Antalya Karatay Çalışma Grubu’nun gelenekselleşen söyleşi programları, Kaleiçi’nin büyüleyici tarihi atmosferinde coşkulu bir katılımla yeniden başladı. Muratpaşa ilçesindeki tarihi Karatay Medresesi’nde gerçekleştirilen sezonun ilk etkinliği, basının dününden bugününe uzanan kritik etik sorunları gözler önüne serdi. Karatay Çalışma Grubu Sekreteri Özel Satılmış Özgüç’ün de katılım sağladığı program; Karatay Çalışma Grubu, Emekli Subaylar Derneği, Kıbrıs Türk Kültür Derneği ve Türk Ocakları Antalya Şubeleri gibi kamuya yararlı derneklerin yanı sıra 20 kadar sivil toplum kuruluşunun oluşturduğu güçlü bir platformun iş birliğiyle hayata geçirildi. Buluşmanın konuğu ise Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman İrvan oldu. Yoğun ilgi gören program, Mustafa Kemal Atatürk’ün basın hürriyetinin önemine ve taşıdığı hayati sorumluluğa dikkat çeken anlamlı sözleriyle başladı. Açılış konuşmalarının ardından kürsüye gelen Prof. Dr. Süleyman İrvan, dijitalleşen dünyada medyanın kamuoyunu bilgilendirme misyonunu yürütürken karşılaştığı etik erozyona dikkat çekti. Medyanın hızla dönüştüğü bu çağda doğruluk, tarafsızlık ve kişi haklarına saygı ilkelerinin esnetilemeyeceğini belirten İrvan, katılımcılara kapsamlı bir sunum yaptı.

Gazetecilik etiğinin gelişimi

Sunumunun ilk bölümünde gazetecilik mesleğinin tarihsel evrimine değinen Prof. Dr. Süleyman İrvan, ilk gazetelerin 17. yüzyıl başlarında yayımlanmaya başladığını, ancak meslekleşme sürecinin 20. yüzyıla kadar sürdüğünü ifade etti. Gazeteciliğin profesyonel bir kimlik kazanabilmesi için bilgi birikiminin oluşması, akademik eğitimin başlaması ve etik ilkelerin yazılı hale gelmesi gerektiğini belirten İrvan, üniversite düzeyindeki ilk gazetecilik eğitiminin 1908 yılında University of Missouri’de verildiğini hatırlattı. Joseph Pulitzer’in öncülüğünde 1912’de Columbia Üniversitesi’nde açılan yüksek lisans programının ve 1922’de Amerikan Gazete Editörleri Cemiyeti (ASNE) tarafından yayımlanan ilk etik kuralların bu süreçteki dönüm noktaları olduğunu kaydetti.

ATSO'dan 76 eserlik koleksiyon
ATSO'dan 76 eserlik koleksiyon
İçeriği Görüntüle

Türkiye’deki basın etiği tarihine de ışık tutan İrvan, 1960 yılında kurulan Basın Şeref Divanı ve Basın Ahlak Yasası’nın en geniş katılımlı özdenetim modeli olduğunu, ardından 1989’da Basın Konseyi’nin ve 1998’de Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nin hayata geçirildiğini belirtti. İyi bir gazeteciliğin doğruluk, dürüstlük, editöryal bağımsızlık, nesnellik, adalet, zarar vermeme, cesaret, çözüm gazeteciliği, teyit ve hesap verme olmak üzere 10 temel ilkeye dayanması gerektiğini vurguladı.

İnternet çağının karanlık yüzü

Günümüz internet ve sosyal medya gazeteciliğinin karşı karşıya olduğu temel etik sorunları somut örneklerle ele alan Prof. Dr. Süleyman İrvan, "hız" olgusunun gazeteciliğin en büyük ikilemi haline geldiğini belirtti. “Haberi önce ver değil, önce doğru ver” kuralının günümüzde tık ve etkileşim uğruna hiçe sayıldığını söyleyen İrvan, şu değerlendirmelerde bulunarak, "Hız, gazeteciliğin doğasında var; haberi ilk veren olmak her zaman önemlidir. Ancak günümüz internet gazeteciliğinde bu kural çığrından çıktı. Haber paylaşma rekabetinde geri kalmak istemeyen hesaplar, yanlış olduğunu bildikleri içerikleri sırf daha çok okunsun ve etkileşim alsın diye servis edebiliyor. Çünkü ne yazık ki yalan haber dijital mecralarda daha çok rağbet görüyor” dedi.

Okuru aldatmaya yönelik ‘Bakın ne oldu?’, ‘Görenler şaşkına döndü’ gibi sansasyonel başlıkların (tık gazeteciliği) ve arama motoru algoritmalarını kandırmak için üretilen anlamsız SEO içeriklerinin haberciliğin saygınlığını lekelediğini belirten İrvan; sosyal medyada detaya yer vermeden sadece etkileşim kırıntılarıyla beslenen hesapların gazetecilik mesleğini tehdit ettiğini dile getirdi. Ayrıca kopyala-yapıştır haberciliği, partizan/militan gazetecilik, nefret söyleminin dolaşıma sokulması ve yapay zekanın dezenformasyon amaçlı kullanılmasının yarattığı tehlikelere dikkat çekti.

Gazeteci reklam yapabilir mi?

Söyleşide gazetecilerin sosyal medya hesapları üzerinden ürün reklamları yapması (örtülü reklam) oldu. Tarihsel olarak bilgilendirmeyi amaçlayan gazetecilik ile ikna etmeyi amaçlayan reklamcılığın keskin çizgilerle ayrıldığını hatırlatan İrvan, günümüzde bu duvarın yıkıldığını ifade etti. Medya ombudsmanı Faruk Bildirici’nin eleştirilerine ve bazı tanınmış isimlerin sosyal medyadaki reklam faaliyetlerine değinen İrvan, etik ilkelerin bu tür ticari iş birliklerini açıkça yasakladığını vurguladı. Tarihi Karatay Medresesi’nin ambiyansında interaktif bir şekilde ilerleyen söyleşi, katılımcıların soru ve katkılarıyla zenginleşti. Programın sonunda, Türk basınının ve toplumun hafızasında yer edinen değerlere atıfla, Atatürk’e ithafen yazılan 7 ayrı yazarın kitabı Prof. Dr. Süleyman İrvan’a takdim edildi. Karatay Çalışma Grubu yöneticileri ve katılımcılar, konuk hocaya teşekkür ederek günün anısına hatıra fotoğrafları çektirdi. Etkinlik, internet gazeteciliğinde özdenetim mekanizmalarının acilen kurulması ve mesleğin yeniden itibar kazanması gerektiği yönündeki ortak vurguyla sona erdi.

Muhabir: Esra ALTUNKES