Türkiye’de uzun yıllardır önemli bir sosyal, ekonomik ve demografik konu başlığı olan Suriyeli vatandaşların durumu, bölgedeki gelişmeler ve Suriye’deki şartların değişmesiyle birlikte yeniden gündemin merkezine taşınıyor. Milyonlarca insanın Türkiye’ye sığınmasının ardından geçen yıllar içerisinde eğitimden sağlığa, çalışma hayatından konut piyasasına kadar pek çok alanda yeni politikalar uygulanırken, bugün gelinen noktada daha farklı bir dönemin başladığı görülüyor.
Yeni dönemin temel başlıkları arasında gönüllü geri dönüşlerin teşvik edilmesi, kayıt sistemlerinin daha etkin hale getirilmesi, çalışma hayatının düzenlenmesi ve Türkiye’de kalmaya devam edecek kişilerin topluma daha güçlü biçimde uyum sağlaması bulunuyor.
Burada en önemli nokta, uygulanacak politikaların yalnızca güvenlik veya göç yönetimi açısından değerlendirilmemesi. Konunun aynı zamanda ekonomik, sosyal ve insani boyutları bulunuyor. Dolayısıyla yeni uygulamaların hem Türkiye’nin ihtiyaçlarını hem de Suriyeli vatandaşların geleceğe ilişkin beklentilerini dikkate alması gerekiyor.
Geri dönüş süreci öne çıkıyor
Suriye’de güvenlik ve yaşam koşullarındaki değişimler, Türkiye’de bulunan Suriyelilerin bir bölümünün ülkelerine dönme ihtimalini artırıyor. Ancak geri dönüş kararının sürdürülebilir olabilmesi için insanların yalnızca ülkelerine gönderilmesi yeterli değil.
Geri dönen insanların barınma, eğitim, sağlık, güvenlik ve istihdam gibi temel ihtiyaçlarının karşılanabileceği bir ortamın oluşturulması gerekiyor. Aksi takdirde geri dönüşlerin kalıcı olması zorlaşabilir.
Bu nedenle yeni uygulamalarda gönüllülük, güvenlik ve sürdürülebilirlik üç temel unsur olarak öne çıkıyor. İnsanların kendi iradeleriyle karar vermesi, dönüş yapılan bölgelerde yaşam koşullarının yeterli olması ve ekonomik hayatın yeniden kurulabilmesi büyük önem taşıyor.
Türkiye’de kalacaklar için yeni dönem
Türkiye’de yaşamaya devam edecek Suriyeli vatandaşlar açısından ise kayıt, çalışma ve sosyal uyum politikalarının daha sistemli hale getirilmesi bekleniyor.
Özellikle çalışma hayatı önemli bir başlık. Kayıt dışı çalışan Suriyelilerin kayıtlı istihdama yönlendirilmesi hem çalışanların haklarının korunması hem de Türkiye ekonomisinin vergi ve sosyal güvenlik gelirlerinin artırılması açısından önem taşıyor.
Kayıtlı istihdam, işveren açısından da daha sağlıklı bir çalışma ortamı yaratabilir. Çünkü kayıt dışı çalışma, ücretlerin aşağı çekilmesine, haksız rekabete ve sosyal güvenlik sisteminde kayıplara yol açabiliyor.
Bu nedenle yeni dönemin hedeflerinden biri, Suriyeli çalışanların Türkiye’deki çalışma mevzuatına daha güçlü biçimde dahil edilmesi olmalıdır.
Eğitim ve dil konusu
Toplumsal uyum açısından en kritik alanlardan biri ise eğitim. Türkiye’de uzun süredir yaşayan çocukların Türkçe öğrenmesi, eğitim sistemine etkin şekilde katılması ve mesleki beceriler kazanması yalnızca Suriyeli ailelerin değil, Türkiye’nin geleceği açısından da önem taşıyor.
Dil bilmeyen, eğitim sistemine yeterince dahil olamayan veya mesleki beceri kazanamayan gençlerin ileride iş gücü piyasasına katılması zorlaşabilir. Bu durum hem sosyal yardım ihtiyacını artırabilir hem de toplumsal uyum sorunlarına neden olabilir.
Bu nedenle Türkçe eğitimi, mesleki eğitim ve gençlerin iş hayatına geçişini kolaylaştıracak programlar yeni dönemin önemli araçları arasında yer almalıdır.
Kamu kaynaklarının etkin kullanılması gerekiyor
Suriyeli nüfusun Türkiye’deki varlığı, kamu hizmetlerinin planlanması açısından da önemli bir maliyet ve kapasite meselesi oluşturuyor. Eğitim, sağlık, sosyal yardım, belediye hizmetleri ve altyapı yatırımlarının nüfus hareketlerine göre planlanması gerekiyor.
Burada temel mesele, kamu kaynaklarının adil, şeffaf ve etkin biçimde kullanılmasıdır. Hem Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının hem de ülkede yasal statüyle bulunan yabancıların temel ihtiyaçlarının karşılanması, toplumsal huzurun korunması açısından önemlidir.
Özellikle ekonomik sıkıntıların arttığı dönemlerde göç konusu üzerinden oluşabilecek toplumsal gerilimlerin azaltılması için kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi büyük önem taşıyor.
Yeni uygulamanın başarısı nasıl ölçülecek?
Yeni dönemin başarısı yalnızca kaç kişinin geri döndüğüyle ölçülmemeli. Asıl başarı; geri dönen insanların Suriye’de güvenli ve sürdürülebilir bir hayat kurabilmesi, Türkiye’de kalanların kayıtlı ekonomiye katılması ve toplumla uyum içinde yaşayabilmesiyle ölçülmeli.
Türkiye açısından bakıldığında hedef, göç yönetimini kalıcı ve öngörülebilir bir sisteme dönüştürmek olmalıdır. Bunun için merkezi yönetim, yerel yönetimler, iş dünyası ve uluslararası kuruluşlar arasında daha güçlü koordinasyon kurulması gerekiyor.
Sonuç olarak Suriyeli vatandaşlar konusunda Türkiye yeni bir dönemin eşiğinde bulunuyor. Bu dönemde gönüllü ve güvenli geri dönüşler, kayıtlı istihdam, eğitim, dil, sosyal uyum ve kamu kaynaklarının etkin kullanılması birlikte ele alınmalı.
Göç meselesi kısa vadeli siyasi tartışmaların ötesinde, uzun vadeli bir devlet politikası olarak değerlendirilmelidir. Çünkü bugün alınacak kararlar yalnızca bugünü değil, Türkiye’nin demografik yapısını, iş gücü piyasasını, kamu maliyesini ve toplumsal ilişkilerini de önümüzdeki yıllarda doğrudan etkileyecektir.
Yeni uygulamanın en önemli sınavı ise insanları yalnızca bir yerden başka bir yere taşımak değil, güvenli, düzenli, kayıtlı ve sürdürülebilir bir göç yönetimi sistemi kurabilmek olacaktır.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar