Antalya Toptancı Hal Yaş Sebze ve Meyve Komisyoncular Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Nevzat Akcan, tarım sektöründe üreticiden komisyoncuya, esnaftan ihracatçıya kadar tüm kesimlerin ağır ekonomik koşullar altında ayakta kalma mücadelesi verdiğini söyledi. Yüksek faiz, düşük kur, artan üretim maliyetleri ve tahsilat sorunlarına dikkat çeken Akcan, 2027 yılının daha zor geçeceği uyarısında bulundu. Tarım sektöründe üreticiden ihracatçıya kadar herkesin zor durumda olduğunu belirten Akcan, yaşanan ekonomik sıkıntıların yalnızca bir kesimi ilgilendirmediğini vurguladı. Üreticinin ürününü değerinde satamadığını, komisyoncunun ticaret yaparken ciddi finansman sorunları yaşadığını, ihracatçının ise uluslararası rekabette zorlandığını ifade eden Akcan, sektörün bütün paydaşlarının aynı ekonomik baskı altında bulunduğunu kaydederek, "Esnafın, üreticinin, ihracatçının, tüccarın artık mecali kalmadı. Herkes birbirini suçluyor. Aracı, fırsatçı tartışmaları yaşanıyor. Ancak tarım sektörünün hiçbir aşamasında kazanç yok. Ne üretim ayağında ne pazarlama tarafında insanlar para kazanabiliyor. Çalışan insan bile çalıştıkça batıyor. Böyle bir ekonomik düzen olabilir mi?" dedi.

'Yüksek faiz ihracatçıyı zorluyor'

Sektördeki daralmanın temel nedenleri arasında yüksek faiz ve düşük kur politikasını gösteren Akcan, özellikle finansman maliyetlerinin ticaret yapan işletmeleri zorladığını söyledi. Üç yıldır devam eden yüksek faiz ortamında esnafın, tüccarın ve yatırımcının ağır bir yük taşıdığını belirten Akcan, işletmelerin kazançlarının önemli bölümünü finansman giderlerine ayırmak zorunda kaldığını ifade etti. Döviz kurunun mevcut seviyesinin ihracatçıların rekabet gücünü olumsuz etkilediğini savunan Akcan, rakip ülkelerle yarışmanın giderek zorlaştığını kaydetti. Dolar kurunun 65-70 lira bandında olması gerektiği yönündeki görüşünü dile getiren Akcan, "İhracatçımız rakip ülkelerle yarışamaz hâle geldi. Rekabet edecek mecali kalmadı. Bu nedenle ihracatçılarımız başka ülkelere yöneliyor. Yüksek faiz ve düşük kur politikası devam ettiği sürece sektörün rahatlaması mümkün değil" diye konuştu. Yeni yıla ilişkin beklentilerinin olumlu olmadığını belirten Akcan, mevcut ekonomik politikaların sürmesi durumunda 2027 yılında işsizlik oranının daha da yükselebileceğini öne sürdü. Önümüzdeki dönemde belirlenecek asgari ücretin hem çalışan hem de işveren açısından önemli bir sınav olacağını ifade eden Akcan, esnafın kazanç sağlayamadığı bir ortamda ücret artışlarının işletmeler üzerinde ilave baskı oluşturabileceğine dikkat çekerek, "Asgari ücreti kim ödüyor? İşveren, yani esnaf ödüyor. Ancak esnaf para kazanamıyor. Bir tarafta çalışan kardeşimiz aldığı ücretle geçinemiyor, diğer tarafta işveren de bu ücreti ödemekte zorlanıyor. İki taraf da sıkıntıda. Paranın alım gücü kalmadı. Bu politikalarla devam edilirse 2027 yılında daha zor günler yaşayacağımızı düşünüyorum" ifadelerini kullandı.

Staj ve çıraklık sigortası mağdurları çözüm arıyor
Staj ve çıraklık sigortası mağdurları çözüm arıyor
İçeriği Görüntüle

'Hal esnafı da, bayileri de sıkıntıda'

Antalya Toptancı Hali'nde yaşanan ekonomik sıkıntıların yalnızca komisyoncularla sınırlı olmadığını belirten Akcan, tarımsal üretime hizmet veren işletmelerin de ciddi darboğazda bulunduğunu söyledi. Konkordato süreçlerinin sektördeki ekonomik sorunların boyutunu gösterdiğini ifade eden Akcan, Aksu ilçesindeki tarım bayilerinin durumuna da dikkat çekti. Akcan, "Hal esnafı çok sıkıntılı. Konkordato sürecine giren arkadaşlarımız var. Ancak sorun birkaç firmayla sınırlı değil. Aksu'ya gidin, ilaç bayilerini, fidecileri gezin. Herkes aynı dertten şikâyetçi. Kimse para kazanamıyor. İnsanlar çalışıyor, emek veriyor ama karşılığını alamıyor. Üstelik sattıkları ürünün parasını da zamanında tahsil edemiyorlar. Giderler yüksek, faiz yükü ağır, piyasada nakit sıkıntısı var" dedi. Yaş sebze ve meyve piyasasında yaşanan fiyat hareketlerinin hem üreticiyi hem de tüketiciyi olumsuz etkilediğini belirten Akcan, bazı firmalara yönelik stokçuluk iddiaları ve adli süreçlerin piyasadaki ticari ilişkileri etkilediğini savundu. Mandalina, limon, elma ve üzüm gibi ürünlerin üreticinin beklentisini karşılayacak fiyatlardan alıcı bulamadığını söyleyen Akcan, ürünlerin depolanması konusunda da çekincelerin arttığını dile getirdi. Akcan, "Bugün mandalina, limon, elma, üzüm para etmiyor. Bunun nedenlerini iyi analiz etmek gerekiyor. Bazı firmalara yönelik stokçuluk iddiaları ve yaşanan tutuklamaların ardından piyasada ciddi bir tedirginlik oluştu. İnsanlar ürün depolamaktan çekiniyor. Bugün limon ve elma para etmiyor diye düşünülüyor ancak birkaç ay sonra ürün depolanmadığı için piyasada arz sorunu yaşanabilir. Bu kez tüketici aynı ürünleri çok daha yüksek fiyatlarla almak zorunda kalabilir. Bugün üretici kazanamıyor, yarın tüketici pahalı ürünle karşı karşıya kalabilir" diye konuştu.

'Vatandaş pazara gidiyor, parası eriyor'

Ekonomik sıkıntıların en ağır hissedildiği alanlardan birinin vatandaşın mutfağı olduğunu belirten Akcan, pazardaki fiyatların dar gelirli kesimlerin alım gücünü ciddi biçimde zorladığını söyledi. Temel gıda ihtiyaçlarını karşılamanın bile giderek güçleştiğini ifade eden Akcan, asgari ücretli ve emeklilerin mevcut gelirleriyle geçinmekte zorlandığını kaydetti. Pazarda yaptığı alışverişten örnek veren Akcan, "Geçen hafta pazara çıktım. Çok fazla bir şey almamama rağmen 5 bin lira harcadım. İnsanlar birkaç parça ürün alıyor ama ciddi paralar ödüyor. Asgari ücretli nasıl geçinecek? Emekli 20 bin lirayla ne yapabilir? Kiralar birçok yerde 30 bin liraya ulaşmış durumda. Vatandaşın alım gücü kalmadı. İnsanlar artık kazandıkları parayla yalnızca temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor" dedi. Sosyal yardımların tek başına ekonomik sorunlara çözüm olamayacağını savunan Akcan, vatandaşların yardımlarla yaşamaya mahkûm edilmesi yerine üretim ve istihdam politikalarının geliştirilmesi gerektiğini söyleyerek, "Ben insanlara yardım yapılmasına değil, insanların yardıma muhtaç hâle getirilmesine karşıyım. İnsanları sürekli sosyal yardımlarla ayakta tutmaya çalışmak doğru değil. İnsanlar çalışmalı, üretmeli ve emeğinin karşılığını almalı. Vatandaşa iş imkânı sağlamak, üretimin önünü açmak gerekiyor. İnsanların kendi emeğiyle geçinebileceği bir ekonomik düzen kurulmalı" ifadelerini kullandı. Türkiye'nin kalkınmasının yerelden ve köylerden başlaması gerektiğini vurgulayan Akcan, kırsal nüfusun azalmasının tarımsal üretim açısından önemli bir sorun oluşturduğunu belirtti. Köylerde genç nüfusun giderek azaldığını, üretim kültürünün zayıfladığını ifade eden Akcan, kırsalda yaşamı teşvik edecek projelerin hayata geçirilmesi gerektiğini söyleyerek. "Kalkınma yerelden, köylerden başlar. Ancak biz köyleri boşalttık. Gençlik kalmadı. Eskiden köylerde insanlar kendi tavuğunu, yumurtasını, sebzesini üretirdi. Bugün köylerde yaşayan insanlar bile birçok ihtiyacını dışarıdan satın alıyor. Üretim kültürümüz zayıfladı. Gençleri yeniden köylere döndürecek, tarımı cazip hâle getirecek projelere ihtiyacımız var. Köylüyü desteklemeden, üreticiyi korumadan kalkınamayız" diye konuştu.

'Yeni hal yasası tek başına çözüm değil'

Uzun süredir gündemde olan yeni Hal Yasası tartışmalarına da değinen Akcan, yalnızca yasal düzenlemelerle sebze ve meyve fiyatlarının düşürülemeyeceğini savundu. Üretim maliyetleri aşağı çekilmeden ne üreticinin kazanabileceğini ne de tüketicinin ucuz ürün alabileceğini belirten Akcan, gübre, mazot, enerji ve elektrik giderlerinin tarımın önündeki en önemli engeller arasında bulunduğunu kaydederek, "Sürekli yeni Hal Yasası konuşuluyor ancak üretim maliyetleri düşmeden bu sorunların çözülmesi mümkün değil. Gübre, mazot, enerji ve elektrik fiyatları bu kadar yüksekken çiftçi nasıl üretim yapacak? Üretici kazanamazsa üretim azalır. Üretim azalırsa tüketici de ucuz sebze ve meyve yiyemez. Yeni Hal Yasası tek başına çözüm değildir. Önce üretim maliyetlerini düşürmek, çiftçiyi desteklemek ve sektörün bütün paydaşlarının kazanmasını sağlamak gerekiyor" dedi. Siyasi tartışmaların ülkenin ekonomik sorunlarının önüne geçmemesi gerektiğini belirten Akcan, siyasetçilerin üretici, esnaf, işçi ve emeklinin yaşadığı sorunlara daha fazla eğilmesi gerektiğini söyledi. Ekonomik sıkıntıların siyasi görüş ayrımı gözetmeden toplumun bütün kesimlerini etkilediğini ifade eden Akcan, üretim odaklı politikaların hayata geçirilmesi çağrısında bulunarak, “Ülkeyi kim yönetirse yönetsin, üretim odaklı siyaset yapılmadığı sürece insanları mutlu etmek mümkün değil. Artık siyasetçilerin kendi aralarındaki tartışmaları bir kenara bırakıp ülkenin ekonomisine, üretimine ve istihdamına odaklanması gerekiyor. Çiftçinin derdi, esnafın sıkıntısı, işçinin geçim mücadelesi konuşulmalı. Kimsenin kimseye güveni kalmadı. Bir an önce toparlanmamız gerekiyor. Aksi hâlde önümüzde çok daha zor günler var” diyerek konuşmasını tamamladı.

Muhabir: Esra ALTUNKES