Hayvan Hakları Platformu Türkiye ve Antalya Hayvan Hakları Platformu, Attalos Meydanı’nda gerçekleştirdikleri basın açıklamasıyla barınaklardaki yetersizliklere ve mevzuatın uygulanışındaki aksaklıklara dikkat çekti. Platform adına açıklamayı okuyan Özlem Başargil, sahipsiz hayvanların yaşam hakkının hem yerel hem de ulusal düzeyde büyük bir tehdit altında olduğunu vurguladı. Konuşmasına 13 Aralık 2024 tarihinde yayımlanan yeni uygulama yönetmeliğine değinerek başlayan Başargil, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun kağıt üzerinde hayvan refahını hedeflediğini ancak saha gerçekliğinin tam tersi bir yöne evrildiğini belirtti. Başargil, "Bugün burada yalnızca barınakları değil, uygulanan mevzuat ile saha gerçekliğinin çöküşünü haykırmak için toplandık" dedi.

Barınaklarda ‘kapasite’ alarmı
Antalya’daki belediye barınaklarının mevcut durumunu "uzun süreli kapama merkezleri" olarak nitelendiren Başargil, bölgedeki acı tabloyu şu sözlerle özetledi: “Barınak kapasiteleri aşılmış durumda, hayvanlar fiziksel alanın çok üzerinde sayılarla bir arada tutuluyor. Rehabilitasyon süreçleri plansız, sağlık ve beslenme koşulları ise son derece yetersiz. ‘Geçici bakım’ olması gereken yerler, hayvanların hapsedildiği kalıcı merkezlere dönüşmüş durumda.” Sorunun ulusal bir boyutta olduğunu hatırlatan Özlem Başargil, birçok belediyenin lisanslı barınağının dahi olmadığını veya var olanların yasal standartları karşılamadığını ifade etti. İl hayvan koruma kurullarının kararlarının şeffaf olmadığını belirten Başargil, ‘Yakala–kısırlaştır–rehabilite-et’ modelinin fiilen çöktüğünü dile getirdi. Çözüm için 5 acil talepte bulunan hayvan hakları savunucusu Özlem Başargil, platform adına yetkililere şu talepleri sıraladı: “Tüm barınaklar şeffaf ve düzenli olarak denetlenmeli. Giriş-çıkış ve sağlık verileri gönüllü örgütlerle paylaşılmalı. Belediyeler barınak iyileştirmeleri için yeterli bütçe ayırmalı. Gönüllüler ve sivil toplum, süreçlere etkin şekilde dahil edilmeli. Kısırlaştırma ve rehabilitasyon programları bilimsel verilere dayanmalı.” Basın açıklamasını kararlı bir duruşla sonlandıran Özlem Başargil, yaşam hakkının anayasal bir hak olduğunu hatırlatarak şunları söyledi: "Yasa ile uygulama arasında derin bir uçurum var ve bu uçurum milyonlarca canın yaşamını tehdit ediyor. Susmayacağız, korkmayacağız, vazgeçmeyeceğiz. Çünkü bu yerel bir sorun değil, ulusal bir sorumluluk meselesidir."






