Terörsüz Türkiye Projesinin ilk adımı TBMM’de Komisyon kurmaktı, kuruldu…

İkinci adımı ise dün kanunlaşan kısa adıyla “Çerçeve Yasa” denilen hukuk soslu, siyasi adım oldu.

Başta Özgür Özel olmak üzere solcu-demokrat birçok kişi ve çevre bu yasayı eleştirirken baş vurdukları argüman “neden kayyum düzenlemesi kaldırılmıyor, neden Demirtaş başta olmak üzere siyasi tutuklular bırakılmıyor” şeklinde oldu.

Bu eleştiriler çok doğru, bana göre de kayyum uygulaması hemen kaldırılmalı ve tüm siyasi tutuklular derhal serbest bırakılmalıdır…

Ancak bu eleştiri ve taleplerin bu yasa içinde yer alması beklenmemeli…

Çünkü bu yasa tamamen “KCK ve PKK’nın silahlarını bırakarak örgütlerini dağıtmasını, buna karşılık PKK’nın lider kadrosu ile cinayet işlemiş olanların dışında kalan örgüt üyelerine mahkeme kararıyla 5 yıllık denetimli serbestlik öngörüyor…”

Kısaca, bu yasa Kürt Sorunu ile ilgili ne Kürt siyasi hareketlerinin taleplerini ne de bu doğrultuda demokratik bir takım adımların atılmasını öngörüyor…

“Aksine bu adımların atılması için devlet diyor ki, önce şiddetin bitmesi ve bunun için de PKK’nın kendini dağıtarak silahlarını teslim etmesi gerekir…”

Yani Özgür Özel’in neden demokratik adımları bu yasa içermiyor biçimindeki ifadeleri konunun saptırılması ve tribüne oynamaktan öte değildir…

Bana göre de atılan adım doğrudur, demokratik adımların atılması için şiddetin ve silahın yerini barışçı siyasi mücadele almalıdır.

Ancak atılan bu ilk adım daha yasanın çıktığı gün işlerin son derece zorlanacağının işaretlerini verdi.

PKK tarafından “Öcalan’a serbest çalışma ve yaşama hakkı tanınmadıkça silahlarını bırakmayacakları” açıklaması yapıldı.

Hani sizler gariban Kürt halkının çıkarlarını, demokratik ve siyasi haklarını savunuyordunuz?

Öcalan’ın özgürlüğünü ön şart olarak öne sürmeniz Kürt halkının huzuruna, özgürlüğüne ve eşit yurttaşlık haklarını elde etme mücadelesine kurşun sıkmak değil midir?

Eskilerde bu türden tavırları olanlar için söylenmiş bir söz vardır…

Derler ki;

“Sulh ile anlamayana verilir tekdir,

Tekdirden anlamayanın hakkı ise kötektir…”

Bırakın artık silahlarınızı, Türkiye halkları dünyanın diğer halkları gibi barışı ve huzuru hak ediyor…

Bu konuda Kürt siyasi hareketinin kimi önderlerinin çekinceleri var.

Diyorlar ki, “Tamam bu yasa ile PKK silah bıraktı ve barışı tesis ettik diyelim ama Kürt halkının taleplerinin yerine getirileceğine dair devletin verdiği bir güvence yok…”

Bunu seslendirenler konformist ve özgüvenden yoksun insanlardır.

Kürt halkının eşit yurttaşlık talebi, ana dilde eğitim hakkı, kayyum uygulamalarının kaldırılması, siyasi tutsakların serbest bırakılması vs… gibi taleplerin hayata geçirileceğine dair devletin verdiği bir güvence olamaz…

Bu konuda asıl güvence barışçıl yollardan yürütülecek “siyasi mücadeledir…”

Eğer haklılığınızı Türk halkına doğru anlatırsanız ve böylece Türk halkının da rızasını oluşturursanız devlete rağmen Kürt halkının bu talepleri gerçekleştir.

Çünkü demokratik haklar verilmez, kazanılır…

Bu nedenle barışçıl yollardan yürütülen demokratik siyasi mücadelenin yolu zordur, zahmetlidir, dikenlidir ve çok bedeller ister…