Kırmızı etin kilogram fiyatı kasap tezgâhlarında 900-1000 lirayı aşarken, üreticiden çıkan karkas etin 600-630 lira bandında seyretmesi fiyat tartışmalarını yeniden gündeme getirdi. Antalya Ticaret Borsası (ATB) Meclis Üyesi Ata Sönmez ise asıl sorunun yalnızca et fiyatı olmadığını, vatandaşın alım gücündeki düşüş ile üretim maliyetlerindeki artışın birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Ata Sönmez, piyasadaki durgunluğun en önemli nedenlerinden birinin vatandaşın gelirinin artan fiyatlar karşısında yetersiz kalması olduğunu belirtti. Et fiyatları belli bir seviyede tutulsa bile vatandaşın satın alma gücü yükselmediği sürece tüketimin istenilen seviyeye gelmeyeceğini ifade eden Sönmez, insanların temel ihtiyaçları arasında tercih yapmak zorunda kaldığını söyledi. Sönmez, üretici, esnaf ve tüketicinin aynı ekonomik baskının farklı taraflarında bulunduğuna dikkat çekerek, “ Üretici yüksek maliyetlerle üretim yaparken yeterli kazancı elde edemiyor, esnaf artan giderler nedeniyle fiyat baskısıyla karşılaşıyor, tüketici ise gelirindeki erime nedeniyle alışverişini kısmak zorunda kalıyor” dedi. Karkas et fiyatının yaklaşık 600-620 lira, bazı işlemlerde ise 630 lira seviyesine ulaştığını belirten Sönmez, kasap tezgâhındaki 900-1000 liralık fiyatın doğrudan kâr olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Karkas etin işletmeye girmesinden sonra kemik, yağ, sinir ve firelerin yanı sıra işçilik, kira, enerji, nakliye ve diğer işletme giderlerinin devreye girdiğini anlatan Sönmez, bütün bu maliyetlerin tüketici fiyatına yansıdığını ifade etti.
Yem maliyeti fiyatı etkiliyor
Hayvancılıkta en önemli giderlerden birinin yem olduğunu belirten Sönmez, yüksek yem fiyatlarının et ve süt üretim maliyetlerini doğrudan artırdığını söyledi. Özellikle yem hammaddelerinde dışa bağımlılığın üreticiyi dış piyasalardaki fiyat hareketlerine karşı savunmasız bıraktığını kaydeden Sönmez, soya gibi girdilerin ithal edilmesinin maliyetleri yükselttiğine dikkat çekti. Sönmez, hayvanın Türkiye’de beslenmesinin tek başına maliyet sorununu çözmediğini belirterek, yem, enerji, kredi ve diğer girdiler pahalı olduğu sürece üreticinin üzerindeki yükün devam edeceğini ifade etti. Hayvancılıkta ithalatın kısa vadede fiyatları dengelemek için kullanılabildiğini belirten Sönmez, bunun kalıcı çözüm olmadığını savundu. Yurt dışından getirilen canlı hayvanın Türkiye’de aylarca beslenmesinin de yem, kredi ve enerji gibi yeni maliyetler oluşturduğunu söyledi. Türkiye’nin kendi hayvan varlığını artırması gerektiğini vurgulayan Sönmez, sürdürülebilir bir et piyasası için üreticinin yeniden üretime yönelmesini sağlayacak politikaların uygulanması gerektiğini belirtti.
Çiftçi de yüksek maliyet altında
Hayvancılığın yanı sıra bitkisel üretimde de benzer sorunların yaşandığını ifade eden Sönmez, bu yıl arpa ve buğdayda yüksek rekolte beklenmesine rağmen üreticinin rahat bir sezon geçirmediğini söyledi. Mazot, gübre, ilaç, enerji, işçilik ve finansman giderlerinin çiftçinin maliyetlerini artırdığını belirten Sönmez, yüksek rekoltenin tek başına yüksek kazanç anlamına gelmediğini vurguladı. Ürün fiyatlarının maliyetleri karşılamaması halinde çiftçinin borç yükünün daha da arttığını dile getirdi. Üreticinin yaptığı işten yeterli gelir elde edememesinin uzun vadede ciddi risk oluşturduğuna dikkat çeken Sönmez, tarım ve hayvancılıkta üretimden uzaklaşmanın başladığını söyledi. Üretici sektörden çekildikçe gelecekte arz sorunlarının ortaya çıkabileceğini belirten Sönmez, bunun yalnızca bugünün fiyat problemi olmadığını, aynı zamanda Türkiye’nin gıda güvenliği açısından da değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
‘Çözüm maliyetleri düşürmek’
Ucuz gıdaya ulaşmanın yolunun üreticiyi baskılamak değil, üretim maliyetlerini düşürmek olduğunu belirten Sönmez, üretici zarar ettiği takdirde üretimin azalacağını, arzın daralmasıyla birlikte fiyatların yeniden yükseleceğini ifade etti. Sönmez, yemden gübreye, mazottan enerjiye, krediden finansmana kadar tüm üretim maliyetlerinin birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Hükümete çağrıda bulunan Sönmez, ekonomide kalıcı bir toparlanma sağlanabilmesi için üretim merkezli politikaların uygulanması gerektiğini belirtti. Üreticinin önünü görebilmesi, maliyetlerini hesaplayabilmesi ve gelecek sezon için plan yapabilmesi gerektiğini vurgulayan Sönmez, “Üretime dönük politikalar yapılması gerekiyor. Başka yapacak bir şey yok” dedi.





