Antalyaspor’u bu sezon tanımlamak için en doğru kelime istikrarsızlık. Bir hafta tempoyu yukarı çeken, önde baskı kuran, rakibini hataya zorlayan, tribünü ayağa kaldıran bir takım izliyoruz. Ertesi hafta ise topa sahip olmasına rağmen üretkenlikten uzak, kırılgan ve sonucu alamayan bir görüntü ortaya çıkıyor. Kayserispor deplasmanı bunun en net örneği oldu. Yüzde 55’in üzerinde topa sahip olan, 400’ü aşan pas yapan, oyunun büyük bölümünü rakip yarı sahada oynayan bir Antalyaspor vardı. Ancak tabelaya yansıyan tek gerçek 1-0’lık mağlubiyetti. Ceza sahasında yeterince çoğalamayan, isabetli şut üretmekte zorlanan, son tercihlerde acele eden bir yapı izledik. Futbol bazen çok net bir mesaj verir. Topa sahip olmak yetmez. O topu tehdit haline getiremezsen rakip seni tek hamlede cezalandırır. Kayseri’de olan tam olarak buydu.

Alanya Belediyespor, Efeler Ligi’nde Spor Toto’yu konuk edecek
Alanya Belediyespor, Efeler Ligi’nde Spor Toto’yu konuk edecek
İçeriği Görüntüle

Oyun planı ve gerçekler
Sami Uğurlu’nun kafasındaki oyun şablonu aslında net çizgiler taşıyor. Önde baskı, topu hızlı geri kazanma, kenar bekleri hücuma dahil ederek genişlik yaratma, merkezde dinamizm. Bu plan özellikle iç sahada karşılık buldu. Tempolu başlangıçlar, rakibi bunaltan baskı ve erken reaksiyonlar gördük. Ancak deplasmanda aynı enerji sürdürülemiyor. Kayserispor karşısında pres birkaç kez kırıldığında takım boyu uzadı. Orta saha ile savunma hattı arasındaki mesafe açıldı. Hücumda ise sabırsızlık öne çıktı. Pas sayısı yüksek ama anahtar pas sayısı sınırlı. Ceza sahasında topla buluşma oranı beklenen seviyede değil. Beklenen gol üretimi düşük. Uğurlu’nun doğru yaptığı şey mücadele standardını yukarı çekmek ve savunma disiplinini belli bir noktaya taşımak. Ancak eksik kalan taraf, bu oyunu istikrarlı biçimde sonuca dönüştürebilmek. Antalyaspor oyunu oynuyor ama oyunu bitiremiyor.

Dalgalanan performans
Sezonun genel grafiğine baktığımızda tablo değişmiyor. Antalyaspor birçok maçta pas yüzdesinde ve topa sahip olma oranında rakiplerinden geri kalmıyor. Ancak isabetli şut, net fırsat ve skor üretiminde üst sıraların gerisinde. Deplasman performansı iç saha performansının altında kalıyor. Bir hafta coşkulu ve agresif, diğer hafta kontrollü ama etkisiz. İşte bu yüzden “Bipolar Antalyaspor” tanımı abartı değil, bir gerçeklik. Bu dalgalanma sadece taktiksel değil, zihinsel de. Özgüven yükseldiğinde tempo artıyor. İlk dirençte kırıldığında ise oyun aklı dağılıyor. Kayserispor gibi uzun süredir kazanamayan bir takıma kaybetmek bunun göstergesi. Antalyaspor’un artık oyun kimliğini haftalara göre değiştirmemesi gerekiyor. Çünkü bu lig istikrarı ödüllendirir, dalgalanmayı cezalandırır.

Kritik Fenerbahçe sınavı
Şimdi önlerinde Fenerbahçe maçı var ve bu karşılaşma sezonun yönünü belirleyebilir. Fenerbahçe hücum gücü yüksek, maç başına gol ortalaması ligin üstünde olan, kanat organizasyonları ve duran toplarla tehdit yaratan bir takım. Şampiyonluk yarışında hata payları yok. Ancak savunma arkasına atılan hızlı toplarda zaman zaman açık veriyorlar. Antalyaspor için bu maç bir karakter testi olacak. Kayseri’deki kırılgan görüntü mü sahaya yansıyacak yoksa Samsunspor maçındaki cesur ve baskılı kimlik mi? Uğurlu’nun burada dengeyi bulması şart. Ne tamamen geriye yaslanan bir anlayış ne de kontrolsüz bir baskı. Sabırla oynanan, doğru geçişleri kovalayan, üretkenliği artıran bir plan gerekiyor. Çünkü mesele sadece üç puan değil. Mesele bu dalgalanmayı sonlandırmak. Antalyaspor ya istikrarı bulacak ya da sezon boyunca aynı soruyu sormaya devam edeceğiz. Bu takım gerçekten ne oynamak istiyor.

Muhabir: GÜRKAN BALCI