İnsanda “kızaracak bir yüz” olmayınca..
Yalan da söyler..
İnkar da eder..
Attı mı, mangalda kül de bırakmaz..
Sonra da çıkar, herkesin yüzüne rahatlıkla bakar..

Kimden söz ettiğimi sanırım merak ettiniz..
Büyükşehir Başkanı Mustafa Akaydın’dan söz ediyorum..
Niye O’ndan söz ediyorum, niye bunları yazıyorum biliyor musunuz?
Büyükşehir’in ayda bir çıkarttığı ve sadece Akaydın’ın “safsataları” ile doldurulan gazeteyi görünce “bu kadar da yalan söylenmez artık” diye şaşırdığım için..

“Büyükşehir Antalya” gazetesinin son sayısının 5 sayfasını açar açmaz başlık dikkatimi çekti..
Şöyle diyor:
“Antalya’nın engellenen projeleri”..
Sayfaya şöyle bir baktığınızda..
Kırmızı renklerle dikkati çekecek şekilde verilmiş, “engellenen(!) 12 proje”nin isimlerini görüyorsunuz..
1- Cumhuriyet Meydanı Yer altı Otoparkı..
Bu projenin ne başında, ne ortasında, ne de sonunda hiç olmayan Akaydın, Maliye Bakanlığı ile “işletme” konusunda yaşadığı bir sorunu “engelleme” olarak gösteriyor..
2- Atatürk Parkı..
Projesini Bekir Kumbul yaptı, parkı bugünkü haline Menderes Türel getirdi.. Şu anda Defterdarlık tarafından işletmelerden istenen “ecrimisil”ler nedeniyle Büyükşehir bir sıkıntı yaşıyor olabilir.. Sayın Akaydın, Ankara’ya kadar gitse, durumu Bakan’la paylaşsa, sorun belki çözülecek.. Gitmiyor, konu kendiliğinden çözülsün diye bekliyor.. Sonra da bunu “engelleniyor” diye açıklıyor. Resmen Antalya’ya yalan söylüyor..
3- Kentsel Spor Alanı..
Döşemealtı sınırları içinde bulunan ve mülkiyeti Hazine’ye ait bir alan burası.. Belli bir süre içinde üzerinde herhangi bir faaliyet yapılmazsa geri alınacağı belirtilen ve Yeşilbayır Başkanı Hasan Akalın zamanında tahsisi verilen bu alana “süresi içinde” hiçbir şey yapılmayınca, Hazine geri aldı.. Akaydın işin peşini kovalasaydı, tahsis yeniden verilebilir, spor kompleksi yapılabilirdi.. Kovalamadı, yine “sadece” şikayet ediyor.. Hatta ve hatta bir Antalyaspor yöneticisinin bu konuda Türel’e teşekkür, Akaydın’a da sitem ettiğini biliyorum.
4- Sarısu C Tipi Orman Alanı..
Menderes Türel döneminde Belediye’ye devri yapılmıştı.. Orman idaresi ile yapılan anlaşmaya göre, belediye bu alanı kendisi yapacaktı.. Ama Akaydın, işi belediye şirketi ANTEPE’ye verdi.. ANTEPE de bir başka şirkete.. Böylece anlaşmaya uyulmamış oldu ve bozuldu.. Sayın Akaydın, yine Ankara’ya gidip-gelse işi çözebilirdi.. Gitmediği gibi, sürekli olarak da hükümeti suçladı..
5- Stadyum Alanı..
Projesi yapılmış, alan kazılmıştı.. Sadece stadyum değil, bir arena ve uluslararası ölçülerde kapalı bir yüzme havuzunun da imalatı başlamıştı.. Bunu engellemek ve yaptırmamak için bütün gücüyle mücadele eden birinin, gazeteye “stad yapacağım ama engelleniyorum” demesi, sizce de biraz “utanmazlık” olmuyor mu? Bahse konu bir plan notunun değişmesiydi ve meclis kararı ile halledilebilirdi. Akaydın bunu bilerek yapmadı, yaptırmadı..
6- Altın Portakal..
Menderes Türel zamanında Bakanlık 7 milyon lira vermiş de, kendisi gelince bu azaltılmış.. Akaydın’a bir sorun bakalım, bu konu için Bakan’la hiç konuşmuş mu? Yoksa, “aman vermesinler de bana da hükümet aleyhine söylenecek birkaç laf çıksın” diyerek, işi siyasete mi dökmüş.. İşin doğrusu, Avrasya Uluslararası Film Fuarı’nın kaldırılmasıdır.. Bakanlık zamanında Büyükşehir’e bu fuar dolayıyla ödenek ayırıyordu. Akaydın bu fuarı iptal edince doğal olarak Bakanlık da ödeneği kesti..
7- Asfalt Plenti Üretim Tesisi..
Mahalli Çevre Kurulu’nun yasaklı bölge ilan ettiği yerin tam ortasına kurulmuş bir tesis.. Yani olmaması gereken yere Akaydın’ın emrivakisi ile kurulmuş bir tesise kimin izin vermesi gerekiyor? Bu konuda çıkan sorunu, kendisi ve bürokratları yaratmıştır..
8- Hayvan Doğal Yaşam Parkı..
9- Düdenbaşı Park ve Rekreasyon Alanı..
10- Kaleiçi Yat Limanı..
11- Toptancı Hal ve Spor Alanı..
12- Mezarlık Alanı..
Bunların hepsinin “mülkiyet”le ilgili sorunları var..
Sorun Antalya’da çözülemiyorsa, Ankara’da kesinlikle bir çözüm bulunur..
Yapılacak şey Akaydın’ın Ankara’ya gidip Bakanlık Bakanlık dolaşması, gerekli görüşmeleri yapmasıdır..
Bir proje için Menderes Türel’in onlarca kere Ankara’ya gittiğini, (kendi partisinden olmasına rağmen) Bakan’ların kapısının önünde günlerce beklediğini biliyorum..
Bunu Sayın Akaydın niye yapmıyor?
Bunu kendisine “zul” mü görüyor?
Hizmet için seçildi, Antalya için gereken her şeyi yapmak zorunda değil mi bu Başkan?

Akaydın’ın amacı “hizmet etmek” falan değil..
Ağustos böceği misali, gününü gün etmek, bu arada “iş yapıyormuş” gibi görünmek..
İyi izleyin, yaptıklarına biraz “objektif” bakın, bana hak vereceksiniz..
Zaten, bunu 2.5 yıl içinde de görmüş olmalısınız..
Koskoca(!) bir profesör, hala “yalanlar”la insanların gözünü boyamaya çalışıyor..
Ve..
Antalya’da hala O’na inanan birileri var..
Yazık..