8 Mart Dünya Kadınlar Günü yaklaşırken..
Yine “şiddet gören kadın” konulu haberler ve etkinlikler aldı başını gidiyor..
Bunlara benim bazı diyeceklerim var..
Bu diyeceklerim kadınların ve de bazı erkeklerin hoşuna gitmeyecek, biliyorum..
Ama, konuya bir de “benim pencerem”den bakmanızı istiyorum..
…
Dünyada asla değişmeyen bir gerçek var..
“Şiddet daima bir başka şiddeti doğurur..”
Bu şiddet fiziksel olabilir, psikolojik ya da ekonomik olabilir, hiç fark etmez..
Nitekim..
Araştırmacı Adil Gür şirketi tarafından 42 il, 126 ilçede 3 bin 252 kadınla yüz yüze görüşülerek yapılan araştırmada bu gerçek, bir kez daha gözler önüne serildi..
…
Biliyorsunuz..
Dünya Kadınlar Günü olsun olmasın, kim ağzını açsa “kadına yönelik şiddet”ten söz ediyor..
Araştırmaya göre..
çalışan kadınların yüzde 40.7’si, çalışmayanların ise yüzde 46.9’u eşinden yani (kocasından-erkeğinden) fiziksel şiddet görüyor..
…
Bunu okuyunca, “vay anasını, şu kadınlar erkeklerden neler çekiyor be” diyorsunuz, değil mi?
Aynı araştırmayı okumaya devam edin, hiç de öyle olmadığını göreceksiniz..
Buraya dikkat:
Kadınların yüzde 20.5’i çocukken-genç kızken babasından dayak yediğini söylemiş..
Ama..
Yüzde 29.7’si annesinden (yani bir kadından) dayak yediğini ifade etmiş..
Buna göre..
Erkek mi yoksa kadın mı daha çok “şiddet yanlısı”, hadi söyleyin..
…
Sürekli olarak, “kadına karşı şiddet”in protesto edildiği, “kadın”a karşı şiddet”in kınandığı bir dünyada, “kadının yaptığı şiddet”i kim ne zaman görecek, kim ne zaman protesto edecek, merakla bekliyorum..
Ve, “şiddet” konusunda “kadın-erkek ayrımı” yapılmasını da ben protesto ediyorum..
…
Şunu aklımızdan çıkarmayalım..
“Genelleme” yapıldığı sürece, hiçbir şeyin “doğru”sunu göremeyiz..
Ve hep ezbere konuşur, boşu boşuna “şiddet” yaratırız..
“Erkekler şiddet yanlısıdır” diye, bütün erkekleri suçlamak doğru mudur?
“Kadınlar şiddet mağdurudur” diyerek, bütün kadınların şiddet gördüğünü falan mı sanıyorsunuz?
Çoğu kadının da “şiddet yanlısı” olduğu gerçeğini de göz ardı etmeyin..
Araştırmada, bu da ortaya çıkmış..
“Haklı görülebilecek dayak yoktur” diyen kadınların yüzde 89.6’sı, “bazı durumlarda erkekler eşlerini dövebilirler” diyen kadınların yüzde 10.4’ü eşinden şiddet gördüğünü söylüyor..
…
Bir başka araştırma daha var..
Resmi bir kurum olan, “Aile Kurumu” tarafından yapılmıştı..
Bu araştırma sadece kadınları değil, erkekleri de konu etmişti..
“Şiddet gören kadın” oranı, Adil Gür’ün yaptığı araştırmadaki oranlarla hemen hemen örtüşüyor..
Ama..
Aynı araştırmada, erkeklerin de yüzde 78 oranında “şiddet mağduru” olduğu ortayı çıkmıştı..
…
Bunu –bir erkek olarak- sizlere biraz açmam gerekiyor..
…
Kocasını döven kadın sayısını sakın küçümsemeyin..
Erkekler, “karısından dayak yiyen erkek” durumuna düşmemek için, bunu asla söylemez, kadınlar gibi her yerde konuşmazlar..
Bu nedenle..
“Şiddet mağduru erkek” sayısı ve oranı asla net olarak belirlenemez..
Öte yandan..
Aile Kurumu’nun yaptığı araştırmada, erkekler daha çok “psikolojik şiddet” gördüklerini belirtmişler..
Bu ne demek?
“Kadın dırdırı” da denilen, erkekleri hep çeşitli konularda suçlayarak “kızdırma-tahrik etme” olayı demek..
Sinirlenen kadın da erkek de kendini pek kontrol edemez..
Zaten kadın sinirlendiği için “dırdır” ediyordur..
“Dırdır” da erkeği sinirlendiriyor..
İki sinir birbirine girince de, artık kimin gücü kime yeterse..
İşte “kadına karşı şiddet”in en büyük nedeni budur..
Eğitimsizlik, psikolojik bozukluk, manyaklık, sapıklık gibi nedenlerle yapılan “şiddet”e bakarak, iki cinsten birinin sürekli şiddet gördüğünü düşünmek büyük yanlışlık olur..
…
Diyorum ki..
Kadınlarımız da, kadınlara yalakalık yapan erkeklerimiz de, bütün kadınları “şiddet mağduru” olarak gösterme yanlışını sürdürmesin..
Bu tutum, iki cinsi sürekli geriyor ve şiddeti arttırmaktan başka bir işe yaramıyor..
Kadını anlamayan erkekler..
Erkeği anlamayan kadınlar..
Her şeye rağmen..
Birlikte yaşayacaklar..
Sürekli olarak “karşı cinsi” kışkırtacak ifadeler kullanarak “kendini haklı gösterme” çabaları ile bu hayat “tatlı” geçmez..
İki taraf da anlaşmak, uyuşmak zorunda..
Bunu anladığınız gün şiddet de biter, kavga da..
…
Bir de “kadın hakları” diye (gereksiz-anlamsız) bir kavga var..
Niye “insan hakları” değil de “kadın hakları”?
O konuyu da bir başka gün anlatacağım..
Antalya
Spor
İlçeler
Asayiş
Güncel
Özel
Trend Haberler
Samsun 20. Vezirköprü Belediyesi Kunduz Yağlı Güreşleri’ni kim kazandı?
Bursaspor’dan Rey Manaj bombası! Anlaşma çok yakın
Antalya'da elektrik kesintileri: 9 Ağustos
Antalya'da elektrik kesintileri: 8 Ağustos
İl içi tayinlerde takvim tepkisi
Çatıdaki tohumdan tropikal meyve müzesine