CHP'nin Türkiye siyasetindeki en büyük yeteneklerinden biri, kendi içinden sürekli yeni siyasi hikâyeler çıkarabilmesidir.

Kimi zaman genel başkan değişir.

Kimi zaman yönetim değişir.

Kimi zaman kurultay değişir.

Kimi zaman kurultayın kurultayı tartışılır.

Kimi zaman “değişim” gelir.

Sonra değişimin kendisi değişir.

Sonra değişimin değişimi konuşulur.

En sonunda biri çıkar:

Arkadaşlar, biz aslında yeni bir yol açıyoruz” der.

Aslında CHP koridorlarında artık bir tabela asılması gerekiyor:

Çıkış sağ taraftadır.”

İmamoğlu, sonuçta kovulacağı CHP’den istifa etti.

Özür Özel’in Genel Başkan olduğu 2025'te CHP'nin cumhurbaşkanı adayı olarak partinin merkezindeki isimdi…

Şimdi ise aynı siyasi aktör: CHP'den istifa ediyor, patronu olduğu herkesçe bilinen Yeni Parti’ye geçiyor…

İşte siyasetin ironisi burada saklı.

Dün:

“CHP'nin geleceği.”

Bugün:

“CHP'nin dışındaki gelecek.”

Yarın:

“CHP ile ittifak yapar mıyız?”

Öbür gün:

“Herkesle ittifak olur ama CHP ile ittifak olmaz.”

Ertesi gün:

“Demokratik güçlerin ortaklaşması gerekir.”

Türk siyasetinde cümlelerin ömrü bazen bir kelebekten kısadır ve komiktir…

Çünkü herkes aynı kelimeleri kullanıyor.

Değişim, demokrasi, yenilik, birlik, umut…

Ama en çok uyuz olduğum söz ise “yeni yol”

“Yeni” deniyor.

Ama yeni olan nedir?

Yeni parti mi?

Yeni kadro mu?

Yeni liderlik mi?

Yeni strateji mi?

Yoksa eski tartışmaların yeni ambalajı mı?

Ama seçmende diyor ki “kırk yıllık Kani, olur mu Yani…”

Seçim sandığı ileride.

Seçmen bekliyor.

Siyasetçiler birbirlerini bekliyor.

Ve herkes aynı şeyi söylüyor:

“Önümüzdeki seçim çok önemli.”

Elbette önemli.

Ama seçmen de haklı olarak şunu soruyor:

“İyi de yeni dediğiniz bu yolla bizi nereye götüreceksiniz”