Eğitim-İş Sendikası Merkez Yürütme Kurulu, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in okul ziyareti öncesinde pankart astıkları gerekçesiyle gözaltına alınan ve ardından tutuklanan iki üniversite öğrencisine ilişkin açıklama yaptı. Eğitim-İş, öğrencilerin anayasal güvence altındaki protesto ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gereken bir eylem nedeniyle tutuklanmasının hukuk devleti ilkeleri açısından ciddi soru işaretleri oluşturduğunu savundu. Eğitim-İş, 19 ve 20 yaşındaki öğrencilerin protesto hakkını kullandıkları gerekçesiyle tutuklanmasının kabul edilemez olduğunu belirtti. Açıklamada, 19 ve 20 yaşındaki iki üniversite öğrencisinin gece yarısı evlerine düzenlenen operasyonla gözaltına alınması ve sonrasında çıkarıldıkları mahkeme tarafından tutuklanması eleştirildi. Eğitim-İş, demokratik toplumlarda kamu yöneticilerinin ve uygulamalarının eleştirilebilmesinin temel haklardan biri olduğunu vurguladı.
‘İstifaya çağırmak suç değildir’
Eğitim-İş Merkez Yürütme Kurulu, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in eğitim politikalarının eleştirilmesinin ve istifaya çağrılmasının suç olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Açıklamada, “Kamusal eğitimi piyasanın ihtiyaçlarına göre şekillendiren, kamu kaynaklarını özel sermayenin kullanımına açan, MESEM uygulamalarıyla çocukları ucuz ve güvencesiz işgücüne dönüştüren, laik ve bilimsel eğitimi aşındıran, okulları çeşitli protokoller aracılığıyla dini yapıların etkisine açan, eğitimde eşitsizlikleri derinleştiren ve öğretmenlerin sorunlarına çözüm üretmeyen bir Milli Eğitim Bakanı’nı eleştirmek, istifaya çağırmak suç değildir” ifadelerine yer verildi.
‘Kaygıları görmezden gelinemez’
Gençlerin geleceğe ilişkin kaygılarının görmezden gelinmemesi gerektiğini belirten Eğitim-İş, eğitim alanında yaşanan sorunların gençlerin gelecek beklentilerini doğrudan etkilediğini ifade etti. Açıklamada, “Milyonlarca genç bugün ‘Geleceğimiz yok!’ diyorsa bunun nedenleri de sorumluları da ortadadır” denildi. Eğitim-İş açıklamasında, Mesleki Eğitim Merkezleri’nde (MESEM) iş cinayetlerinde yaşamını yitiren çocuklar, okullarda artan şiddet, yoksulluk nedeniyle yeterli beslenemeyen öğrenciler ile barınma ve eğitim gibi temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekildi. Sendika, eğitim sisteminin giderek piyasacı ve gerici müdahalelerin etkisi altına girdiğini, laik ve bilimsel eğitim anlayışından uzaklaşıldığını ileri sürdü. Eğitimde yaşanan sorunların öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin haklarını sınırlayan uygulamalarla değil, demokratik ve özgür bir eğitim ortamının güçlendirilmesiyle çözülebileceği belirtildi. Eğitim-İş Merkez Yürütme Kurulu, öğrencilerin düşüncelerini ve eleştirilerini demokratik yollarla ifade edebilmesinin hukuk devletinin temel unsurlarından biri olduğunu vurguladı. Açıklamada, eğitim politikalarına yönelik eleştirilerin baskı ve tutuklamalarla karşılanmaması gerektiği belirtilerek, öğrencilerin protesto ve ifade özgürlüğünün korunması çağrısı yapıldı.





