Hatırlarsınız, 31 Mart 2024 yerel seçiminden sonra kimi büyükşehir ve il, ilçe belediyeleri AK Parti’den CHP’ye geçmişti…

CHP’den seçilen belediye başkanları ilk olarak belediyenin mali tablosunu ortaya çıkarmışlar ve ciddi borç yüküyle karşı karşıya olduklarını kamuoyu ile paylaşmak için bu mali tabloyu büyük pankartlarla belediye binasının dış yüzüne asmışlardı.

Bu konuda bir de ilk yaşanmış CHP’den seçilen Döşemealtı Belediye Başkanı “Menderes Dal,” bir önceki Belediye Başkanı olan CHP’li “Turgay Genç’in” borç yükü bıraktığını aynı şekilde kamuoyu ile paylaşmıştı.

Başkanların bu eylemi, AK Parti’nin belediyelerde parayı nasıl har vurup harman savurduklarını, bu nedenle belediyelerin hizmet veremez, proje üretemez hale geldiklerini kamuoyuna anlatmak amacıyla yapılmıştı.

Ancak bu eylemin birkaç “sübliminal mesajları” da vardı içinde…

CHP’li belediye başkanları aynı zamanda “bizden çok fazla hizmet ve işçi alımı beklemeyin çünkü belediyenin kasası bomboş…”

“AK Parti kasayı boşalttığı gibi belediye bütçesini birkaç kat aşacak borç bıraktı…”

“Ortada bu borcu karşılayacak yatırım yok, yandaş partililere destek olunmuş…”

“Gereksiz şekilde ihtiyaç dışı işçi alımı yapılmış…”

Ancak Antalya’da kamuoyuna belediyenin borçlarını pankart asarak ilan etmeyen ve yukarıda sıraladığım mesajları kamuoyu ile paylaşmayan bir belediye başkanı vardı…

“CHP’li Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz…”

Seçildiği günden itibaren AK Partili Belediye Başkanı Hakan Tütüncü’den kalan borçları ne kamuoyuna ilan etti ne de bunu yapamadığı işler için gerekçe haline getirdi.

O günlerde kendisine bunu sormuştum…

“Başkan CHP’li her belediye başkanı bir önceki dönemden kalan borçlarını ilan ediyor. Siz neden bunu yapmadınız?”

“Belediyeler hizmet yapan kamu kuruluşlarıdır ve kamu kurumlarında süreklilik esastır. Bu görevlere talip olan her belediye başkan adayı zaten belediyenin içinde bulunduğu mali durumu bilerek aday oluyor. Seçildikten sonra -aaa burası batırılmış- denilmesini doğru bulmuyorum. Belediyeler siyaset değil, hizmet aracıdır.”

“Yani siz de Kepez Belediyesi’nin mali zorluklar ve borç içinde olduğunu biliyor muydunuz?”

“Her ne kadar seçimden önce kasamız dolu, borcumuz yok, deseler de ben seçildiğimde bomboş bir kasa ve ciddi bir borç yüküyle karşı karşıya kalacağımı biliyordum…”

2,5 yıl sonra Başkan Kocagöz, yaptığı basın toplantısında belediyeyi devraldığı günkü mali tabloyu bu kez paylaştı ve gerçekten şaşırtıcı bir de açıklama yaptı.

“Belediyeyi devraldığım gün 1 milyar 250 milyon lira borç yükünü de aldım. Kasa dolu demişlerdi ama bomboş çıktı. Aradan geçen 2,5 yıl içinde belediyenin bu borcunu ödedim. Şimdi Kepez Belediyesi’nin tek kuruş borcu yoktur. Şimdi soracaksınız, bunu nasıl yaptınız diye. Söyleyeyim; giderleri sonuna kadar kıstım, zorunlu harcamaların dışında tek kuruş boşa harcanmadı. Gelirleri de en az 3 katına çıkardım. Şimdi kasamızı dolduruyoruz ve Kepez halkının layık olduğu her türlü yatırımı en görkemli haliyle yerine getirme zamanıdır…”

Ben Türkiye’de, Kepez örneğinde olduğu gibi bir başka CHP’li belediye olduğunu sanmıyorum.

Demek ki neymiş; çalmayınca, ranta ve yandaşa peşkeş çekilmedikçe, kul hakkını gözettikçe oluyormuş…