Platform adına açıklamayı okuyan Özlem Yavuz, sadece 2026 yılının Ocak ayında 5’i Antalya’dan olmak üzere 26 kadının katledildiğini vurguladı. Basın açıklamasının en dikkat çekici kısmında, kadın cinayetlerinin bir "anlık cinnet" ya da "rastlantı" olmadığı, aksine erkek egemen düzenin ve cezasızlığın bir sonucu olduğu ifade edildi. Yavuz, Türkiye genelinde son beş yılda en az 1.267 şüpheli kadın ölümü kaydedildiğini belirterek, "Şüpheli ölüm demek, fail erkekleri korumak ve şiddetin üstünü örtmek demektir" dedi.
‘Failler güveni sistemden alıyor’
Açıklamada, kadın katillerinin bu cesareti devletin ve yargının tutumundan aldığı savunuldu. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması ve 6284 sayılı kanunun etkin uygulanmaması eleştirilerek, “Fail erkekler biliyor; öldürdüklerinde 'iyi hal indirimi' alabileceklerini, hayatlarının mahkeme salonlarında didik didik edilip cinayetlerinin gerekçelendirilmesine dönüştürüleceğini biliyorlar. Bu güveni; yargısıyla, polisiyle ve yasalarıyla bütünüyle bu sistemden alıyorlar” dedi.
Politikalar şiddeti önlemiyor
Hükümetin toplumsal cinsiyet eşitliği yerine ‘aile birliğini’ merkeze alan politikalarının, kadınları evlilik içinde savunmasız bıraktığı belirtildi. Araştırmaların, kadın cinayetlerinin büyük çoğunluğunun eşler veya eski eşler tarafından işlendiğini kanıtladığı hatırlatılarak, meclis araştırma komisyonlarının somut bir eylem planı üretmediği eleştirisi yapıldı. Platform, şiddetle mücadele için şu somut adımların atılmasını talep ederek, “İstanbul Sözleşmesi’ne Dönülmeli: Ulusal ve uluslararası mevzuatın gerekleri derhal yerine getirilmelidir. 6284 Etkin Uygulanmalı: Uzaklaştırma kararlarını ihlal eden faillere karşı "sıfır tolerans" politikası izlenmelidir. Eylem Planı Hazırlanmalı: Kadın örgütleriyle birlikte hazırlanan, bütçesi belirlenmiş ve ölçülebilir hedefleri olan bir plan kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Cezasızlığa Son: "İyi hal" ve "haksız tahrik" indirimleriyle faillerin ödüllendirilmesinden vazgeçilmelidir. Açıklama, "Bir kişi daha eksilmemek için mücadeleyi büyüteceğiz. Kırıntıları değil, hayatı istiyoruz" sözleriyle sona erdi.




