Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk Kültür Merkezi’nde "İlim Yayma Ödülleri" törenine katıldı. Programda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Temelleri 2017’de atılan, ilki 2019’da düzenlenen ve bu sene 4’üncüsü tertiplenen Türkiye’nin akademi ödülleri İlim Yayma Mükafatları vesilesiyle sizlerle beraberiz. Emeği geçen her bir kardeşime canı gönülden teşekkür ediyorum. Gerek ülkemizde gerek dünyanın farklı yerlerinde akademik faaliyetler icra eden tüm hocalarımıza selamlarımı, saygılarımı gönderiyorum. Biraz önce 3 farklı kategoride ödüllerini takdim ettiğimiz bilim insanlarımızı gönülden tebrik ediyorum. Büyük ödül sahibi hocamız vakıf tarafından 5 milyon TL ödülle mükafatlandırıldı. Diğer hocalarımız da 2’şer milyon TL ödülle ödüllendirildi. İlim Yayma Ödülleri’ne yönelik teveccüh her programda katlanarak artıyor. Bu sene üç ayrı dalda 174’ü üniversiteler olmak üzere 188 kurumdan bin 324 başvuru ile yeni bir rekor daha kırıldı. İlim Yayma Ödülleri’nin önümüzdeki yıldan itibaren uluslararası bir hüviyet kazanacağını büyük bir memnuniyetle öğrendik. Niçin bizim bir Nobel’imiz olmasın? İlim Yayma ailemizi bu adımlarından dolayı kutluyorum. İlim Yayma ödüllerinin amacı ilk planda elbette iyi eserleri ve eser sahiplerini takdir etmektir. Fakat hayata uyarlanmayan, insana, sahaya, reele dokunmayan bilginin netice vermediği de bilinen bir hakikattir. İlim Yayma ödüllerimizi bu açıdan başarılı bulduğumu belirtmek istiyorum" dedi.
"İmam Hatip Okullarının kurulması ve yaşatılmasında İlim Yayma ailesi tarihi bir sorumluluk üstlendi"
"Bazı isimler vardır ki hem tarihte iz bırakırlar hem de gençliğe örnek olup istikbale yön verirler. 2017’de ebediyete uğurladığımız merhum Sabahattin Zaim hocamız işte bu şahsiyetlerden biridir" ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kendisi pek çok gencin yetişmesinde rol oynamıştır. Tek tipçi uygulamaların zirveye çıktığı dönemde böyle bir gençliğe duyulan ihtiyacı rahmetli hocamız da hissetmiştir. Onun amacı da bu güzel insanları millete tanıtmak, yenilerini ise topluma kazandırmaktır. Davasında ne denli muvaffak olduğunu bugünün Türkiye’sine baktığımızda yetişmiş ve yetişmekte olan gençliğe baktığımızda, gümbür gümbür gelen TEKNOFEST kuşağına baktığımızda zaten görüyoruz. İlim Yayma Cemiyetimiz de bu hedef istikametinde çalışmalarını sürdürüyor. Cemiyetimiz önümüzdeki sene, 75’inci yaşına girecek. Millet iradesinin gasp edildiği darbe dönemlerinde yasak ve baskılara rağmen ilmin ışığını yayma yolculuğundan 3 çeyrek asır geride kaldı. Bu hareket hemen her alanda meyvelerini verdi. İmam Hatip Okullarının kurulması ve yaşatılması manasında İlim Yayma ailesi tarihi bir sorumluluk üstlendi. Bu çalışmalara emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi.
"Gazze’de 2 yıl boyunca işlenen vahşi soykırımı medeni denilen dünya yalnızca seyretmekle yetindi"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Asırlar boyunca üzerine yeni teoriler, pratikler metotlar inşa edilen kavramlar günden güne kan kaybediyor. Anlamlar aşınıyor, değerler tahrip ediliyor. Sözde yeni gerçeklikler en başta insanı hırpalıyor. Gazze’de 2 yıl boyunca işlenen cinayetleri, yapılan vahşi soykırımı medeni denilen dünya yalnızca seyretmekle yetindi. Gezi olaylarında İstanbul’a kamp kuran uluslararası medya kuruluşları, Gazze’de 270’ı aşkın gazeteci öldürülürken meslektaşlarının haberini bile yapmadılar. Şu utanç verici rakamlara özellikle dikkat çekiyorum. Gazze’deki okulların yüzde 80’i yani 668 okul binası İsrail bombalarının hedefi olmuştur. 165 okul, üniversite ve eğitim kurumu bu saldırılarda yıkıp yakılmıştır. 392 okul da kullanılamaz hale gelmiştir. 13 bin 500’ü aşkın öğrenci, 830’un üzerinde öğretmen ve eğitim personeli, 193 bilim insanı ve akademisyen işgal kuvvetleri tarafından şehit edildi. 785 binden fazla öğrenci eğitim hakkından mahrum durumda. Bir defa bunlar savaşın acımasız sonuçları değildir. Burada bilinçli, kasıtlı bir toplu kıyım politikası uygulanmıştır. Sağlam kalmış, ayakta kalmış bina neredeyse yok. Bunu görmezden gelmek, konuşmamak açık söylüyorum toplu kıyıma ortak olmaktır. Biz hiçbir zaman susmadık, bundan sonra da susmayacağız. Dünyanın dört bir yanında, nereye gidersek gidelim, gittiğimiz her yerde bunu haykıracağız. Kısa bir süre önce, geçen hafta, Güney Afrika’daydım. Orada da bütün oturumlarda bunları haykırdım, bunları konuştum. Malumunuz, bizim de devreye girmemizle bir ateşkes sağlandı. İsrail, uyduruk sebeplerle ateşkesi sürekli ihlal etti. Hamas’ın, İsrail’in provokasyonlarına rağmen ateşkesin korunmasında sabırlı bir yaklaşım içinde olduğunu görüyoruz. Bunu da memnuniyetle karşılıyoruz. Kış aylarına girdiğimiz şu günlerde yaralarını sarmaya çalışan Gazze’deki kardeşlerimize, o çadırların ne durumda olduğunu herhalde televizyonlarda izliyoruz. İnsani yardımları yine de ulaştırmanın gayreti içindeyiz. Türkiye olarak, adil ve kalıcı barış için hem ateşkesin muhafazası hem de insani yardımlar noktasında üzerimize ne düşüyorsa yapıyoruz. Elimizdeki konteynerlerden göndermek istiyoruz. İsrail engelliyor, karşı çıkıyor. İnsanlıktan nasibini almamış bir başlarındaki katil var. İki devletli çözüm politikamızı, 1967 sınırlarına dayalı, başkenti Doğu Kudüs olan özgür, egemen ve bağımsız bir Filistin devleti kuruluncaya kadar kararlılıkla sürdüreceğiz. 29 Kasım Filistin halkıyla uluslararası dayanışma gününde, İsrail saldırılarında şehit olan tüm kahramanlara Rabbimden rahmet niyaz ediyor, milletim adına Filistinli kardeşlerimizi hürmetle selamlıyorum" şeklinde konuştu.
"Terörsüz Türkiye sürecinin başarısı için iktidarımızın da devletimizin de kararlılığının tam olduğunun bilinmesini istiyoruz"
Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu milleti bölmeye uğraştılar. Bunda ne yazık ki bir dereceye kadar başarılı da oldular. Filistin’de, Suriye’de, Çanakkale’de bizimle omuz omuza çarpışan Arap kardeşlerimizi ‘bizi sırtımızdan vurdular’ diyerek milletimiz nazarında düşman hale getirdiler. Senarist aynı, yapımcı, yönetmen aynı. Sadece oyunun sahnelendiği mekanlar farklı. Milletimizin mazlum Filistin halkı ile dayanışmasını engellemek için sosyal medyada büyük bir dezenformasyon kampanyası yürütüldü. Bu nefret dalgasını körükleyen hesapların çoğunun yurt dışından yönetildiği ortaya çıktı. Sanal alemde kendini muhalif olarak lanse edenlerin önemli bir kısmının Türkiye düşmanlarına taşeronluk yapan FETÖ’cü hainler olduğu anlaşıldı. Şimdi de Terörsüz Türkiye sürecinde aynı oyunun sahnelenmek istendiğini görüyoruz. Burada şunun altını özellikle çizmek istiyorum; ülkemiz ve milletimizle birlikte inşallah tüm bölgenin kaderini değiştirecek, coğrafyamıza huzur, güven, istikrar getirecek stratejik hamlelerimizin kimleri rahatsız ettiğinin farkındayız. Yarım asırlık bir tezgahı bozma çabalarımızı, kan, gözyaşı ve çatışmadan beslenen hangi güçleri telaşlandırdığını çok iyi biliyoruz. Onlara sadece şunu söylüyorum; bu sefer muvaffak olamayacaksınız. Allah’ın yardımı, aziz milletimizin duası ile bu sefer başaracağız. 86 milyonla birlikte, kendini bu topraklara ait hisseden 10 milyonları da yanımıza alarak hep beraber yeni bir destan yazmaya başlayacağız. Bu ufka doğru, tahriklere kapılmadan, tuzaklara düşmeden sabırlı, dikkatli bir şekilde ilerliyoruz. Hedefe yaklaştıkça, sabotajların artacağını da şimdiden görebiliyoruz. Bu sefer bunların da üstesinden geliyoruz ve geleceğiz. Terörsüz Türkiye sürecinin başarısı için iktidarımızın da, devletimizin de kararlılığının tam olduğunun bilinmesini istiyoruz. Türkiye bir yola girmiştir ve inşallah bu yol bizi terörün olmadığı, her karışında kardeşliğin ve huzurun egemen olduğunu bir menzile götürecektir. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin" dedi.




