Birleşik Kamu İş Antalya İl Başkanı Sadık Acar, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) 9 Ocak’ta okullara gönderdiği yazıyla eğitim emekçilerine yönelik baskıcı bir tutum sergilediğini belirterek, bu uygulamaların anayasa, uluslararası sözleşmeler ve hukuk normlarıyla çeliştiğini söyledi. Acar, mevcut iktidarın yıllardır kamu çalışanlarını düşük ücretler, güvencesiz çalışma koşulları ve antidemokratik uygulamalarla baskı altına aldığını, buna ek olarak sendikal hakları kısıtlayıcı bir yol izlediğini ifade etti. MEB’in, 13 Ocak’ta gerçekleştirilen iş bırakma eylemine katılan eğitim emekçilerine yönelik gönderdiği yazının, sendikal hakları anayasal güvence altına alan tüm uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu vurguladı. Acar, “Yıllardır kamu emekçileri olarak düşük ücretlere, güvencesiz çalıştırılmaya, antidemokratik baskılara maruz bırakıldık. Bugün de sendikal haklarımız elimizden alınmaya çalışılıyor. Ancak bilinmelidir ki ne biz bu baskılara boyun eğeceğiz ne de kamu çalışanlarının örgütlü mücadelesini engelleyebilecekler. Sendikal haklarımız, anayasa ve uluslararası hukuk tarafından güvence altına alınmıştır. Hiçbir siyasi iktidar bu hakları yok sayamaz, ortadan kaldıramaz!” diyerek hükümetin tutumuna sert tepki gösterdi.
‘Uluslararası sözleşmelere aykırı’
Acar, MEB’in iş bırakma eylemini öğrencilerin eğitim hakkını engelleme olarak nitelendirmesini eleştirerek, sendikal hakların uluslararası anlaşmalar ve anayasal güvencelerle korunduğunu hatırlattı. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddesi, ILO’nun 87 ve 98 sayılı sözleşmeleri, Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi ile Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı’nın kamu çalışanlarının grev ve sendikal haklarını açıkça güvence altına aldığını belirten Acar, Anayasa’nın 90. maddesi gereği uluslararası sözleşmelerin bağlayıcı olduğunu ve iç hukuk ile çelişmesi durumunda öncelikli olarak uygulanması gerektiğini vurguladı. Acar, “MEB’in gönderdiği yazıda, sendikal haklarımızın anayasa ve uluslararası metinlerle güvence altına alındığı belirtilirken, aynı zamanda iş bırakma eylemini ‘öğrencilerin eğitim hakkını engelleme’ olarak nitelendirmesi büyük bir çelişkidir. Burada asıl mesele, sendikal haklarımızı güvence altına alan uluslararası sözleşmeleri, anayasayı, yasaları, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararlarını tanımadığını açıkça ortaya koyan bir zihniyetle karşı karşıya olmamızdır. Kamu çalışanlarının haklarını yok sayan, hukuku hiçe sayan bu yaklaşımı asla kabul etmiyoruz!” ifadelerini kullandı.
Ortak mücadele çağrısı
Acar, kamu çalışanlarının en temel haklarını savunarak insanca yaşamaya yetecek bir ücret, güvenceli bir iş ve güvenli bir gelecek talep ettiklerini ifade etti. MEB ve siyasi iktidarın sendikal hakları kısıtlayarak kamu çalışanlarını baskı altına almak istemesine asla boyun eğmeyeceklerini belirten Acar, bu mücadelede geri adım atmayacaklarını vurguladı. Acar, “Bizler sendikal haklarımızı kullanarak insanca yaşamaya yetecek bir ücret, güvenceli bir iş ve güvenli bir gelecek talep ediyoruz. Ancak görüyoruz ki MEB ve siyasi iktidar, bu hakları kısıtlamaya çalışarak bizlere dayattığı kölelik düzenini kabul etmemizi istiyor. Buradan açıkça söylüyoruz: Ne baskılara boyun eğeceğiz ne de hukuksuz uygulamalara sessiz kalacağız! Sendikal haklarımızdan asla vazgeçmeyeceğiz” dedi. Son olarak, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 118. maddesine dikkat çeken Acar, sendikal faaliyetleri engellemenin suç olduğunu vurgulayarak, “Sendikaya üye olmaması veya üyelikten ayrılması için baskı yapılması, cebir ya da tehdit uygulanması Türk Ceza Kanunu’na göre suçtur ve cezai yaptırımlara tabidir. Kamu emekçilerini tehdit eden bu uygulamalara karşı sessiz kalmayacağız, çünkü asıl suç işleyenler bu baskıyı uygulayanlardır. Kamu çalışanları örgütlü mücadele ile haklarını geri alacak ve sendikal özgürlüklerini savunmaya devam edecektir” ifadelerini kullandı. Acar, tüm kamu emekçilerini ortak mücadeleye çağırarak, “Birleşe birleşe kazanacağız! Sendikal haklarımızı, emeğimizi ve geleceğimizi savunmak için omuz omuza mücadelemizi sürdüreceğiz!” dedi.






