Antalya’da düzenlenen 5. Uluslararası Gıda Kimyası Kongresi, gıda sektöründeki bilgi kirliliğiyle mücadele etmek adına akademi ve sanayi dünyasını bir araya getirdi. Kongrenin odak noktası, son yıllarda tartışmaların merkezinde yer alan bitkisel yağlar ve özellikle palm yağı oldu. Uzmanlar, bilimsel veriler ışığında palm yağının gıda endüstrisindeki yeri ve sağlığa etkileri konusundaki yanlış algıları tek tek çürüttü. Gıda Mühendisi Dr. Fahri Yemişçioğlu, palm yağının kanserle ilişkilendirilmesinin bir "algı" yönetimi olduğunu belirterek, hiçbir yağın tek başına kansere yol açmayacağını vurguladı. Yemişçioğlu’na göre, trans yağ asitlerinin gıdalardan temizlenmesini sağlayan palm yağı, aslında daha sağlıklı ürünlerin üretilmesine imkan tanıyor. Zararlı olduğu iddia edilen GE ve 3-MCPDE gibi bileşiklerin ise sadece bu yağa özgü olmadığını, yanlış rafinasyon süreçlerinde tüm bitkisel yağlarda oluşabileceğini hatırlattı.

‘Verimlilik ve sürdürülebilirlik’
Beslenme tartışmalarında palm yağının içeriğindeki palmitik asit nedeniyle eleştirilmesini de gerçekçi bulmayan Yemişçioğlu, bu asidin anne sütü ve süt yağlarında da doğal olarak bulunduğuna dikkat çekti. Türkiye ve Avrupa Birliği’ndeki sıkı regülasyonların gıda güvenliğini en üst düzeyde koruduğunu belirten Yemişçioğlu, mevcut denetimlerle gıdaların her zamankinden daha güvenli olduğunu ifade etti. Verimlilik ve sürdürülebilirlik boyutunu ele alan Dr. Elif Güngör Reis ise ‘10/40 Paradoksu’ adını verdiği verilerle dikkat çekti. Dünyadaki yağlı tohum arazilerinin sadece yüzde 10’unu kullanan palm ağacının, küresel ihtiyacın %40’ını karşıladığını belirten Reis, palm yağını boykot etmenin çözüm olmadığını savundu. Bu yağdan vazgeçilmesinin, aynı miktarda üretimi sağlamak için çok daha büyük orman alanlarının yok edilmesine neden olacağı uyarısında bulundu. Sonuç olarak kongrede, çözümün yasaklamalarda değil, izlenebilir ve denetlenebilir sistemlerde olduğu vurgulandı. Dr. Reis, sürdürülebilirlik hassasiyeti olan tüketicilerin ve sanayicilerin, MSPO 2.0 gibi uluslararası sertifikaları talep ederek üretim standartlarını yukarı çekebileceğini belirtti. GDO riski taşımayan palm yağının, stratejik önemiyle küresel gıda arzının sigortası olmaya devam edeceği kaydedildi.





