Turizm Çalışanları Derneği Başkanı Mustafa Yahyaoğlu, bu uygulamanın çalışanları sistemli biçimde hak kaybına uğrattığını belirterek, “Bu bir tercih değil, yıllardır devam eden bir zulümdür” dedi. Yahyaoğlu, sezon sonunda oteller kapanırken işçilerin iş akitlerinin feshedilmediğini, bunun yerine ‘Askıya alma’ yöntemine başvurulduğunu söyledi. Bu uygulama nedeniyle çalışanların resmi olarak işsiz görünmediğini ancak fiilen işsiz kaldığını belirterek, “Eğer sezon sonunda sözleşmeler feshedilseydi, diğer şartları sağlayan işçiler işsizlik ödeneğinden yararlanabilecekti. En azından sezon dışındaki aylarda bir nebze destek alabileceklerdi. Ancak askı uygulamasıyla bu haktan da mahrum bırakılıyorlar’ şeklinde konuştu.
‘Sigorta şartları dışlıyor’
Başkan Yahyaoğlu, turizm sektörünün yapısı gereği işsizlik sigortası şartlarının karşılanmasının son derece zor olduğuna dikkat çekti. İşsizlik ödeneği alabilmek için son üç yılda en az 600 gün prim ödenmesi gerektiğini hatırlatan Yahyaoğlu, bunun her yıl en az 7 ay çalışmayı zorunlu kıldığını ifade etti. Oysa turizm sektöründe sezonun çoğu bölgede 5–7 ay arasında değiştiğini belirtti. Bir diğer şart olan son işyerinde 120 gün kesintisiz çalışma koşulunun da sektördeki yüksek işyeri değişimi nedeniyle karşılanamadığını söyleyen Yahyaoğlu, “Son 20 yılda işyerlerinde kıdem ortalaması 3–3,5 aya kadar düştü. Beş yıldır turizmde çalışan bir işçi 10–15 farklı işyeri sayabiliyor” dedi.
İstifa ve MOBBİNG kıskacı
Yahyaoğlu, işsizlik sigortasından yararlanamamanın bir diğer nedeninin de istifa ve tazminatsız çıkışlar olduğunu vurguladı.Çalışma ve lojman koşullarının yetersizliği, mobbing, ödenmeyen ücretler ve fazla mesai alacaklarının işçileri istifaya zorladığını belirten Yahyaoğlu, cezai maddeler gerekçe gösterilerek yapılan tazminatsız işten çıkarmaların da yaygın olduğunu söyledi.Bu durumun ancak iş mahkemelerinde dava açılıp kazanılması halinde işçi lehine dönebileceğini ifade eden Yahyaoğlu, “Ancak dava açmak hem ciddi harç ve masraf gerektiriyor hem de uzun yıllar sürüyor. Alacaklarını tahsil edememiş işçiden dava masrafı bekleniyor. Çoğu zaman memleketine dönecek parası olmayan işçilerle karşılaşıyoruz” şeklinde konuştu.
‘Adalet kağıt üzerinde’
Adalete erişimdeki mali ve bürokratik engeller nedeniyle birçok işçinin haklı olduğu halde dava açamadığını söyleyen Yahyaoğlu, “Geç gelen adalet adalet değildir. Dava açılmayan ya da kazanılamayan her işçi alacağının işveren açısından net kazanç haline geldiğini savunmaktadır” dedi. .Demokratik bir hukuk devletinde hukuka erişimin önünde engel olmaması gerektiğini belirten Yahyaoğlu, siyasi iktidarın ve ilgili bürokrasinin bu sorunları çözmek için somut adım atmadığını ileri sürdü. 2028 yılı için 120 milyon turist ve 120 milyar dolar turizm geliri hedefi bulunduğunu, sektörün 5–7 milyon turizm çalışanına ihtiyaç duyacağını ifade etti. ‘4–8 ay sezon olan bir ülkede milyonlarca turizm işçisini işsizlik sigortası hakkından mahrum bırakmak, bu nitelikli ve eğitimli işçileri sektörden uzaklaştırmak anlamına gelir. Turizm işçiliğini terk etmeye zorlayan politikalar kabul edilemez’ diyen Yahyaoğlu, askı uygulamasının kaldırılması ve turizm sektörüne özgü işsizlik sigortası düzenlemesi yapılması çağrısında bulundu.





