Deniz dibinden tarak gemileriyle çekilen çamurlardan, muayenehanesinden çıkıp soluğu teknesinde alan efsane doktorlarımıza; Arasta esnafının sarsılmaz güveninden, 12 nolu dükkanın kapısından içeri giren o mucizevi kader ortaklığına ve bir mektep gibi insan yetiştiren liman işletmelerine uzanan bir liman hikayesi...

Kaleiçi Yat Limanı’nın deniz tarafının derinleştirilmesi ve modern bir marinaya dönüşmesi kolay olmadı. Deniz dibinden çıkan asırlık atıklar ve çamurlar tarak gemisine doldurulur, römorkör eşliğinde çekilirdi. Bu zorlu işin ve iskelenin yükünü sırtlayan unutulmaz denizciler vardı: Gözü kara Kaptan Hasan Acar (Cıvık Hasan), müthiş dalgıç Refik Balta ve özü sözü bir Nuri Ezici... Hem kayık kiralayan hem olta satan Vedat Dayı (Vedat Turgut) ile iskeleye taze taze balık getiren Baba Orhan, Taktak ve Acar balıkçı kayıkları limanın gerçek can damarlarıydı.

Sabah Beş Mezatları ve Balıkçı Hali

Balıktan dönen teknelerle birlikte limanda bambaşka bir telaş başlardı. Sabahın tam beşinde, Kaleiçi Yat Limanı’ndaki "Balıkçı Hali" dediğimiz alanda mezat kurulurdu. Su Ürünleri Kooperatif Başkanı, değerli büyüğümüz Ercan Arslannur’un başkanlığında yürütülen bu balık mezatları limana müthiş bir canlılık katardı. O saatte Kaleiçi’ne inen Antalyalılar, açık artırmadan taze taze balıklarını neşeyle alıp evlerine götürürlerdi. Kara ve yük trafiğini ise çok emeği olan Hamalbaşı rahmetli Kaptan Mehmet Atılgan amcamız yönetirdi. Daha sonraları Kaptan Arkadaşlar Gemi Acentası olarak Sevgili Erdal Atılgan devam ettirmiştir.

Marina Restaurant ve Kuru Kaptan

Tabii bu hareketliliğin içinde Kaptan Hüseyin Cahit Arıtürk’ü de anmadan olmaz. Marina Restaurant’ın tıklım tıklım olduğu zamanlarda, rahmetli Fahri Baba’da tatlı bir telaş ve heyecan yaşanırdı. Kasada Hüseyin Kaptan ve kardeşi Hülagu durur; döner yetişmez, müşteri dükkanı doldururdu. Hey gidi günler hey... Hüseyin Kaptan’ın lakabı “Kuru” idi. Eski İçişleri Bakanlarımızdan değerli büyüğümüz Ahmet Selçuk ve eşi Nevin Selçuk’un “Sonbahar” isimli teknesi iskeleye demirler; Ahmet Bey, “Kuru’nun orada karnımızı doyuracağız” derdi de gülüşür, şakalaşırdık. Çok güzel ve özel insanlardı; her birini anılarımızda yaşatıyor, rahmetle anıyoruz.

Limanın Renkli Duayeni: Dr. Refet Tugay

Liman sadece balıkçıların ve esnafın değil, Antalya'nın aydınlarının da hayat alanıydı. Antalya’da yelkenciliğin gelişmesine çok büyük katkıları olan Dr. Refet Tugay (kayıtlarda geçen adıyla Rafet Tugayoğlu), şehrin en köklü, sevilen ve renkli duayen göz hekimlerinden biriydi. Denizcilik kültürünün yaygınlaşmasında öncü rol oynamış, hayatının büyük bir kısmını denize ve yelkenlisine adamış gerçek bir Akdeniz sevdalısıydı. Cumhuriyet Meydanı’ndaki muayenehanesindeki mesaisi bitti mi, soluğu hemen Kaleiçi’nde demirli bulunan Semih isimli teknesinde alırdı. Onun limandaki varlığı, bizlere denizin bir yaşam kültürü olduğunu her gün yeniden hatırlatırdı.

Ahilik Geleneği ve Sarsılmaz Güven

Kaleiçi, dükkanını komşusuna gözü kapalı emanet ettiği asil bir Ahilik geleneği yaşardı. Bu güvenin en güzel örneğini, hemen yan tarafımızdaki Net Holding’e bağlı ünlü Bazaar 54 Halı Mağazası ile yaşadık. Unutulmaz esnaf ekosistemimizin diğer temel taşları Yat Market işletmecisi Hakan Konuk; Amber, Ahi ve Rahle dükkanlarının sahibi Abdullah Sungurlu ile evlatları Murat ve İbrahim; Artizan Hediyelik’te Mümin Avşar amca ve oğlu Can; Mithat Hediyelik’te Doğan Yılmazer’in evlatları Mithat ve Ahmet; Eskişehir’den iki dost esnaf ve Sultan Pipo’da İhsan Parlar amca, eşi, evlatları Sadun ve Bülent'ti. Eskişehir’deki Gürkanlar Şekerleme’yi kapatıp gelen ilk kuyumcumuz Mesut Gürkan abi ile de senelerce komşuluk yaptık. On sene sonra saygın iş insanı Bülent Eyilik beyefendiye bir Plastimo pusula satıp o değerli alışverişi gerçekleştirmek de meslek hayatımın en özel anlarındandı. Parası çok kıymetli idi.!

12 Nolu Dükkanda Bir Mucize ve Adeta Bir Sektör Mektebi

Martı Marina 12 nolu dükkanımız, sadece bir ticaret noktası değil, aynı zamanda denizcilik sektörüne onlarca insan kazandıran adeta bir kariyer ofisi, bir mektepti. Bu çatı altında çok eleman, çok kıymetli insanlar yetiştirdik ve bu misyonumuza hala da devam ediyoruz. Elbette bu süreçte bizimle gece gündüz demeden çalışan, kader ortaklığı yaptığımız çalışma arkadaşlarımızı unutmak mümkün değil.

Bunlardan birincisi, babadan denizci olan Aydın Efe hocamızın oğlu Cem Efe’dir. Cem ile ortaokul ikinci sınıftayken, yaz tatillerinde yanımıza gelip işi öğrenmeye başlamasıyla tanıştık. Uzun yıllar mesai arkadaşımız olarak devam etti, gecemizi gündüzümüze kattık; nerede bir müşterimizin ihtiyacı varsa oraya koştuk ve çok güzel anılar biriktirdik. Kendisi artık emekli oldu; ona sağlıklı ve başarılı uzun ömürler diliyorum.

Tabii ki bu süreçte yeğenim Can Kurt’u da unutamam. Çok küçük yaşlardan itibaren yanıma gelerek ticareti, esnaflığı ve denizciliği öğrendi; sektöre olan ilgisini geliştirdi. Can Kurt, denizcilik tahsilini de tamamladıktan sonra bugün bir genel müdür olarak denizcilik sektörüne başarıyla hizmet etmeye devam ediyor. Kendisine sağlıklı ve muvaffakiyet dolu günler diliyorum.

Unutulmaz bir diğer emektarımız ise 26 AP 800 plakalı Renault SW marka arabamızdı! Can ve Cem, hem ilk şoförlük eğitimlerini bu arabada alıp ilerlettiler hem de bu emektarla müşterilerimizin ihtiyaç duyduğu malzemelerin sevkiyatını zamanında yetiştirmek için dükkan dükkan, tekne tekne koştular.

Ayrıca o dönemlerde Amerikan gemileri Kaleiçi açıklarına demirlerdi. Kaptan Atilla Muşkara’nın yeğeni sevgili Murat Muşkara da hem dükkanda bizlere yardımcı olmak hem de yabancı denizcilerle iletişim kurup İngilizcesini ilerletmek için gelir, bizimle çalışırdı. Kendisine destekleri için çok teşekkür ediyor, sağlık ve başarılar diliyorum.

Sene 1992’nin yaz ayları... Arasta çarşımıza orta yaşlarda, cana yakın bir Fransız hanımefendi geldi, esnafa çay içerken el fallarına bakmaya başladı. Komşuların ısrarıyla fal işlerine hiç inanmayan ben de elimi uzattım. Kadın elime baktı ve "İzzet Bey, yakın zamanda bir evlilik görünüyor ve evleneceğiniz bayan bu dükkandan içeri adım atacak" dedi. Teşekkür ettim ama beynimde izi kaldı. Hakikaten yaz sonu Eylül gibi eşim, hayat arkadaşım o kapıdan içeri girdi. 5 Aralık 1992 tarihinde sözlenerek evliliğe ilk adımımızı attık. Çok şükür, bin şükür... Martı Marina dükkanı hem bana hayatımın mucizesini getirdi hem de esnaflık ve ticaretin gençlere öğretilmesinde uzunca bir zaman köprü oldu; hala da o birikimleri aktarmaya devam ediyor.

(Haftaya 3. Bölüm: Akdeniz’in ilk yelkenlileri, meşhur restoranlar ve limandan gelip geçen dünya ünlüleri...)

İzzet ÜNLÜ

Antalya Denizcileşme Platformu Başkanı