Turizm ve seracılıktan elde edilen gelirlerle Türkiye bütçesine en çok katkı yapan illerden biriyiz…
Toplam 150 milyar lirayı aşan belediyelerimizin bütçesi var.
17 milletvekilimiz ve 19 belediye başkanımız var.
Üyelerinin toplamı 100 binleri aşan başta ATSO ve AESOB olmak üzere onlarca sivil toplum örgütlerimiz var…
Tekne imalatında milyonlarca dolar gelir getiren Serbest Bölgemiz var…
Yıllık ihracatı 1 milyar dolara yaklaşan sanayi kuruluşlarımız var…
Yüzlerce antik kente ev sahipliği yapan, kültürel, arkeolojik ve tarihsel derinliğimiz var…
Ormanları, akarsuları, meraları, denizleri, coğrafyası ile muhteşem bir doğamız var…
Her alanda emsalsiz yaratıcı ve üretici gücü olan insan kaynağımız var…
Ve her yönüyle Türkiye’nin en gelişmiş iller sıralamasında 5. sırada olan bir Antalya var…
Ve bütün bu olumlu yanları olan bu kent ne yazık ki bir avuç otelcinin falezleri oyup parçalamasına seyirci kalıyor…
Ramada Otelden başlayarak, Sera Otele dek uzanan falez kıyı şeridi, bu sırada bulunan bütün oteller tarafından parçalanarak denize nazır, tümü imar dışı kaçak durumda olan bar, restoran, cafe, denize girme rampası haline getirilmiş durumda…
Bir yıldan fazla bir süredir “denizcilerin medarı iftiharı olan İzzet Ünlü ve gazeteci Yusuf Yavuz” başta olmak üzere birçok kent dinamiği falezlerin katliamına dikkat çekmiş, video ve resimlerle yaşanan falez katliamını kamuoyunun gözleri önüne getirmiş, lakin bunun engellenmesi için başta Antalya Valiliği olmak üzere hiçbir yetkili oralı olmamıştır…
Koca bir kent, Türkiye’nin 5. büyük kenti, milyarlarca dolar gelir elde eden bu kent, 17 milletvekili, 19 belediye başkanı, yüz binlerce üyesi olan sivil toplum kuruluşu, ne yazık ki sayısı 10’u geçmeyen otelcilere teslim olmuştur…
Derelerimize gem vurularak kurutulmuş, çevresinin eko sistemi bozulmuş;
Yüzbinlerce ağaç kesilip kıytırık taş ocaklarına ormanlarımız feda edilmiş;
Onlarca mavi bayrağa sahip olan denizlerimize sağlık nedeniyle neredeyse girilemez duruma gelinmiş;
630 kilometre kıyı şeridine ve açık denize sahip olmamıza rağmen insanlar yılda bir kg balık yiyemez hale getirilmiş…
Çünkü kentin balıkçılık refleksi boşaltılıyor, bir avuç kalan balıkçıların teknelerini bağladıkları Balıkçı Barınağı, balıkçıların elinden alınarak lüks yatların ve teknelerin marinası haline getirilmek isteniyor…
Her yıl binlerce aracın trafiğe çıktığı kentimizde yollarımız, kavşaklarımız, otoparklarımız adeta işkence aracı haline gelmiş, ufukta en küçük çözüm bile görünmüyor…
Kısacası koca kent, yönetimindeki başıbozukluk ve hatta yönetimsizlik parası olanlar tarafından rantı kasalarına aktarmak için teslim alınmış durumda…
Rant uğruna her şeyi tahrip etmekten çekinmeyen bu para babaları ne yasa ne yönetmelik ne de kural tanımıyorlar…
Peki çözüm ne?
Yaşanılan sorunlar öylesine yumak ve içinden çıkılamaz duruma gelmiş ki yerel yönetimlerin boyunu aşmış durumda…
Çözümün sorumlusu ve muhatabı Antalya Valiliği ve Bakanlıklardır…
Bir an önce bu kenti teslim alan rant babalarından geri alınacak çalışmaları yapılmalı.
Bu da ancak kamuoyunun örgütlü direnişiyle mümkün olacaktır…