(Nurettin Sönmez ve Hüsnü Şahin’e ithaf olunur)

Che Guevara’ya bir gazeteci sorar:

“Sizce bir devrimcinin en önemli özelliği nedir?” der.

Guevara, bu soruya “aşk” diye cevap verince gazeteci şaşırır…

Ve Guevara şöyle devam eder;

“İnsanlık aşkı, doğruluk ve adalet aşkı, hırsızlık ve soygunlara karşı mücadele aşkı.”

Bu sözleri okuduktan sonra dönüp Türkiye solunun acınası durumuna baktım.

TİP Genel Başkanı “Erkan Baş,” anadili Kürtçe olan cumhurbaşkanı adayı olursa DEM ile ortaklaşmayabiliriz, diyebiliyor…

Ve Erkan Baş dahil sol dünyanın hemen hepsi hırsızlık ve soygunla mücadele etmek yerine, değişimi gerçekleştiriyoruz, sokaklara iniyoruz adı altında hırsızlıklara, soygunlara ve skandallara kalkan olan Özgür Özel/İmamoğlu ikilisine sahip çıkıyor…

Ben hayatı 1969 yılında Türkiye İşçi Partisi’nin gençlik kollarında tanıdım.

Orada solculukla sosyalizmle tanıştım…

Orada öğrendim, dilleri, ırkları, milliyetleri ne olursa olsun dünya halklarının kardeş olduğunu…

Soygunculara, haramilere karşı mücadelenin kutsal olduğunu orada öğrendim…

Sonraki yıllarım sosyalizm, demokrasi, sosyal demokrasi, hak ve özgürlükler, hırsızlıklara ve soygunlara karşı mücadele ile geçti.

Bedellerini de ödedim ve şimdi olsa yine aynı mücadeleyi verir yine bedeller öderim.

Ve dönüp bir kendi tarihime ve bir de dönüp bugünkü sola bakıyorum…

“Ya ben yanlış bir sol tarihten geçmişim ya da bugün sol çok ciddi bir tarihsel yanılgı içerisinde.”

Çok sevdiğim ve saydığım, kadim dostlarım ve siyasi yoldaşlarımdan “Nurettin Sönmez” tavrımdan dolayı tepki göstermiş ve“Hüsnü Şahin de” bana bu eleştirilerimden dolayı şöyle demişti.

“Ne yani bütün sol yanlış düşünüyor, bir tek sen mi doğru düşünüyorsun” demişti.

Onlara şimdi cevap veriyorum…

“Evet yoldaşlarım, ben doğru düşündüğümü sanıyorum, çünkü bir devrimcinin en temel özelliği olan aşka inanıyorum…”

Sokrates’e “sen çağının en bilge insanısın” dediklerinde şöyle cevap verir;

“Ben bilge değilim, ben bilmediklerimin farkında olan bir insanım”

Sokrates’in hayatını okurken bu cümleye takıldım ve bu süreci sorgulamak gerektiğini düşündüm.

Ya ben bilmediklerimin farkında olmayarak her şeyi bildiğimi sanarak yanlış yapıyorum.

Ya da bugünkü sol eyyamcılık yaparak bilmediklerinin farkında olmayarak, hırsızlıkların ve ırkçılığın yanında duruyor.

Bu sorgulamada doğru olan, süreçte mutlaka ortaya çıkacaktır.

Ancak bir solcunun Mutlak Butlan kararı sonrası CHP Genel Başkanlığını kabul ettiği için Kemal Kılıçdaroğlu’na “Sarayın işbirlikçisi, hain” diyebilmesi ve bunu savunması için “bilmediklerinin farkında olmaması gerekir.”

Her düşünceden, her siyasi partiden, köyden/kentten, fabrikadan/tarladan, sisteme ve saraya itirazı olan milyonlarca insanı peşine takıp toplumun en ücra yerine kadar “hak, hukuk, adalet” talebini yüksek sesle dillendiren Kılıçdaroğlu’na karşı bu sözler en hafifinden ciddi bir haksızlıktır…