeni yalnızlaştırır. Bakanlığı, bürokratik beklentiler yerine öğretmenlerin gerçek sesine kulak vermeye davet ediyoruz” ifadelerini kullandı. Türk Eğitim-Sen’in bu çıkışının ardından, öğretmenlerin ‘çığlık’ olarak tanımladığı başvuruya Milli Eğitim Bakanlığı’nın nasıl bir karşılık vereceği merakla bekleniyor.

Muhabir: Esra ALTUNKES