Kırmızı-beyazlı kulübün farklı dönemlerine yakından tanıklık eden iki eski çalışan, Antalyaspor’da yıllar içerisinde oluştuğunu savundukları düzeni ve perde arkasındaki ilişkileri Akdeniz Manşet’e anlattı. Yönetimler ve teknik direktörler değişmesine rağmen bazı kişilerin kulüp üzerindeki etkisinin sürdüğünü, çalışanlar arasında gruplaşmalar oluştuğunu ve futbolcuların zaman zaman karar mekanizmalarında ağırlık kazandığını savunan çalışanlar, transferlerden menajer ilişkilerine kadar birçok konuda dikkat çeken iddialar ortaya koydu. Görüşmede ağırlıklı olarak konuşan ve yaklaşık 19 yıl Antalyaspor’da görev yapan isim, “Kulüpte bazı şeyler belli kişilerin elinde. Herkes değişiyor ama o kişiler değişmiyor. Kulüpte hiç değişmeyen isim Aytaç Altay. Şu an resmî olarak yönetimde değil ama yine yönetimdeymiş gibi etkili. Hatta bana göre daha etkili. Sorumluluğu yok ama etkisi var. Bir de onun etrafındaki ekip var” ifadelerini kullandı. Aynı isim, Bülent Korkmaz’ın Antalyaspor’a geliş sürecinde Aytaç Altay’ı arayarak “Kadroyu kur, geliyorum” dediğini de öne sürerek Altay’ın kadro yapılanmasındaki etkisinin geçmişten bugüne sürdüğünü iddia etti.
Kamuran Polat iddiası
Kırmızı-beyazlı kulübün eski personeli, masör olarak görev yapan Kamuran Polat’ın yalnızca kendi mesleki alanıyla sınırlı kalmadığını ve kulüp içerisindeki birçok konuya müdahil olduğunu düşündüğünü söyledi. Polat’ın Antalyaspor’a geldiği dönemde başka bir kulüpte çalışan bir ismin kendisini uyardığını öne süren eski çalışan, “Kamuran Polat’ı masör olarak getirdiler. İlk geldiğinde başka bir takımın masörü beni aradı. ‘Dikkat et, seni yerler’ dedi. Kamuran şu anda kulüpte masör ama benim bakış açıma göre masör adı altında başka birçok işe de karışıyor. Çok fazla konuda ismi gündeme geliyor. Ben bunların hepsinin belgesini ortaya koyamam ama kulübün içerisinde yaşananları gördüğümüz için bazı şeylerin tesadüf olmadığını düşünüyorum” dedi. Polat’a kulüp içerisinde kolay kolay kimsenin söz söyleyemediğini öne süren konuşmacı, kulüp menajerinin kendisini havalimanından almaya gittiğini ve Polat’ın yalnızca masaj yapmak amacıyla Aytaç Altay’ın bulunduğu bir otele gittiğini iddia ederek bunların Polat’ın kulüp içerisindeki ağırlığını gösterdiğini savundu.
‘Kovulacağımı benden önce biliyordu’
Kulüpten gönderilme sürecinde yaşadıklarının Kamuran Polat’ın konumuna ilişkin düşüncelerini güçlendirdiğini söyleyen Antalyaspor’un eski emekçisi, kendi görevine son verileceğini henüz bilmiyorken Polat’ın bu karardan haberdar olduğunu iddia etti. “Ben kovulacağımı bilmiyorum. Beni çağırıp konuşana kadar haberim olmadı. Ama masör benim kovulacağımı benden önce biliyor. Bu nasıl oluyor? Demek ki daha önceden konuşulmuş, planlanmış. O işin tam olarak neresinde olduğunu bilmiyorum. Yazılı bir şey olmadığı için kesin hüküm kuramam. Ama sonuçta bu kişi idari yönetici değil. Normal çalışan. Benim gönderileceğimi benden önce biliyor” diyen kulüp emekçisi, Polat’ın Serdar Özkan çevresiyle bağlantısı bulunduğunu düşündüğünü de söyledi.
‘Kulüpçü olduğumuz için istenmedik’
Yaklaşık 19 yılını Antalyaspor’da geçiren konuşmacı, kulübün uzun yıllar birlikte çalışan tecrübeli kadrosunun zaman içerisinde dağıldığını belirterek geçmişte görev yapan isimlerle daha sonra gelenlerin tecrübe, eğitim ve mesleki birikim açısından karşılaştırılması gerektiğini savundu. Eski personel, “20 yıldır bizi kimse ‘yemedi’. Demek ki ortada bir şey var. Ben yaklaşık 19 yıl çalıştım. Cem Hoca gitti mesela, kendi bıraktı. Ekip dağıldıkça o da bıraktı. Cem Hoca gibi Türkiye’de 2-3 tane spor hekimi vardır. Birçok doktor bile ona danışır. Geçmişte çalışanlarla bugün gelenlerin tecrübesi, eğitimi, mesleki birikimi kıyaslansın. Biz kulüpte çalışırken aldığımız maaştan başka çıkarımız olmadı. Para için kalmadık. Onların istediklerine uymadığımız için bizi istemediler. Biz kulüpçüydük. Bizim için kulübün menfaati önemliydi” ifadelerini kullandı.
‘Nuri Şahin kilit isimdi’
Kulüp içerisindeki güç dengelerindeki asıl değişimin Nuri Şahin’in teknik direktörlüğü döneminde başladığını öne süren Antalyaspor’un eski emekçisi, Şahin’in kişiliğiyle ilgili bir sorunu olmadığını ancak futbolcuların karar mekanizmalarındaki ağırlığının bu süreçte arttığını savundu. Konuşmacı, “Bu kulüpte asıl değişim Nuri Şahin döneminde başladı. Herkes Nuri Şahin’i dışarıdan iyi görür. Ben de dışarıdan baksam iyi görürüm. İyi davranır, insan ilişkileri iyidir. Ama o dönemde ‘Futbolcu ne derse o’ sistemi başladı. Futbolcu yanlış da söylese onun dediğinin yapılması bekleniyordu. Doğrunun önemi ikinci plana atıldı. Bana göre Nuri Şahin bu yapının kilit isimlerinden biriydi. Ersun Yanal döneminde de benzer şeyler oldu. Getiren de o çevreydi, sonra istemeyen de. O grubun istediğini yapmadığında seni yerler” dedi.
‘Kendilerine uyacak kişileri getiriyorlar’
Nuri Şahin’le birebir ilişkilerinde herhangi bir sorun yaşamadığının altını çizen konuşmacı, eleştirisinin Şahin’in kişiliğine değil onun döneminde güç kazandığını düşündüğü sisteme yönelik olduğunu söyledi. Tecrübeli isim, “Ben şahsen onun birebir bana yaptığı kötü bir şeyi görmedim. Görsem söylerim. Benim itirazım kişi olarak ona değil, onun döneminde oluşan ve devam ettiğini düşündüğüm yapıya. Bu yapı değişmediği sürece Antalyaspor’da hiçbir şey değişmez. Çünkü oyuncu tercihleri, transferler ve içerideki ilişkiler aynı sistem üzerinden gidiyor. Hep tanıdıkları, kendilerine uyacak kişileri getiriyorlar” ifadelerini kullandı. Konuşmacı, bu sezon kadroya katılan Ufuk Akyol’u da örnek göstererek oyuncunun ön çapraz bağ sakatlığı geçirdiğini, buna rağmen Aytaç Altay’ın yakın çevresindeki isimlerden biri olduğunu ileri sürdü ve transferin bu ilişki açısından da sorgulanması gerektiğini savundu.
Çalışanlarda korku iddiası
Antalyaspor’da uzun yıllar bulunan isim, bir dönem çalışanların birbirleriyle konuşurken dahi çekindiğini ve bazı kişilerin kendisinden uzak durduğunu ileri sürdü. Tecrübeli isim, “Ben kulüpten ayrıldıktan sonra bazı insanlar benden uzak durmaya başladı. 5-6 ay telefonda bile konuşmadığımız oldu. Aramızda şahsi bir sorun yoktu. Sebebi diğerlerinden çekinmeleriydi. İnsanların korkudan konuşamaması normal değil. Kovulmadan önceki kamp döneminde bir arkadaş yanıma geldi. ‘Abi, seninle sohbet etmek istiyorum ama beni tehdit etmiyorlar, üstü kapalı biçimde uyarıyorlar. Kusura bakma, seninle bir problemim yok ama konuşamayacağım’ dedi. Ben de ‘Sorun yok’ dedim. O sırada kovulacağımı falan düşünmüyordum” sözleriyle kulüp içerisinde oluştuğunu iddia ettiği atmosferi anlattı.
‘Hüseyin Türkmen riskli bir transferdi’
Görüşmede daha kısa konuşan diğer isim ise Hüseyin Türkmen’in transfer sürecinde yaşandığını söylediği sağlık raporu tartışmasını anlattı. Dönemin kulüp doktoru Burhanettin Çalım’ın oyuncunun sakatlık geçmişi nedeniyle olumlu rapor vermediğini belirten konuşmacı, “Hüseyin Türkmen geldiğinde Burhanettin Çalım sağlık açısından olumlu rapor vermedi. Ama oyuncunun gelmesini isteyen bir çevre vardı. Biz daha önce aynı tip sakatlığı başka bir oyuncuda görmüştük ve geri dönüşte ciddi sıkıntı yaşamıştık. Hüseyin Türkmen’de de benzer bir risk gördüğü için Burhan Hoca istemedi. Emre Belözoğlu ise Hüseyin Türkmen’i istiyordu. Bu nedenle aralarında konuşmalar oldu. Bu konuda ayrıştılar diyebilirim. Bunun da süreçte etkisi oldu” ifadelerini kullandı.
Sağlıkta yetki tartışması
İki konuşmacı, Antalyaspor’da doktor, fizyoterapist ve masör arasındaki görev sınırlarının zaman içerisinde bozulduğunu ve futbolcunun memnuniyetinin zaman zaman tıbbi kararların önüne geçtiğini savundu. Yaklaşık 19 yıl kulüpte görev yapan isim, “Bir oyuncunun sakatlığı varsa ağrısını bastırıp sahaya çıkarmak her zaman doğru değildir. Bir enjeksiyonla, ağrı kesiciyle oyuncuyu o gün sahaya çıkarırsın, oyuncu ‘Çok iyi yaptı’ diyebilir ama sonra sakatlık büyüyebilir. Biz bunu mümkün olduğunca yapmadık. Maçtan önce gereksiz ağrı kesici bile vermek istemezdik çünkü sakatlığı gizleyebilir. Mesleki olarak doğru olan her zaman oyuncunun hoşuna giden değildir” dedi. Diğer konuşmacı ise bazı sakatlıklarda masaj yerine soğuk uygulama ve dinlenme tercih ettiklerini, başka birinin farklı müdahalede bulunmasının oyuncunun gözünde kendilerini haksız duruma düşürdüğünü söyledi.
Menajer bağlantıları gündemde
Kırmızı-beyazlı kulübün eski emekçisi, takım içerisindeki gruplaşmalarla futbolcu-menajer ilişkilerinin birbiriyle bağlantılı olduğunu düşündüğünü savundu. “Kulüpte belli kişiler yeni gelen oyuncuları hemen sahipleniyor. Kendilerine uyum sağlayanlarla devam ediyorlar, sağlamayanı dışarı itiyorlar. Menajer bağlantıları da var. Altyapıdan A takıma çıkan oyuncuların menajerlerini araştırın. Büyük kısmında aynı çevrelerin çıktığını görebilirsiniz. Buna ekip mi dersiniz, grup mu dersiniz, yapı mı dersiniz, siz karar verin” ifadelerini kullanan konuşmacı, Aytaç Altay’ın altyapıdan çıkan bazı oyuncuları Serdar Özkan’a yönlendirdiğini öne sürdü. Serdar Özkan ile Veysel Sarı’nın arasının da oldukça iyi olduğunu iddia eden tecrübeli isim, menajer Alp Tontu’nun Güray Vural, Fyodor Kudryashov ve kaleci Doğukan Özkan’la çalıştığını belirterek bu ilişkilerin tamamının araştırılması gerektiğini savundu.
‘Veysel takımı dizayn etmeye çalışıyor’
Takım kaptanı Veysel Sarı’nın kulüp içerisindeki etkisinin arttığını öne süren konuşmacı, deneyimli futbolcunun gelecekte teknik adam olmayı hedeflediğini savundu. Tecrübeli isim, “Veysel’in aynı çevrelerle bağlantısı olduğunu düşünüyorum. Serdar Özkan’la Veysel’in arası çok iyi. Veysel orada hoca olmak istiyor artık. Hedefi o. Şimdi daha fazla güç kazandığını düşünüyorum. Hoca olmak istiyor ve takımı kendi anlayışına göre dizayn etmeye çalışıyor. Veysel’le ilgili bazı menfaat iddiaları da konuşuluyor ama bunlar ağır iddialar. Ben yaşadıklarımı ve gördüğüm ilişkileri anlatıyorum” ifadelerini kullandı.
Araç ve ev iddiaları
Yaklaşık 20 yıl Antalyaspor’un içerisinde bulunan isim, futbolcular için kiralanan araçlar ve konut süreçlerinde de belirli kişilerin etkili olduğunu iddia etti. Kulüpte kullanılan araçların Kamuran Polat’ın İstanbul’dan tanıdığı bir araç kiralama firması üzerinden geldiğini öne süren konuşmacı, “Kulüpte neden hep aynı marka kiralık araçlar vardı? Bu araçların İstanbul’daki belli bir firmadan geldiği ve Kamuran’ın tanıdığı üzerinden yürüdüğü konuşuluyordu. Belli oyuncularla çok fazla ilgileniliyor, diğerleri ikinci planda kalıyor. Bazı oyuncuların evine kadar gidiliyor. Çıkar ilişkisi yoksa aynı ilgi gösterilmiyor. İyi oyuncu görünce hemen onun etrafında başka insanlar oluşuyor” ifadelerini kullandı.
‘Başkan gitti, Kamuran kaldı’
Kamuran Polat’ın farklı yönetim dönemlerinde kulüpte görev yapmayı sürdürmesini sorgulayan konuşmacı, geçmişte bir kulüp başkanının Polat’ın halen görevde olmasına tepki gösterdiğinin anlatıldığını söyledi. Kulüp emekçisi, “Bir dönem Kamuran’ın Adana Demirspor’da da sorun yaşadığı konuşulmuştu. Antalyaspor’da da bir başkanın ‘Hâlâ bunu göndermediniz mi?’ diye tepki gösterdiği anlatıldı. Buna rağmen Kamuran kaldı. Başkan gitti, o kaldı. Kulüp menajerinin gidip onu havalimanından alması bile kulüpteki ağırlığını gösteriyor. Aziz Çetin döneminde dışarıdan bir masör getirileceğini duyduğumda başkana gittim. ‘Kendi içimizden birini yukarı çıkaralım. Dışarıdan yönetici veya başkan bağlantısıyla gelen kişiye kimse laf söyleyemiyor’ dedim. Aytaç’a da söyledim, o ise ‘Ben alacağım, sen karışma’ dedi. Ben de ‘Karışırım. İşini yapıyorsa sorun yok ama yapmıyorsa beni ilgilendirir’ dedim” diye konuştu.
‘Gençler Antalyaspor’dan kaçırılıyor’
Kırmızı-beyazlı kulübün eski emekçisi, genç futbolculara yeterince şans verilmediğini ve bazı oyuncuların ayrıldıktan sonra başka takımlarda önemli seviyelere ulaştığını savunarak, “Bizden gidip başka yerde başarılı olan oyuncular var. Genç oyuncular konusunda geçmişte ‘Geleceğimizi satıyorsunuz’ diye söyledim. Bir altyapı koordinatörünün aynı anda hem burada hem başka kulüpte etkili olması ne kadar sağlıklı? Bir oyuncuyu iki kulüp arasında yönlendirirken tamamen tarafsız kalabilir misin? Oğuz Aydın örneği var. Alt ligde oynarken beğenilmişti, ‘Bu çocukta gelecek var’ denmişti. Daha sonra Alanyaspor’a gitti, orada parladı, bugün Fenerbahçe’de. Antalyaspor’un o dönem bu oyuncuyu neden değerlendirmediği sorgulanabilir. Yönetici futbolun her detayını bilmek zorunda değil ama bilmiyorsa uzmanına bırakmalı” dedi.
‘1 sene maaş alamadım’
Kulüpten ayrılış sürecini anlatırken kırgınlığını gizlemeyen Antalyaspor’un yaklaşık 19 yıllık emekçisi, “Ben 19 yıl bu kulüpte çalışmışım. 1 sene maaş almadan çalıştığım dönem bile oldu. Beni göndermek istiyorsan çağırırsın, oturursun, konuşursun. ‘Teşekkür ederiz, yolları ayırıyoruz’ dersin. Ben pandemide kendim ayrılmak istemiştim, ‘Bizi bırakamazsın’ deyip göndermemişlerdi. Sonra hiç kimse benimle doğru düzgün konuşmadan gönderilme şeklimi kabullenemedim. Ben suç işlemişim gibi hissettim. ‘Ne yaptım da beni böyle gönderdiniz?’ diye düşündüm. Hâlâ en çok alındığım konu budur. Benim maddi bir beklentim yoktu. Mesele para değildi. Bu yapının yüzünden ekipten insanlar da dağıldı. Kulüpte insanların kimlerle konuştuğuna kadar dikkat ettiği bir atmosfer oluşmuştu” sözleriyle yaşadığı ayrılık sürecini anlattı.
‘Soyunma odasında çay-kahve içiyorlar’
Antalyaspor’un geçmiş dönemlerindeki çalışma kültürüyle bugünkü ortam arasında önemli farklılıklar bulunduğunu belirten konuşmacılar, Samuel Eto’o döneminden örnek verdi. Uzun yıllar kulüpte bulunan isim, “Geçmişte çalışanların görevleri daha netti. Eto’o tedavi ve hazırlık programına dakik biçimde uyardı. Maç öncesinde saatinde masaya gelirdi. Büyük oyuncular bile çalışanlara saygı gösteriyordu. Maç öncesi soyunma odasına ve tedavi alanına çok fazla kişinin girip çıkması doğru değil. Takım maça çıkacak, herkes orada çay-kahve içiyor. Oyuncunun maça odaklanması lazım. Bazı teknik direktörler bu konuda çok disiplinliydi. Sadece görevli personelin ve maç kadrosuyla ilgili kişilerin içeride olmasına izin verirlerdi” ifadelerini kullandı.
Çalımbay’a özel vurgu
Teknik direktörün kulüp içerisindeki farklı etkilere karşı güçlü durmasının önemli olduğunu savunan konuşmacı, Rıza Çalımbay dönemini örnek göstererek, “Rıza Çalımbay’ın bu tür müdahaleleri kabul etmediğini gördüm. Ben ilk defa bir hocanın bu kadar dik durduğunu o dönemde gördüm. Teknik direktör dik durduğunda bazı şeyler değişebiliyor. Ama hoca da sisteme uyarsa aynı düzen devam ediyor. Takımda teknik direktör güçlü olabilir ama kulübün kalıplaşmış bir kurumsal kimliği olması gerekir. Bir teknik direktör her konuda tek başına karar verememeli. Çünkü üç gün sonra teknik direktörü de gönderiyorsun ama kulübün sistemi devam ediyor” sözleriyle Antalyaspor’un kişilerden bağımsız bir futbol yapılanmasına sahip olması gerektiğini savundu.
‘Yapı değişmeden olmaz’
Görüşmenin sonunda yaklaşık 19 yıl Antalyaspor’da görev yapan konuşmacı, iddia ettiği yapının en etkili isimlerini Aytaç Altay, Veysel Sarı ve Kamuran Polat olarak sıralarken, bazı menajerler ile Nuri Şahin ve diğer isimleri de aynı sistem içerisinde değerlendirdi. Konuşmacı, “Benim açımdan bu yapıda önce Aytaç Altay, ardından Veysel Sarı ve Kamuran Polat geliyor. Sonrasında menajerler, Nuri Şahin ve diğerleri var. Bu kulübü çok seviyorsanız, bu kadar yıldır içindeyseniz neden kulübün bugünkü hâline gelmesine engel olmadınız? Oradaki yapı değişmediği sürece hiçbir şey olmaz. Bu yapı bitmeden kulübe huzur da gelmez, başarı da. Başarı güvenlikçiden, malzemeciden başlar ve en yukarı kadar gider. Ama gruplaşma ve kişisel menfaat öne çıkarsa iş başka yere gider. Yeni yönetim gelir, transfer yapılır ama bu yapı bozulmadığı müddetçe sorun çözülmez. Yönetimler değişiyor ama bazı insanlar bir şekilde hep içeride kalıyor” sözleriyle açıklamalarını tamamladı.





