Antalya’nın Elmalı, Söğüt ve Gölhisar hattı başta olmak üzere yayla bölgelerinde tarımsal üretimde yaşanan sorunlar giderek büyüyor. Örtü altı üretim alanlarının genişlemesine karşın üreticinin gelirinin aynı oranda artmadığını belirten önceki dönem Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Vural Şahin, artan girdi maliyetleri ile ürün fiyatları arasındaki dengesizliğin üreticiyi zor durumda bıraktığını söyledi. Tohumdan gübreye, zirai ilaçtan mazota ve işçiliğe kadar bütün üretim kalemlerinde ciddi maliyet artışları yaşandığını ifade eden Şahin, üreticinin sezon sonunda çoğu zaman ürününü maliyetine hatta maliyetinin altında satmak zorunda kaldığını dile getirdi. Şahin, “Üretici üretim yapabilmek için yüksek maliyetlere katlanıyor. Ancak hasat döneminde emeğinin karşılığını alamıyor. Böyle bir üretim modeli sürdürülebilir değil. Üreticinin ayakta kalabilmesi için maliyetler, ürün fiyatları ve üreticinin makul kârı birlikte değerlendirilmelidir” dedi.
‘Doğal afetler de zorluyor’
Yayla bölgelerinde özellikle meyvecilik yapan üreticilerin hava koşullarından önemli ölçüde etkilendiğine dikkat çeken Şahin, aşırı yağışlar başta olmak üzere olumsuz hava koşullarının verim ve kalite kayıplarına yol açtığını belirtti. Şahin, üreticinin aynı anda hem doğal risklerle hem de piyasa koşullarıyla mücadele ettiğini vurgulayarak, tarımsal üretimde risklerin azaltılmasına yönelik daha güçlü politikaların uygulanması gerektiğini söyledi. Sahil bölgelerinde yeni örtü altı dikimlerinin başladığını hatırlatan Şahin, sahil üretiminin piyasaya çıktığı dönemde yayla ürünlerinin hâlâ hasat ediliyor olmasının arz fazlası ve fiyat düşüşü oluşturabileceği uyarısında bulundu. Şahin, “Sahil ve yayla üretiminin birbirinden bağımsız değerlendirilmemesi gerekiyor. Hangi bölgede hangi ürünün, hangi tarihlerde ve ne miktarda üretileceği planlanmalı. Aksi halde aynı ürünün aynı dönemde piyasaya çıkması hem üreticiyi hem de piyasayı olumsuz etkiler” diye konuştu.

Üretici-tüketici arasındaki makas
Tarım sektöründeki en önemli sorunlardan birinin de üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkı olduğunu ifade eden Şahin, üreticinin düşük fiyatla sattığı ürünün tüketiciye ulaşana kadar birkaç kat pahalandığını söyledi. Silor hıyar ve domates üzerinden fiyat makasına dikkat çeken Şahin, “Üreticinin 5-10 lira seviyelerinde sattığı bir ürünün tüketiciye birkaç kat daha yüksek fiyatlarla ulaşması sorgulanmalıdır. Aynı şekilde üreticinin 10-20 lira seviyelerinde sattığı domatesin tüketiciye çok daha yüksek fiyatlarla ulaşması hem üreticinin hem tüketicinin mağdur olduğunu gösteriyor” dedi. Üreticinin daha fazla üretmesinin tek başına çözüm olmadığını belirten Şahin, tarım politikalarının pazar koşulları dikkate alınarak oluşturulması gerektiğini vurguladı. Şahin, “Ne kadar üretileceği kadar, nerede üretileceği, hangi dönemde piyasaya çıkacağı ve hangi pazara gönderileceği de önemlidir. Üretim planlaması, pazar araştırması ve arz-talep dengesi birlikte ele alınmalı. Üretici ne üreteceğini ve ürününü hangi koşullarda satabileceğini öngörebilmeli” ifadelerini kullandı.
‘Üretici kazanamazsa ziraat biter’
Yayla tarımının yalnızca bölge üreticisi açısından değil, Antalya ve Türkiye’nin gıda arz güvenliği bakımından da stratejik öneme sahip olduğunu belirten Şahin, gerekli önlemlerin bugünden alınması gerektiğini söyleyerek, “Gerçek çok net: Üretici kazanamazsa yayla ziraatı sürdürülemez. Bugün üreticinin sorunlarına çözüm bulunmazsa yarın yaylalarda üretim yapacak çiftçi bulmakta zorlanabiliriz. Çiftçiyi korumak yalnızca çiftçiyi korumak değildir; tüketiciyi, gıda arzını ve tarımın geleceğini korumaktır. Yayla ziraatının sürdürülebilirliği için üreticinin sesi mutlaka duyulmalı ve vakit kaybetmeden planlı bir üretim modeli hayata geçirilmelidir” diye konuştu.




