Belediyeler sadece “insan”ı gözetmez..
Belediyeler sadece kent halkının rahatı için çalışmaz..
Belediyeler, “insanın bedensel ve zihinsel sağlığının sürekliliğini sağlamak için” gerekli çalışmaları yapar..
Nasıl yapar?
Kentin alt ve üst yapısını “insanı strese sokmadan ve sokmayacak bir şekilde” planlar ve uygular..
Yoğun çalışma temposunun yarattığı yorgunluğu alacak hoş görüntüler olması için gerekli uygulamaları hayata geçirir..
Trafik ve ulaşımın yarattığı ve yaratacağı kaosu ve sıkıntıları önceden tespit eder, önlemini alır..
Bunu yaparken bugünü değil, geleceği gözetir..
Ve..
Bütün bunları yaparken doğanın ekolojik dengesini korumaya özen gösterir..
Görsel-işitsel ve diğer bütün kirlilikleri önlemek için çabalar..

Bunları bütünüyle yapan bir belediyeyi göreniniz, duyanınız var mı?
Tabii ki yok..
Ben biraz fazla “mükemmeliyetçi” yani “ütopik” bir belediye resmi çizdim sizlere..
Ama..
En azından bunlara yakın çalışma yapacak belediyeler mutlaka olmalıdır..
Göz boyamak amacıyla popülist çalışmalardan vazgeçildiğinde..
İstenirse de olur..

Son günlerde Antalya’da bir “yayaya saygı” harekatı başlatıldı..
Sürücüler geçiş hakkı önceliğini yayalara verecek, kaldırımlardaki tezgahlar da kaldırılacak..
Proje güzel..
Ama..
“Uygulanabilirliği” konusunda şüphelerim var..
Ortaya bir proje ya da kural koyduğunuzda, bunun “akılcı ve gerçekçi” olması şart..
Yoksa..
Uygulatamazsınız..
Örneğin; fuhuş, kürtaj, eşcinsellik ve rüşvet de bu nedenle önlenemiyor..

Başka örnekler vereyim..
Bir sürücü aracındayken, kolay kolay yayaya yol vermez..
Ama..
Kendisi yaya olarak dışarı çıktığında, kendisine yol vermeyen sürücüye küfür eder, kavgaya tutuşur..
Geçelim..
Bir esnaf..
Dükkanının önündeki kaldırımı neredeyse ikinci bir dükkan gibi kullanır..
Oradan geçen yayaları umursamaz..
Ama..
Kaldırımlarda eşiyle, annesiyle, çocuğuyla bir başka kaldırım işgali nedeniyle rahat yürüyemediğinde, işi o dükkan sahibiyle kavgaya kadar vardırır..
Dükkan sahiplerinin “anlaşılmaz” bir uygulaması daha var..
Kamuya açık yollarda, dükkanlarının önüne başka araç park ettirmezler..
Sanki, dükkanla birlikte devletin yolunu da almış gibi davranırlar..
Ama..
Kendileri bir başka yerde araçlarını park edemezse, yine işi kavgaya kadar vardırırlar..
Yayalar ise, “öncelik yayalarda” der, trafik ışıklarını umursamazlar..
Ama..
Aracına bindiğinde, trafik ışığını takmayan yayayı ezmeye bile kalkarlar..

Örnekleri çoğaltın çoğaltabildiğiniz kadar..
Yeni bir uygulama mı getireceksiniz?
Kentin genel rahatlığı için bazı kurallar mı koyacaksınız?
Önce bunun “uygulanabilir” olmasına dikkat edeceksiniz..
Sonra..
Halk tarafından “kabul görmesi”ni sağlayacaksınız..
“Halka rağmen” yapılacak hiçbir şey hedefine ulaşamaz..
..
Kaldırımların ve yolların işgali kalkmalı..
Ancak..
Bir turizm kentinde bu “yanlış” olur..
“Yasaklamak” yerine, “kısıtlamak” daha akılcıdır..
Bilboardlara, “Antalya işgal altında, işgal ettirmeyelim” demek kışkırtıcılıktır..
Antalya’da esnafla diğer vatandaşları birbirine düşürmek demektir..
Yayalara öncelik verilsin verilmesine de..
Yayalar da sürekli çoğalan araçların arasında cambazlık yapmaya kalkmasın, trafik ışıklarına da biraz dikkat etsin..
Yakında bu konuda çıkacak kavgalardan ve sonuçlarından “belediye” sorumlu olacaktır..
Kuralı koyar, uygulayabiliyorsan uygularsın..
Uygulayamıyorsan, vatandaşı kendine alet etmezsin..
Etmemelisin..
Bence, şu anda Büyükşehir ateşle oynuyor..