Marmara Denizi’nde ALSU tankeri ile TUĞBERK İMAMOĞLU genel kargo gemisi arasında meydana gelen çatışma, denizcilik camiasını ve ülkemizi derinden sarstı. Kazanın hemen ardından, alışılageldiği üzere gözler köprü üstüne çevrildi ve tartışmalar iki kaptanın son dakikalardaki manevra hatalarına indirgendi. Ancak deniz emniyeti gibi hayati bir konuyu, sadece o son birkaç saniyelik panik anıyla açıklamak, asıl büyük tehlikenin üzerini örtmek demektir.

Değerli Gemi İnşa ve Makineleri Mühendisi Sayın Muzaffer Erdal Kılıç’ın kamuoyuyla paylaştığı o sarsıcı teknik tespiti bütünüyle sahiplenerek sormak gerekiyor: Biz insanları mı suçlayacağız, yoksa risk üreten bu düzeni mi sorgulayacağız?

Denizcilik sektörünün içindeki hiçbir aktör; ne armatör yatırımının batmasını ister, ne kaptan gemisini tehlikeye atar, ne de bir gemi adamı kendi canını hiçe sayar. Mesele insanların kötü niyetli olması değil; derinleşen ekonomik ve operasyonel şartların onları giderek daha dar emniyet sınırları içinde çalışmaya mecbur bırakmasıdır. Sosyolojide "sapmanın normalleşmesi" denilen bu tehlikeli süreç, denizlerimizde her gün sessizce yaşanıyor. Kriz ortamında herkes kendine göre "küçük bir taviz" veriyor: Biri sac kalınlığındaki aşınmayı erteleyerek "bir sefer daha idare eder" diyor, biri asgari personel kadrosuyla yola çıkmayı kabul ediyor, bir diğeri yorgunluğu gizlemek için dinlenme saatlerini kâğıt üzerinde kitabına uyduruyor. Fakat münferit gibi görünen bu küçük tavizler aynı gemide birleştiğinde, sistemin tüm emniyet payı (safety margin) tükeniyor. İlk ciddi kriz anında ise felaket kaçınılmaz oluyor.

İşte bu yüzden, idari ve adli soruşturma heyetlerinin önüne kâğıt üzerindeki uygunluk illüzyonunu yerle bir edecek nitelikte dijital ve fiziksel bir denetim matrisi konulmalıdır. Kâğıt üstünde kusursuz görünen STCW dinlenme jurnalleri; gemilerin gerçek AIS hareketleri, makine dairesi alarm logları ve liman operasyon saatleri ile çapraz kontrole tabi tutulmalıdır. Dijital izler yalan söylemez. TUĞBERK İMAMOĞLU gemisinin taşıdığı rulo sac yükünün ambar içi istifi, takoz ve bağlama düzeni (lashing) ile geminin geçmiş ultrasonik sac kalınlık ölçümleri arasındaki ilişki titizlikle incelenmelidir. Bir çatışmanın basit bir sac hasarıyla kalmayıp hızlı bir batmaya dönüşmesi, ancak bu yapısal yorgunluğun ve denetim zincirindeki zafiyetlerin ortaya çıkarılmasıyla aydınlanabilir.

Girne açıklarında yaşanan IRIS JET kazası ile Marmara’daki bu çatışma teknik olarak farklı olsa da emniyet zincirinin ekonomik ve idari baskılar altında nasıl kırıldığı sorusu bakımından ortaktır: Sertifikalar gemilerin gerçek denize elverişliliğini mi yansıtıyor, yoksa sadece ticari çarkın dönmesini sağlayan biçimsel evraklardan mı ibaret? Teknik denetim bağımsızlığını kaybettiğinde, klas sertifikaları birer emniyet güvencesi olmaktan çıkar, sadece dosyada duran birer kâğıt parçasına dönüşür. Surveyörlerin, mühendislerin ve kaptanların üzerindeki ticari baskılar kaldırılmadığı, geçim kaygısı mesleki ahlakın önüne geçmeye zorlandığı sürece bu tiyatro devam edecektir.

Antalya Denizcileşme Platformu olarak inandığımız ve savunduğumuz en temel ilke şudur: Mühendislik, kaptanlık ve surveyörlük mesleklerinin topluma karşı sorumluluğu, tam da bu kriz dönemlerinde dik durmayı gerektirir. "Düzen böyle, benim itirazımla mı kurtulacak?" çaresizliğine sığınmak, mühendislik etiğiyle bağdaşmaz. Bizler sadece bize verilen işi yapan teknisyenler değil, bilgimizin ve imzamızın sonuçlarından sorumlu olan aydınlarız.

Bu kaza karşısında "Kim dümeni yanlış kırdı?" kolaycılığına kaçıp birkaç kişiyi günah keçisi ilan ederek dosyayı kapatırsak, aynı riskleri taşıyan bir sonraki geminin felaketine davetiye çıkarmış oluruz. Türkiye’nin neden bu kadar yaşlı bir filoya mahkûm olduğunu, asgari personel dayatmasının yarattığı kronik yorgunluğu ve denetim sisteminin yapısal tıkanıklıklarını cesaretle konuşmak zorundayız.

Sonuç Yerine: İnsanımızı, denizcimizi ve Mavi Vatan’ımızı korumak bizim mesleki namusumuzdur. Kırılan kolu yen içinde bırakmayacağız; emniyeti kâğıt üstünde değil, denizin tam ortasında, hakiki kurallarla inşa edeceğiz.