Türkiye, aktif fay hatlarının üzerinde devasa bir şantiye görünümünde olsa da, özellikle 2000 yılı öncesi inşa edilen yapılar büyük bir sınavla karşı karşıya. Bilimsel verilerle "ekonomik ömrünü tamamlamış" veya "yıkılma riski yüksek" olarak tanımlanan riskli yapılar, sadece birer beton yığını değil, olası bir sarsıntıda binlerce canın emanet edildiği güvenli limanlar olmak zorunda. Ancak sahadan gelen veriler, mevcut yapı stokunun önemli bir kısmının alarm verdiğini kanıtlıyor. İşte bir binanın deprem direncinin düşük olduğunu ve acilen tahliye ya da güçlendirme gerektiğini gösteren o işaretler: Deprem yönetmeliklerinin miladı kabul edilen 1999 Marmara Depremi öncesi inşa edilen binalar, güncel standartların çok gerisinde kalıyor. O dönemde zemin etüdü zorunluluğunun olmaması ve yetersiz mühendislik hizmetleri, bu binaları doğrudan "yüksek risk" grubuna sokuyor. Eğer binanız 25 yaşın üzerindeyse, statik projesine uygun yapılıp yapılmadığı hayati bir soru işareti taşıyor.
Kalitesiz beton ve ‘Deniz kumu’
Bir binanın iskeletini ayakta tutan en temel unsur beton kalitesidir. Eski binalarda sıkça rastlanan C16 ve altı düşük dayanımlı betonlar, bugün kabul edilen standartların yarısına bile ulaşamıyor. Elle ufalanan, içinde deniz kabukları görülen veya yıkama işleminden geçmemiş tuzlu deniz kumu kullanılan betonlar, binanın ömrünü hızla tüketiyor. Uzmanlar, gözle görülen bu zafiyetlerin mutlaka profesyonel karot testleri ile tescillenmesi gerektiğini belirtiyor.
Korozyon: Sessiz katil paslanma
Kolon ve kirişlerdeki betonun dökülüp içindeki demirlerin (donatı) paslanmış bir şekilde açığa çıkması, yapının ‘taşıma kapasitesini’ kaybettiğinin en net kanıtıdır. Deniz kumundaki tuzun metali eritmesiyle oluşan korozyon, demirin kesit alanını daraltıyor. Bu durum, deprem anında demirin betonu tutamamasına ve binanın kağıt gibi katlanmasına yol açıyor.
Taşıyıcı sistemde çapraz çatlaklar
Sıva çatlakları kozmetik kusurlardır ancak kolon ve kirişlerdeki diyagonal (çapraz) çatlaklar yapısal bir bozulmanın işaretidir. Özellikle zemin katlarda veya taşıyıcı kolonlarda görülen derin yarıklar, binanın kendi ağırlığını bile taşımakta zorlandığını ve taşıyıcı sistemin yorulduğunu gösteriyor. Bu çatlaklar görüldüğü an, vakit kaybetmeden teknik inceleme başlatılmalıdır.
Nem, rutubet ve bodrum kat
Bir binanın temeli, onun en hassas noktasıdır. Bodrum katlarda sürekli nem, rutubet veya su birikintisi olması, temel yalıtımının olmadığını gösterir. Sürekli suya maruz kalan temel demirleri korozyona uğrar ve zemin zayıflar. Eğer binanızın bodrum katı ağır bir rutubet kokusuna sahipse, bu durum binanın yavaş yavaş ‘çürüdüğünün’ habercisidir. Binanızda bu işaretlerden bir veya birkaçını gözlemliyorsanız, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı lisanslı kuruluşlara başvurarak Risk Tespit Raporu hazırlatmanız ilk adım olmalıdır. Unutmayın; deprem öldürmez, ihmal edilen riskli yapılar öldürür.




