Antalya Barosu, 2026 yılının Kasım ayında Antalya’nın ev sahipliği yapacağı COP31 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı öncesinde, süreci sadece diplomatik bir zirve olarak değil, bir hak arama mücadelesi olarak ele alan kapsamlı bir hamle başlattı. Düzenlenen forumda; iklim krizinin emek, hukuk ve kent hakkı perspektifiyle değerlendirildiği güçlü bir "iklim adaleti" vurgusu yapıldı. Forumun açılışında konuşan Antalya Barosu Başkanı Av. Ali Çağdaş Bozaner, iklim krizinin sadece teknik bir çevre meselesi olmadığını, doğrudan Anayasa’nın 56. maddesiyle güvence altına alınan bir insan hakkı mücadelesi olduğunu belirtti. Bozaner, şu ifadeleri kullandı: "COP31 süreci bugüne kadar bürokratik bir zeminde ele alındı. Ancak biz halkın katılımını esas alıyoruz. Antalya'da doğa sermayeye peşkeş çekiliyor; müze yıkımları ve dere yataklarına yapılan inşaatlar bu tahribatın kanıtıdır. Bu kentin bir barosu var ve biz bu süreci emekçinin, doğanın ve kentin sesini duyurduğumuz aktif bir mücadele alanına dönüştüreceğiz."
‘Rant laboratuvarı’ haline geldi
Antalya Barosu Çevre ve İmar İzleme Kurulu Başkanı Av. Duygu Kozanoğlu ise COP31’in sadece devletler arası görüşmelerden ibaret kalmasına itiraz etti. Kozanoğlu, Antalya’nın mermer ocakları, kuruyan göller ve güvencesiz tarım emeğiyle bir ‘rant laboratuvarı’ haline getirildiğini savundu. Kozanoğlu, iklim krizinin en çok yoksulları, kadınları ve çocukları vurduğunu hatırlatarak, "Kamu düzeni sadece asayiş demek değildir; ormanların korunduğu, kıyıların betonlaşmadığı bir yaşam düzenidir. COP31’i halkın kürsüsüne dönüştüreceğiz" dedi. TBB Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Sekreteri Av. Dr. M. Fevzi Özlüer de forumda yaptığı sunumla konunun bilimsel ve siyasal boyutuna ışık tuttu. Özlüer, Türkiye’deki iklim politikalarının sermaye odaklı olduğunu, yerel yönetimlerin yetkisiz bırakılmasının demokratik mücadeleyi kilitlediğini ifade ederek, krizin sınıfsal boyutuna dikkat çekti.

Adalet Sekreteryası kuruluyor
Forumun sonunda, Antalya’daki çevre ve iklim çalışmalarını koordine etmek amacıyla bir "COP31 İklim Adaleti Sekreteryası" kurulması çağrısı yapıldı. Baroların, sendikaların, meslek odalarının ve üniversitelerin bileşeni olacağı bu yapının, süreci yerelden ve aşağıdan yukarıya bir örgütlenme ile takip etmesi hedefleniyor.





