Arjantin, Belarus, Ekvador, Mısır, Esvatini, Myanmar, Nijerya, Panama ve Tunus ile birlikte Türkiye’nin de işçilerin haklarının güvence altında olmadığı ülkeler arasında gösterildiğini ifade eden Çerkezoğlu, 151 ülke arasındaki bu tablonun başlıca nedenlerinin sendikal haklara, örgütlenme özgürlüğüne ve grev hakkına yönelik sistematik ihlaller olduğunu kaydetti. Ülkeyi yönetenlerin yıllardır bu tablodan rahatsızlık duymadığını ve düzeltmek için adım atmadığını vurgulayan Çerkezoğlu, tercih edilen ekonomi politikaları nedeniyle çalışma yaşamındaki tahribatların ve hak kayıplarının derinleştiğini dile getirdi. Artan işsizlik, yaygınlaşan işten çıkarmalar, reel ücretlerdeki gerileme ile ücret ve tazminatların ödenmemesinin giderek daha fazla işçinin karşı karşıya kaldığı temel sorunlar haline geldiğini aktardı.
Karanlık tabloyu anlattı
Türkiye’nin yalnızca sendikal hakların ihlal edildiği değil, işçilerin en temel hakkı olan ücret hakkının dahi gasp edildiği bir emek cehennemi haline getirildiğini belirten Çerkezoğlu, madenlerden şantiyelere, fabrikalardan tersanelere kadar birçok iş kolunda işçilerin ücret alacaklarını ancak direnerek alabildiğini vurguladı. Son olarak Yıldızlar SSS Holding bünyesindeki işletmelerde çalışan işçilerin ücretlerinin ve tazminatlarının sistematik olarak gasp edilmesinin çalışma yaşamındaki karanlık tabloyu gözler önüne serdiğini ifade etti.
Otoritelerin sorumluluğu
Bu hak ihlallerinin sadece işçi ile işveren arasındaki bir mesele olmadığını belirten Arzu Çerkezoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın tüm çalışma yaşamından sorumlu olduğunun altını çizdi. Kamu otoritelerinin görevinin hakkını arayanları engellemek değil, işverenlerin hukuka aykırı uygulamalarını önlemek ve işçilerin alacaklarını güvence altına almak olduğunu söyledi. İşsizlik Sigortası Fonu başta olmak üzere kamusal mekanizmaların işçinin hak edilmiş alacaklarının zamanında ödenmesini güvence altına alacak biçimde düzenlenmesi gerektiğini, yapılan ödemelerin daha sonra devlet tarafından yükümlülüğünü yerine getirmeyen işverenden tahsil edilmesi gerektiğini belirtti. İşverenin hukuka aykırı davranışının bedelini işçinin ödememesi gerektiğini savundu.
Çıkış yolu örgütlü mücadele
Siyasi iktidarın ücret hakkına kadar uzanan hak gasplarını önlemek yerine hak arayışlarını engellemeyi görev bildiğini ifade eden Çerkezoğlu, ülkeyi yönetenlerin sorumluluğunun demokratik hak mücadelelerini engellemek değil, hakları kamusal güvence altına almak olduğunu kaydetti. Hakların hiçbir güvencesinin kalmadığı, devletin işverenlerin hak gasplarına kayıtsız kaldığı ve hakkını arayanlara baskı uyguladığı bir rejimden çıkış yolunun örgütlü mücadele olduğunu belirtti. Çerkezoğlu, emeğin haklarının gerçek anlamda güvence altına alındığı bir düzeni kurmak için mücadeleye devam edeceklerini vurguladı.





