Bazen şehirler de insanlar gibidir…
Yorulur.
Bekler.
Sessizleşir.
Ve sonra, kendisini yeniden ayağa kaldıracak güçlü bir iradeyi aramaya başlar.
Bugün Antalya tam da böyle bir dönemin eşiğinde.
Turizmiyle dünyanın göz bebeği, tarımıyla Türkiye'nin üretim üssü, sanayisiyle her geçen gün büyüyen bu kadim şehir, artık yalnızca ekonomik büyüklüğüyle değil, bu büyüklüğü temsil edecek güçlü bir vizyonla da anılmak istiyor.
İşte bu yüzdendir ki, bu yılın sonunda yapılacak olan ATSO seçimleri sıradan bir oda seçimi değildir. Bu seçim, Antalya'nın önümüzdeki yıllarda hangi sesle konuşacağını, hangi akılla yönetileceğini ve hangi güçle temsil edileceğini belirleyecek tarihi bir tercihtir.
Ve böylesine kritik bir dönemde yeniden sahneye çıkan bir isim var: Davut Çetin…
Bazı isimler seçim zamanı ortaya çıkar. Bazıları ise görev yaptığı yılların bıraktığı izlerle yeniden çağrılır. Davut Çetin'in adaylığı tam da ikinci gruba giriyor.
Çünkü güven, seçim meydanlarında vaat edilmez. Güven, yıllar içinde kazanılır…
Bir makamı doldurmak kolaydır ancak asıl mesele, o makama ağırlık kazandırmaktır. Son zamanlarda ATSO üyelerinin kendi aralarında yaptığı sohbetlere kulak verdiğimizde birçoğunun, "ATSO yeniden eski etkinliğine kavuşmalı" ifadesini kullandığına şahit oluyoruz.
Bu cümle aslında bir özlemi anlatıyor.
Daha görünür bir oda…
Daha güçlü bir temsil…
Daha etkili bir lobi…
Ankara'da daha yüksek çıkan bir Antalya sesi…
Çünkü ATSO sadece bir binadan ibaret değil, Antalya ekonomisinin ortak vicdanıdır.
Sanayicinin umudu, ihracatçının nefesi, turizmcinin yol arkadaşı, esnafın en güçlü dayanağıdır…
Ve böyle bir kurumun başında oturan kişinin sadece başkan olması yetmez. O kişinin aynı zamanda güven veren bir lider olması gerekir.
Davut Çetin'in adı bugün yeniden konuşuluyorsa bunun nedeni yalnızca geçmişte başkanlık yapmış olması değildir. Görev yaptığı dönemde Antalya'nın sorunlarını dosyalara hapsetmeyen, Ankara'nın kapısını aşındıran, sektörlerin sesini ülke gündemine taşıyan bir anlayışın temsilcisi olmasıdır.
Hatırlayın, o dönemde ATSO sadece açıklama yapan değil, gündem belirleyen bir kurumdu. Ekonomi konuşulurken Antalya mutlaka dinlenirdi.
Çünkü odanın sözü vardı. Sözü olanın ise itibarı olur. Bugün iş dünyasının en çok ihtiyaç duyduğu şey de işte tam olarak budur.
İtibar…
Temsil gücü…
Kurumsal ağırlık…
Çünkü ekonomik belirsizliklerin arttığı dönemlerde üyeler, yalnızca yöneten değil, yol gösteren bir başkan görmek ister.
Telefonu açıldığında Ankara'da karşılık bulan…
Bakanlık kapılarında sözü dinlenen…
Sektörleri ezbere bilen…
Sorunları yalnızca anlatmayan, çözüm masasına taşıyan bir yönetim…
İşte tecrübenin değeri tam da burada ortaya çıkıyor.
Bugün genç girişimcinin de, KOBİ sahibinin de, ihracatçının da ortak beklentisi aynı; "Yalnız olmadığımızı hissettirecek güçlü bir ATSO."
Hiç kimse artık sadece protokol fotoğrafları görmek istemiyor. Üyeler sonuç görmek istiyor, projeler görmek istiyor, yeni pazarlar istiyor, yatırım istiyor, finansmana erişim istiyor, uluslararası rekabette önünü açacak güçlü bir kurum istiyor.
Ve bunun yolu, deneyimle dinamizmi buluşturan bir yönetim anlayışından geçiyor.
Davut Çetin'in en önemli avantajı da işte burada yatıyor.
Yılların kazandırdığı kurumsal hafızayı, bugünün değişen ekonomik gerçekleriyle birleştirebilecek bir birikime sahip olması. Antalya'nın hangi sektörde neye ihtiyacı olduğunu bilen, ilçelerin ekonomik dinamiklerini tanıyan, üyelerin beklentilerini yıllardır dinleyen bir isim olması…
Elbette seçimler demokrasinin şölenidir. Her aday kıymetli, her proje değerlidir. Kararı verecek olan da yalnızca ATSO üyeleridir.
Ancak seçimler aynı zamanda bir muhasebedir.
Dün ne yaptık?
Bugün neredeyiz?
Yarın nereye gitmek istiyoruz?
İşte sandık başında yanıt aranacak asıl sorular bunlar olacak.
Çünkü Antalya artık sıradan bir temsil istemiyor. Antalya güçlü bir ses, etkili bir vizyon, güven veren bir liderlik istiyor.
Önceki gün seçim ofisinin açılışında da bir kez daha şahit olduk ki, ekseri çoğunluk Davut Çetin'in adaylığını yalnızca bir kişinin yeniden yarışa girmesi olarak değil, ATSO'nun yeniden etkin, saygın ve belirleyici bir kurum olabileceğine dair umut olarak görüyor…
Unutulmamalı ki, bazı seçimler sadece isimleri değiştirmez. Şehirlerin geleceğini değiştirir. ATSO üyeleri birkaç ay sonra sandığa giderken yalnızca bir başkanı seçmeyecek. Antalya'nın ekonomisine yön verecek anlayışı seçecek. Sessiz kalan bir oda mı?, Yoksa sözü dinlenen, kapıları açan, üyelerinin hakkını her platformda savunan güçlü bir ATSO mu?
Karar elbette onların. Ancak tarih bize hep aynı gerçeği göstermiştir; Zor zamanlarda insanlar en çok yeni yüzler değil, güven veren liderler arar.
Çünkü güven satın alınmaz, inşa edilir.
Ve yıllar boyunca emekle büyütülür…
Belki de bu nedenle, bugün Antalya iş dünyasında en çok konuşulan sorulardan biri şudur:
"ATSO'nun yeniden güçlü olduğu günlere dönme zamanı gelmedi mi?"