Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’nın (ATSO) eski hizmet binasını bilir misiniz?
Kapalı Yol ile Kazım Özalp Caddesi’nin kesiştiği noktada, kentin göbeğinde, Valilik binasına 100 metre mesafede derinliği dar “kibrit kutusu” gibi bir yer(di)..
Çok uzun yıllar boyu, Antalya’da patronlara hizmet etti..
Ancak 1980’lerde 100 bin olan kent nüfusu, turizm hamleleri ile hızla artınca, işyerleri çoğaldı..
Haliyle bu bina yetersiz kaldı..
Çevre Yolu’nda (Gazi Bulvarı) üzerinde yeni bir bina yaptırılarak, orada hizmet vermeye başladı..
ATSO’nun bu binası estetik mimarisiyle göz dolduruyor..
Düşünene de, yapana, yaptırana da teşekkür etmek lazım..

Gelelim asıl konumuza..
Konu Antalya olunca, önemli fikir ve projeleriyle, etkinlikleriyle hep ön saflarda olan ATSO, bir kez daha “öncülük” yapmaya soyundu..
Yeni binasına taşındıktan sonra, eski bina uzun bir süre atıl durumda kaldı..
Büyük paralar vererek isteyenler oldu..
Ama..
ATSO yönetimi ve Başkan Çetin Osman Budak, gelen bütün bu cazip teklifleri bir kenara itti.
Yine Antalya’nın konumuna, adına yaraşır bir proje ile ortaya çıktı..
“Eski binamız bir Kültür Merkezi olarak bu kente hizmet verecek” deyip, kolları sıvadılar..
Bina yaklaşık 1 ay önce yıkılmaya başladı..
Dün ATSO yönetimi ve Budak, basına eski binayı gösterdi, bu binanın yerine yapılacak olan Kültür Merkezi Projesi’ni anlattı..
Budak Antalya’nın bir turizm kenti, turizmin en önemli ayağının da kültür-sanat olduğunu vurgulayarak, 6 katlı olarak yapılacak bina ile ilgili bilgiler verdi..

Budak’ın bu bilgileri verirken söylediği en önemli sözlerden biri, “binamızın mimarisi kültür ve sanata yakışacak estetikte olacak” şeklindeydi..
Ama, çok daha önemli bir konuşma yaptı..
Dedi ki:
“Aslında biz burada Antalya’ya ‘kentsel dönüşüm’ anlamında bir öncülük yapmak istiyoruz..
Antalya gibi bir turizm kentinde bütün binaların estetik bir mimariye sahip olması gerekir..
Eski binamızı yıkıp yerine yapacağımız bina ile, kentsel dönüşümün bir örneğini veriyoruz..
Bu, umarım kente örnek olur ve kurumları da müteşebbisleri de cesaretlendirir..”

Şimdi Antalya’yı komple şöyle bir gözünüzde canlandırın..
Veya çıkın Kent Ormanı’na oradan bir bakın..
Tam bir beton yığını..
Kentin içlerine girdikçe de “kibrit kutusu” gibi yan yana dizilmiş şekilsiz-biçimsiz-şahsiyetsiz-karaktersiz, kentin konumuna yaraşmayan, kente estetik anlamda hiçbir katkı koymayan yapılarla karşılaşıyorsunuz..
Üstelik, bu yapıların yüzde 60’ından fazlası da “kaçak yapı”..
6 katlı gördüğünüz binaların hepsi “imar planları”nda 3 katlı olarak gösteriliyor, anlayın artık..
Hızlı göç, plansız büyüme, oy avcılığı Antalya’yı bu hale getirmiş..
İşte bu noktada, Budak’ın sözlerinin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor..
Bu kentin çok acil olarak bir “kentsel dönüşüm”e ihtiyacı var..
En azından..
Süresi dolan binaların yenilenme zamanı geldiğinde, yerel yönetimler “mimaride estetik” zorunluluğu getirebilirler..
Çünkü Antalya gibi özel bir kenti için, yasalarla bu sağlanabilir..

Diyorum ki..
Antalya’nın halkı, işadamı, müteahhidi, turizmcisi, yöneticileri ATSO yönetiminin ve Başkanı Budak’ın bu “estetik mimarı” teşebbüsünü örnek almalıdır..
Sokağa çıktığınızda birbirinden güzel yapıları seyrederek yürümek çok şık olmaz mı?
Üstelik bu tür yapılar, yapının değerini artırıp önemli kazançlar da sağlayacaktır..

Ve..
Şu yıllardır yıkılmayı bekleyen çirkinlik abidesi İl Özel Binası da, Budak’ın önerileri doğrultusunda harika bir “kültür-sanat merkezi” haline getirilip halkın hizmetine sokulabilir..
“Para” çok şeydir, ama “her şey” değildir..
Bu bina için “maliyet”ten çok, kentin ve Antalya halkının yararı düşünülmelidir..
Bunu da bir “not” olarak ilgili mercilere iletmiş olalım..